SÜNEN EBU DAVUD
EYMAN VE’N-NUZUR BAHSİ
DEVAM: Hz. Nebi (s.a.v.)’in Yemini Konusunda Gelen Haberler
Ebû Hureyre (r.a)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) yemin ettiği zaman; “Hayır, estağfirullah” derdi.
İzah:
İbn Mâce, keffârât
Hadisin zahiri; Hz. Nebi (s.a.v.)’in yemin ettiği zaman “Estağfirullah” dediğine, yani bu şekilde yemin ettiğine de lâlet etmektedir. “Estağfirullah”; “Allah’tan bağış dilerim” manasınadır.
Bu kalıp ise, bilinen yemin kalıplarına benzememektedir. Şüphesiz Hz. Nebi’in bu şekilde yemin etmesi devamlı değildir. Bazan böyle yemin ederdi.
Âlimler, bu haberde ifade edilen manayı izahda farklı şeyler söylemişlerdir. Aliyyü’l-Kârî’nin el-Mirkât adındaki eserinde verdiği şu bilgi bu konuya oldukça açıklık getirmektedir:
Kâdî, bu sözün manasının; eğer mesele bunun aksine ise, Allah’tan bağış dilerim, demek olduğunu söyler. Kadı’nın beyanına göre; gerçi bu söz (ve’stağfirullah) yemin değildir, ancak sözü tekid edip kuvvetlendirmesi bakımından yemine benzer. Onun için ravi buna yemin demiştir.
Tıybî ise şöyle der:
“sözündeki “vav” harfi, atıf içindir. Bu da kendisine atıf yapılan mahzuf bir cümlenin olmasını gerektirir. Buna karine de; sözüdür. Çünkü bu ya; Cenab-ı Allah’ın sözünde olduğu gibi, geçen sözü reddetmek maksadıyla yemine h azırlık içindir, ya da başlı başına yemindir. Her iki takdire göre de mana; “Allah’a yemin etmem ve Allah’tan af dilerim” demektir. el-Muzhir sahibinin şu görüşü bu anlayışımızı teyid eder: Rasûlullah (s.a.v.); bilmeden (lağv) yemin ettiği zaman hemen peşinden, dilinden kayan bu sözü telafi için, estağfirullah derdi. Gerçi, Kur’ân’da da belirtildiği üzere, Hz.Nebi’in bu davranışı affe-dilmişti ama o bunu ümmetinin böyle şeyden kaçınması için delil olarak söylerdi.”
İbn Melek de Muzhir’a uyarak, Hz.Nebi’in bu şekildeki sözleri; konuşma esnasında ağzından çıkan “evet vallahi, hayır vallahi” gibi sözlerinin yemin olmadığına işaret etmek ve o sözleri telâfi için söylediğini kaydeder.
Aliyyü’1-Kâri, bu nakilleri yaptıktan sonra kendi görüşünü şöyle ortaya koyar:
“Hz.Nebi(s.a.v.)’in yanlışlıkla (lağv) yemin etmesi mümkün değildir. Çünkü bu, Nebilik makamına aykırıdır. Hadiste geçen sözün takdirinin şu şekilde olması mümkündür: Hz.Nebi (s.a.v.) yemin ettiği zaman onun yemini “Hayır ve Allah’tan bağış dilerim” sözüne bitişikti. Yani yemin ettiği ve bunda “lâ” sözü ile mübalağa ettiği zaman, derdi. Bundan maksadı; benden sadır olanın hilâfına, Allah’ın bildiği şeyden dolayı Allah’tan af dilerim, demekti. Çünkü her ne kadar bunda bir sorumluluk olmasa da, iyilerin hasenatı mukarrebûnun seyyiâtıdır. Yahut da takdir; yemin etmekten dolayı Allah’tan af dilerim, şeklindedir. Çünkü zaruret olmadıkça yemin etmemek efdaldir. Zira yemin aslında bir hiledir ve insan bundan nehyedilmiştir. Onun için bazıları; gerçek de olsa yemin etmekten kaçınmışlardır. Hz.Nebi (s.a.v.)’in ettiği yeminler hep ihtiyaca binaendir. O, ya bir hükmü te’kid ya da yemin etmenin caiz olduğunu beyan için yemin etmiştir. Bu yüzden, yemin etmek istediği zaman, yemin etmez, onun yerine bu sözü söylerdi.”
Aliyyü’l-Kârî’nin üzerinde durduğumuz hadisi şerhederken söyledikleri bundan ibaret. Zaten ihtiyaca da k afi gelmektedir.
Aliyyü’1-Kârî, şerhinde; yeminin haddizatında mekruh olduğunu ancak ihtiyaç halinde başvurulabileceğini söylüyordu. Acaba bu hüküm genel midir, yoksa duruma göre yeminin hükmünde değişiklikler olur mu? Bu konuda, Hanbelî âlimlerinden meşhur İbn Kudâme, el-Muğnî adındaki eserinde (özet olarak) şöyle der:
Yeminler beş çeşittir:
1- Vacib yeminler: Masum birini helakten kurtarmak için edilen yeminler.
2- Mendub yeminler: İki hasmın arasını bulmak, bir müslümanın gönlündeki kini gidermek gibi bir maslahata dayanan yeminler. Bir tâatı işlemek veya bir günahtan kaçınmak için edilen yeminler de bazı Hanbelî ve Şâ-fiîlere göre bu cümledendir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar