Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

EYMAN VE’N-NUZUR BAHSİ

20. Beyt-i Makdis’de Namaz Kılmayı Adayan Kimsenin Durumu

Câbir b. Abdillah (r.a)’dan rivayet edildiğine göre: Mekke fethi günü bir adam ayağa kalkıp; Ya Rasûlallah! Ben, Allah sana Mekke fethini nasib ederse Beytü’l-Makdis’de Allah için iki rek’at namaz kılmayı adadım, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): “Burada kıl” buyurdu.

Adam sözünü tekrarladı, Hz. Nebi yine, “Burada kıl” buyurdu. Sonra adam sözünü bir daha tekrarladı. Bu sefer Rasûlullah: “Öyleyse sen bilirsin (burada kılmak istemiyorsan Beytü’l-Makdis’de kıl)”buyurdu.

Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin bir benzeri Abdurrahman b. Avf tarafından Rasûlullah (s.a.v.)’dan rivayet edilmiştir.

İzah:

Dârimî, Hâkim, Beyhakî, Ahmed b. Hanbel, III, 363.

Beytü’l-Makdis, Kudüs şehrindeki Mescid-i Aksâ’dır.

Hadis-i Şerif; belirli bir yerde namaz kılmayı adayan kişinin başka bir yerde namaz kılmasıyla adağının yerine gelmiş olacağını göster­mektedir. Avnu’l-Ma’bûd sahibi; bu cevazı, adayanın bulunduğu yerin na­maz kılmayı adadığı yerden daha efdal olması kaydı ile kayıtlamıştır. An­cak bu, âlimlerin üzerinde ittifak ettiği bir nokta değildir.

Hanefî mezhebinde, Züfer’in dışındaki âlimlere göre; bir yer tayin edi­lerek yapılan nezirlerde, anılan yere itibar şart değildir. Kişi istediği yerde adağını yerine getirebilir. Bedâiu’s-Sanâi’de şöyle denilmektedir: “Eğer şart, falan yerde namaz kılmak veya falan şehirdeki fakirlere şu kadar sadaka ver­mek borcum olsun şeklinde bir yer ile kayıtlı ise, üç imamımıza göre bu ada­ğın başka bir yerde eda edilmesi caizdir. Züfer’e göre ise bu adak, sadece şart koşulan yerde eda edilebilir.”

Merâkı’l-Felâh’ın şu ifadeleri ise, daha müşahhas ve konumuzu izahda daha açıktır:

“Biz, zaman, yer, para ve fakir tayinini hükümsüz saydık. Meselâ, Şa­ban ayı için adanan orucun yerine Receb orucu kâfidir. Mekke’de veya Mescid-i Nebevî’de, ya da Mescid-i Aksa’da kılınmak üzere adanan bir na­maz Mısır’da kılınsa yeterlidir. Çünkü edanın sıhhati, yer itibariyle değil, ibadet itibariyledir.”

Şâfiîlere göre; Mescid-i Haram’da namaz kılmayı adayan kimse bu ada­ğını ancak orada eda edebilir. Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa konusunda ihtilâf vardır. İmam Nevevî,Minhâc adındaki eserinde; “Zahir olan Mescid-i Haram gibi, onların da adakta tayin edilmesidir” der.

Şerbinî’nin Muğni’l-Muhtâc’ daki ifadesine göre; bir kimse Mescid-i Ne-bevî veya Mescid-i Aksa’da namaz kılmayı adaşa ve Mescid-i Haram’da bu namazı kılsa yeterlidir. Adağı edada Mescid-i Nebevi Mescid-i Aksa’nın ye­rine kaimdir. Ama Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevî’nin yerini tutmaz. Yani Mescid-i Aksa’da namaz kılmayı adayan bu namazını Mescid-i Nebevî’de kılabilir; fakat Mescid-i Nebevî’de namaz kılmayı adayan Mescid-i Aksa’da kılamaz.

Sahih-i Müslim ve Ahmed b. Hanbel’in MüsnecTindeki şu hadis yuka­rıdaki ifadeleri takviye etmektedir:

İbn Abbas’dan rivayet edildiğine göre; bir kadın hastalanmış ve, “Al­lah bana şifa verirse gidip Mescid-i Aksa’da namaz kılacağım.” diye adakta bulunmuş. Neticede iyi olmuş. Sonra, Kudüs’e gitmek üzere hazırlanıp Mey-mûne (r.anha)’ye gelmiş. Selâm verip durumunu anlatmış. Bunun üzerine Meymûne (r.anha): “Otur ve Rasûlullah’ın mescidinde namazını kıl. Çün­kü ben Hz. Nebi’in;”Buradaki bir namaz Mescid-i Haram’ın dışın­daki mescidlerde kılınan bin namazdan daha üstündür” buyurduğunu duy-dum”demiştir.

3309 numarada gelecek olan hadiste, “büvâne” denilen yerde kurban kesmeyi adayan kişiye, Hz. Nebi’in; “Adağını yerine getir” buyur­duğu beyan edilmektedir. Bu, üzerinde durduğumuz hadisle, işaret edilen bu hadis arasında bir çelişki olduğunu göstermez. Çünkü Hz. Nebi’in ken­disine soru soran şahsa verdiği cevap şart koşulan yerde de adağın ifa edil­mesinin caiz olduğunu gösterir. Yani nezrin şart koşulan yerde edası vacip değil, caizdir. Zaten üzerinde durduğumuz hadisin sonunda da Hz. Peygam­ber: “Öyleyse sen bilirsin” buyurarak bu cevaza işaret etmiştir.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD