Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

BUYU’ ve İCARE BAHSİ

56. Muayyen Bir Meyvede Selem

İbn Ömer (r.a.a)’dan rivayet edildiğine göre: Bir adam, birisi ile (muayyen) bir hurma bahçesinin meyvesinde selem akdi yaptı. Fakat bu ağaçlar o sene bir şey vermedi. Bunun üzerine meseleyi Hz. Nebi (s.a.v.)’e götürdüler. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Onun malını ne karşılığında helâl ediniyorsun?! Malını (parasını) geri ver. Salâhı görününceye kadar hurmada selem yapmayınız.”

İzah:

Münzİrî; “Hadisin isnadında meçhul bir adam var” der.

Hanefîler bu hadisin, “Selem yapıldığı zaman malın mevcud olması şarttır” tarzındaki görüşlerine delil olduğunu söylerler.

Şevkânî şöyle der: “Bu hadis sahihse, buna göre amel etmek gerekir. Çünkü bunun delâleti, bundan önceki Abdullah b. Ebî Evfâ’nın hadisinin delâletinden daha açıktır. Burada Hz. Nebi açıkça nehyetmiştir. Öbü­ründe ise yapılan bir muameleyi ikrarı söz konusudur. Ama îbn Ömer hadi­sinin isnadında meçhul birisi var. Bu gibi hadisler delil olmaya elverişli değildir. Selem akdi yapılırken malın bulunmasını şart koşmayanlar; hadisin sahih olması halinde, belirli malı satmak veya mal hemen teslim edilmek üzere ya­pılan selem muamelesine hamledileceğim’ söylerler. (Bilindiği gibi Şâfiîlere göre müslemün ileyhin tesliminin vadeli olması şart değildir; peşin de olabi­lir.) Bunlar; daha önce geçen bir hadisteki; “Onlar, iki üç seneliğine meyve­de selem yapıyorlardı” şeklindeki ifadenin de kendileri için delil olduğunu söylerler. Çünkü bilinmektedir ki bir taze meyvenin iki üç sene kesintisiz pi­yasada bulunması mümkün değildir.”

Bu hadisten anladığımıza göre; muayyen bir bahçenin meyvesinde se­lem olmadığı gibi, muayyen bir tarlanın hatta muayyen bir köyün mahsu­lünde de selem caiz değildir. Çünkü buralardaki mahsulün tümünün bir âfete uğraması ve ele hiçbir şeyin geçmemesi mümkündür. Bu hükümde Mâlikîlerin dışındaki mezhepler hemfikirdirler. İbnü’l-Münzir; “Muayyen bir bah­çenin meyvesinde âlimlerin çoğuna göre selem akdi yapılamaz” der.

Malı tahsis bakımından değil de malın vasfını tayin için bir yer belirt­mekte (Amasya elması gibi) mahzur yoktur. Çünkü bu malın nevini tayine yarar.

Buna kıyasla; (selemin caiz olduğu mallardan olması şartıyla) belli bir fabrikanın malı veya belli bir maden ocağının madeninde de selem yapıla­maz, denilebilir. Çünkü bir âfet sebebiyle, söz konusu edilen fabrikadan hiç ürün alınamaması muhtemeldir.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD