SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 32. İstiaze
Ebû Hureyre (r.a.)’den, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle duâ ettiği rivayet edilmiştir: “Ey Allah’ım! (Şu) dört şeyden sana sığınırım. Faydası olmayan ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten ve işitilmeyen (kabul edilmeyen) duadan.”
İzah:
Nesâî, isti’aze; İbn Mâce, mukaddime, dua; Benzeri ve Zeyd bin Erkan’dan olmak üzere: Müslim, zikir; Abdullah bin Amr’dan olmak üzere: Tirmizi, deavat; Ahmed b. Hanbel, II, 167, 198, 340, 365, 451; III, 192, 255, 283; IV, 371, 381.
Hadiste açıkça görüldüğü gibi Hz. Peygamber dört şeyden Allah’a sığınmıştır. Bunlar:
a. Faydasız ilim: Şüphesiz bundan maksat, para kazandırmayan bilgi değildir.Dünyada amele, âhirette de sevaba vesile olmayan ilimdir. Bu durumda olan bilgi, sahibi için zarardan başka birşey değildir. Çünkü o, sahibinin Cehenneme atılmasına sebeptir. Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiklerine göre, Fahr-i Kâinat Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Kişi kıyamet günü getirilip cehenneme atılır, bağırsaktan dökülür, eşeğin değirmeni döndürdüğü gibi sahibi onları döndürür durur. Bunun üzerine cehennemlikler onun etrafına toplanıp, “Ey filan, bu hâlin ne? Sen bize iyiliği emredip, kötülükten sakındırmıyor muydun? derler. Adam da “Evet, size iyiliği emrediyordum, fakat kendim yapmıyordum. Kötülükleri men ediyordum ama kendim yapıyordum” der.”
Yine Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiklerine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İsra gecesi dudakları ateşten makaslarla kırpılan bir topluluğa uğradım. Bunlar kimler ya Cibril? diye sordum.”
“Bunlar ümmetimin, söylediklerini yapmayan hatipleridir” dedi.
Taberânfnin ceyyid bir isnadla rivayet ettiği hadiste de Efendimizin:
“İnsanlara hayrı öğretip de kendileri yapmayanlar,kendisi yanıp başkalarını aydınlatan kandile benzerler” buyurduğu bildirilmektedir. Bilgisi kendisine fayda vermeyen, bir başka ifadeyle, ilmiyle amel etmeyenlere verilecek cezanın şiddeti yukarıda tercemelerini naklettiğimiz hadislerden gayet net bir şekilde anlaşılmaktadır. Onların son derece çetin azablarla karşı karşıya kalmalarına sebep, cemiyet içerisinde önder sıfatını haiz olmaları, davranışlarının başkaları için misal teşkil etmesidir. Çünkü onların davranışlarını gören cahiller, “bu âlimdir bir ruhsat olmasa böyle yapmazdı, mutlaka onun bir bildiği var” diyerek, âlimin yaptığı kötülükleri işlemeye kalkacaktır. Böylece kötülükler onu yapan bilgin vasıtasıyla yapılacaktır. Hz. Ali “iki kişi belimi kırdı: İlmiyle amel etmeyen âlim ve kendisini ibadete veren câhil” der. Çünkü bunların ikisi de insanların sapmasına sebeb olabilir. Zira insanların bir alimin yaptığına uymaları, sözünü tutmalarından daha yaygın olabilir. Kendini ibadete veren câhile de insanlar meylederler, onun peşinden giderler, neticede onun cehli kendisine uyanların tümüne sirayet eder.
İlmi ile âmil olmayanları kötüleme sadedinde âyetler de vardır. Şu mealdeki âyetler bunlardandır:
“Yapmayacağınızı söylemeyiniz. Allah yanında şiddetli bîr buğza sebeb olur.”[Saf 3]
“(Ey bilginler) Sizler kitabı (Tevrat’ı) okuyup gerçekleri bildiğiniz halde, insanlara iyiliği emrediyor, kendinizi unutuyor musunuz?”[Bakara 44.]
Huşu Duymayan Kalb: Yani Allah’ın adı anıldığında itaat etmeyen, haz duymayan, şeriatın hükümlerine bağlanmayan kalbten Efendimiz Allah’a sığınmıştır. Nitekim Allah da şu âyet-i kerimede kalplerin katılaşıp huşu duymamasını kötülemiştir:
“…Kalbleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”[Zümer 22]
Doymayan Nefis: Dünyaya düşkün olan doymak bilmeyen, Allah’ın taksimine razı olmayan aç gözlü nefis.
Kabul Edilmeyen Duâ: Aslında bu mânâyı ifade eden sözün tam karşılığı “işitilmeyen dua”dır. Kabul edilmeyen dua, sanki hiç işitilmemiş gibi olduğu için bu şekilde ifâde edilmiştir. Bu ifâdenin aynı manaya kullanıldığı başka yerler de vardır. Meselâ rükûdan kalkarken söylediğimiz sözü, “Allah kendisine hamd edene karşılık verir” demektir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar