SÜNEN EBU DAVUD
CİHAD BAHSİ
DEVAM: 140. Ganimetler Dağıtıldıktan Sonra Savaşa Gelen Kimse Ganimetten Bir Pay Alamaz
İbn Ömer’den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) Bedir (savaşı) günü (ayağa) kalarak: “Gerçekten Osman, Allah’ın ve Rasulünün yolunda hizmette bulundu. Ben de onun adına biat ediyorum.” deyip (ganimet mallarından) ona da pay verdi. Oysa onun dışında, harbe katılmayan hiçbir kimseye (ganimetten) pay vermemişti.
İzah:
Her ne kadar metinde Hz. Peygamberin Hz. Osmanın dışında Bedir savaşına bilfiil katılmayan kimselerin hiçbirine ganimetten hisse vermediği ifade ediliyorsa da aslında, es-Siyerü’1-Kebir isimli eserde açıklandığına göre, Hz. Peygamber bilfiil Bedir harbine katılmayan Hz. Osman’a Bedr ganimetlerinden pay verdiği gibi, Şam taraflarına giden Kureyş Kervanım takib etmek ve onun hakkında haber getirmekle görevlendirdiği Talha b. Ubeydullah ile Said b. Zeyd (r.a)’e ve Medine’den gelen münafıklarla ilgili bir haberi tahkik etmek üzere, Medine’ye gönderdiği Ensar’dan beş mücahide de bilfiil savaşa katılmadıkları halde, Bedir ganimetlerinden hisse vermiştir. Bu mücahidler her ne kadar bilfiil savaşa katıl-mamışlarsa da aslında, bilfiil harp ülkesinde Rasul-i Ekrem’in ve tüm müs-lümanların hizmetinde bulunmuşlardır. Medine’ye gönderirken Hz. Talha ile Hz. Said’den Medine’de bulunduklarından dolayı harp ülkesinde değil, İslam ülkesinde bulundukları iddia edilemez.
Ayrıca bazı kimseler, “Allah Teâlâ hazretleri, Bedir ganimetlerinin paylaştırılmasını Rasulünün arzusuna bırakmıştı. O ganimetlerde kimsenin hakkı yoktu. Bu sebeple Hz. Peygamber sözkonusu ganimetlerden istediği kadarını istediği kimseye vermeye salahiyetli idi de onun için sözü geçen kimselere de Bedir savaşına katılmadıkları halde ganimetlerden pay verdi. Nitekim “… Ganimetler, Allah’ın ve Rasûliinündür…”[Enfâl 1] ayet-i kerimesi de bunu gösterir.” demişlerdir. Siyer-i Kebir şerhinden naklettiğimiz bu ifadelerden de anlaşılıyor ki aslında Bedir savaşına bilfiil katılmadığı halde Bedir ganimetlerinden pay alan sadece Hz. Osman değildir. Fakat Hz. İbn Ömer bundan haberi olmadığı için “Savaşa katılmadığı halde ganimetlerden pay alan sadece Hz. Osman’dır…” diye rivayette bulunmuştur.
Hanefi âlimlerinden Ebû Ca’fer Tahavî, bu hadisle ilgili olarak şu açıklamayı yapıyor: *’Hz. Osman Hz. Peygamberin emriyle Medine’de kalarak ailesi Rukiyye’nin hastalığıyla ilgilenmek üzere görevlendirildiği ve bu yüzden de katılmayı çok istediği halde bilfiil katılamadığı, Bedir savaşının ganimetlerinden hisse aldığı gibi,devlet reisinin bir başka cephede savaşmak üzere müslümanların işleriyle görevlendirildiği bir kimse de müslümanların eline geçen ganimet mallarından pay almaya hak kazanır. Kumandan, harp malzemesi ikmal etmek üzere İslam ülkesine geri gönderdiği kimselerle, Harbe katılmayı çok arzu ettikleri halde devlet reisinin görevlendirdiği yeri terke-demeyen ve bu yüzden de savaşa katılmayan kimseler de ganimetten pay almaya hak kazanırlar. Her ne kadar 2723 numaralı Ebû Hureyre hadisinde Hz. Ebanı, Necd taraflarına gitmek üzere bizzat Hz. Peygamber gönderdiği halde, dönüşte ona ve arkadaşlarına Hayber ganimetlerinden pay verilme-mişse de, aslında bunun sebebi Hz. Peygamberin Hz. Eban ile arkadaşlarını savaş başladıktan sonra değil de savaş başlamadan önce göndermiş olmasıdır. Bir başka ifadeyle, Hz. Eban’ı Hayber savaşına katılmaktan alıkoyan sebep kendisine Hz. Peygamberin vermiş olduğu görev değildi. İstese idi Hayber savaşı sona ermeden önce arkadaşlarıyla birlikte Hayber mücahidlerine katılabilirdi.
Avnü’l-Ma’bûd yazarının ifade ettiğine göre, her ne kadar konumuzu ilgilendiren bu hadis-i şerifte Bedir muharebesinin sonunda Hz. Peygamberin, Hz. Osman’ın gıyabında onun adına bîat aldığı ifade ediliyorsa da, bu doğru değildir. Hadisin bu kısmını bazı raviler yanlış rivayet etmişlerdir. Hz. Peygamberin kendi sağ elini sol eli üzerine koyarak Hz. Osman’ın gıyabında, onunla biatlaşması hadisesi, Bedir savaşında değil, Hudeybiye gazvesinde olmuştur. Nitekim Buharı ve Tirmizi’de zikredilen şu hadis-i şerifte bu gerçeği ifade etmektedir:
“Osman b. Abdullah b. Mevhibden rivayet edilmiştir ki, Mısır halkından bir adam, Beytullah’ı haccetti ve (orada) oturmakta olan bir cemaat gördü.
“Bunlar kimlerdir?” diye sordu.
“Kureyşdir” dediler.
“Şu şeyh kimdir?” diye sordu.
İbn (i Ömer) dir.” dediler. Yanına geldi ve:
“Sana birşey soracağım; şu ka’be’nin kutsiyeti hakkı için senden bana (gerçeği) söylemeni istiyorum. Uhud savaşı esnasında Osman’ın kaçtığını bilir misin?” dedi. Şeyh:
“Evet” diye cevap verdi. Adam:
“Rıdvan Matından geri kaldığını ve bu biate katılmadığını biliyor musun?” diye sordu. Şeyh:
“Evet” diye cevap verdi. Adam:
“Bedir savaşından geri kaldığını ve bu savaşa da katılmadığım bilir misin?” dedi. Şeyh:
“Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine adam “Allahü ekber” diye mukabele etti. İbn Ömer Ona:
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar