SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 32. İstiaze
Ebû Hureyre (r.a.)’den, rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle duâ edermiş; “Allah’ım, açlıktan sana sığınırım. Şüphesiz o kötü bir yatak arkadaşıdır. Hıyanetten de sana sığınırım. Çünkü o pek kötü bir sırdaştır.”
İzah:
Nesâî, isti’âze
Nebi s.a.v.in Allah’a sığındığı açlık, bilinen mânâda midenin boşluğundan dolayı hissedilen elemdir.Bu insanın görünen ve görünmeyen güçlerine tesir edip, taât ve ibâdete engel olduğu için Allah’a sığınmıştır.
Efendimiz açlık için “yatak arkadaşı” tabirini kullanmıştır. Bu manayı verdiğimiz kelimesi manasınadır ki, yattığı yerde arkadaşından ayrılmayan” demektir. Açlık, gece gündüz, uykuda ve uyanıkken tesirini hissettirdiği, sahibinden hiç ayrılmadığı için “yatak arkadaşı” diye ifade edilmiştir.
Bu ifadeden, Allah’a sığınılacak açlığın insana zarar veren, ibâdetine mani olacak derecede onu zayıflatan açlık olduğu anlaşılır.
Üzerinde durduğumuz hadise göre, Hz. Peygamber’in Rabbine sığındığı ikinci sıfat, hıyanettir.
Hıyanet, emânetin karşıtıdır. Tıybî hiyâneti, “O kimse yokken ahdi bozmak suretiyle hakka muhalefettir” diye tarif eder. Ahd ve tüm şer’î teklifleri kapsayan bir terimdir. Buna göre hadiste kast edilen hıyanet birisinin bıraktığı emanete hıyanetten çok daha şümullüdür. İnsanın yüklendiği tüm şer’î mükellefiyetlerin hakkını edâ etmemesidir ki, bildiğimiz anlamdaki emânete hiyânet de bu mânânın alanına girer.
“Sırdaş” diye terceme ettiğimiz kelimesi, aslında “elbisenin astarı” demektir.Burada sırdaş mânâsına gelebileceği gibi, “insanın içinde gizlediği şer” mânâsı da kast edilmiş olabilir.
Bu babın başından beri Hz. Peygamberin Allah’a sığındığı sözler tedkik edilirse, bunların ya tüm kötülüklere şümulü olan muhtevalı kelimeler ya da zararı umûmu ilgilendiren kötülükler olduğu görülür. Efendimizin sözlerinden dünyalık gibi görünenler, aslında, âhirete mütealliktir. Meselâ açlık, ilk bakışta dünyevi bir sıkıntı olarak görülebilir ama, Resul-i Ekrem’in açlıktan Allah’a sığınmaktaki gayesi dünya lezzetlerini kaybetme endişesi değil, ibâdetlerim ifâya mâni olacağı korkusudur. Hz. Peygamberin yemek konusundaki sünneti tedkik edilirse, bu gerçek açıkça ortaya çıkar.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar