SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
DEVAM: 143-144. Rüku’ Ve Secdede Belini Düz Tutmayan’ın Namazı
Rifaa b. Rafi’den, manası önceki (857) ile aynı olan bir hadis daha nakledilmiştir. Bu hadiste (Rifaa) Resulullah (sallellahu aleyhi ve sellem)in; “yüzünü ve dirsekleriyle beraber ellerini yıkamak, başını meshetmek ve topuklarına kadar ayaklanın (yıkamak) suretiyle Allah’ın emrettiği şekilde abdest almadıkça, sonra “aziz ve celil olan Allah en büyüktür” demedikçe ve ona hamd etmedikçe ve sonra kendisine izin verildiği ve gücü yettiği kadar Kur’an’dan (ayetler) okumadıkça hiçbirinizin namazı tam değildir” buyurduğunu söylemiştir. Daha sonra (Ebu Davud’un şeyhlerinin şeyhi olan Hemmam bir önceki) Hammad hadisinin bir benzerini (İshak b. Abdullah ve Ali b. Yahya ve babası vasıtasıyla amcası Rifaa’den şöyle) nakletmiştir: Resulullah (sallellahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Sonra tekbir getirir, sonra secde eder ve bütün eklemleri yatışacak ve yerine rahatça yerleşecek şekilde yüzünü yere koyar.” Hemam -kendisine bu hadisi nakleden İshak’ın- bazı kere (“yüzünü” sözü yerine) “alnını” dediğini söyledi (ve rivayetine şu sözlerle devam etti:) “Sonra tekbir getirip oturağı üzerinde oturur hale gelecek şekilde dikilir ve belini kaldırır.” (Resulullah) namazın dört rekatını da bu şekilde ta’rif etti. (Bu tarifi) bitirince, “bunu yapmadıkça hiç birinizin namazı tamam olmaz” buyurdu.
Diğer tahric: Nesaî, iftitah, tatbîk, sehv; Tirmizî, mevakît
AÇIKLAMA:
Bu hadis-i şerif namazın sahih olabilmesi için abdestin şart olduğunu açıkça ifade etmektedir. Daha önce Taharet bölümünde (50.) babta geçen hadis-i şerifleri açıklarken bu mevzuyu bütün ayrıntılarıyla ele aldığımız için burada tekrara lüzum görmüyoruz.
Ayrıca bu hadis namazın her rekatında Kur’an okumanın farz olduğuna delalet etmektedir. Halbuki Hanefi mezhebine göre Kur’an okumak sadece ilk iki rek’atta farzdır. Ancak Hanefi ulemasından Kudurî gibi bazı alimler Kur’an okumanın farz olduğu rekatlarının şu veya bu rekatlar olmasını şart koşmamışlar, sadece namazın iki rekatında okumanın farz olduğunu, bu rekatların ilk iki rekat olabileceği gibi son iki rekat veya ikinci üçüncü rekatlar da olabileceğini söylemişlerdir.
Hasan el-Basrî namazda okunması farz olan Kur’an’ın, namazın herhangi bir rekatında okunmakla ifa edilmiş olacağını söylediği gibi, İmam Malik namazın üç rekatında, İmam Şafiî de dört rekatında okunmakla yerine getirilmiş olacağı görüşündedirler.
Hasan el-Basrî’in delili “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun”[Müzzemmil 20] ayetidir. Hasan el-Basrî görüşünü şöyle açıklıyor: Bir fiilin yapılmasını isteyen bir emri tekrar tekrar yerine getirmek icabet etmez. Madem ki Allah Teala Hazretleri bize; “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” buyuruyor, o halde namazın herhangi bir rekatında Kur’an okumakla bu emri yerine getirmiş oluruz ve Resul-i Ekrem’in “Kıraatsiz namaz sahih değildir” emri de herhangi bir rekatta Kur’an okumakla yerine getirilmiş olur.
İmam Şafiî’ye göre ise, “namaz” sözü, namazın her bir rekatını içine alır. Buna göre “kıraatsiz namaz olmaz” sözü “namazın hiçbir rekatı kıraatsiz sahih olmaz” demektir. Nafilelerde durum böyle olursa, nafileden kuvvetli olan farzlarda da durumun böyle olması daha büyük önem kazanır. Nasıl namazın diğer rükünleri her rekatta tekrarlanıyorsa, namazın bir rüknü olan kıraatin de her rekatta diğer rükünler gibi tekrarlanması icab eder.
İmam Malik’e göre ise, “ekseriyet bütünün yerine kaim” olduğundan, dört rekatlı bir namazda da üç rekat ekseriyeti teşkil ettiğinden dört rekatlı bir namazın üç rekatında Kur’an okumak, o namazın bütün rekatlarında okumak gibidir. Hanefî uleması ise, kendi görüşlerinin doğruluğuna dair Hz. Ömer’in akşam namazı kıldırırken ilk iki rekatın birinde terkettiği kıraati üçüncü rekatta sesli olarak kaza ettiğini delil gösterirler ve aynı şekilde Hz. Osman yatsı namazı kıldırırken ilk iki rekatta terk ettiği kıraati, son iki rekatta sesli olarak kaza etmiştir” derler. Ve yine Ali (k.v.) ile İbn Mesud (r.a.) hazretlerinin; “Kişi namazın son rekatında muhayyerdir. İsterse okur, isterse susar, isterse teşbih eder” dediklerini ve yine kendisine son iki rekatta Fatiha okumanın hükmünü soran kimseye Hz. Aişe’nin “medhü sena kasdiyle okuyabilir” cevabım vermiştir. Aksini ifade eden bir rivayet efe bulunmadığına göre, bunların icma manasına geldiğini, ayrıca son iki rekatta kıraatin sessiz oluşunun da kendi görüşleri için bir delil olduğunu, çünkü bütün rükünlerin açıkça ifade edildiğini söylerler.
Yine Hanefi ulemasına göre, kıraatin her rekatta okunacağına dair ayet ve hadislerde sarih bir ifade yoktur. Ancak delalet vardır. Şöyle ki, ikinci rekat birinci rekatın tekrarı olduğu için, ikinci rekatta da birinci rekat gibi kıraatin bulunduğu delalet yoluyla anlaşılır. Ancak namazın üçüncü ve dördüncü rekatları ilk rekatın tekrarı değildir. Hz. Aşie (r.anha)’mn rivayetinden de anlaşıldığı gibi, namazların aslı ikişer rekattı. Üçüncü ve dördüncü rekatlar sonradan Allah’ın emriyle ilave edildi. Öyleyse üçüncü ve dördüncü rekatlar birinci ve ikinci rekatlara kıyas edilemezler. Nitekim bunlar seferi hallerde düşerler. Bir şey üzerine yapılan ilave o şey gibi değildir. Bu yüzdendir ki ilk iki rekatta Kur’an sesli okunduğu halde üçüncü ve dördüncü rekatlarda sessiz okunur. Kitap ve Sünnette kıraatin farziyyetine ve miktarına dair açık bir beyan bulunmamakta, bilakis bu mevzu ile ilgili ayet ve hadislerdeki ifadeler mücmeldir. Bu ifadeleri açıklığa kavuşturan ancak sahabenin tatbikatıdır. Fakat nafile namazların durumu ise, farz namazlardan farklıdır. Onların her rekatında Kur’an okumak farzdır. Çünkü nafile namazlar ikişer ikişer kılınır. Dört rekat kılınanları da aslında iki ayrı çiftten ibarettir. İlk iki rekatın bozulmasıyla son iki rekatın bozulması gerekmez.[Kasanî, Bedayiü’s-sanayi’, I, 111.]
“Bunu yapmadıkça hiçbirinizin namazı tamam olmaz” sözünden maksat ise; “bu söylediklerimin kimisi namazın kalbi mesabesinde olan farzlardır. Kimisi de insana nisbetle el, kol mesabesinde olan vacib ve sünnetlerdir. Kimisi de insana nisbetle kaş, göz, saç, sakal mesabesinde bulunan adabıdır. Bunlardan bir tanesini eksik yapacak olursan terkettiğin fiilin namazdaki ehemmiyeti derecesinde namazı noksanlaştırmış olursun” demektir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar