SÜNEN EBU DAVUD
BUYU’ ve İCARE BAHSİ
DEVAM: 55. Selef (Selem)
Eslemli Abdullah b. Ebû Evfâ’nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte Şam’a sefere gittik. Şam’daki Nebatlar bize gelirler, biz de onlarla belli fiatla ve belli vade ile buğday ve zeytinyağında selem yapardık.
İbn Ebî Evfâ’ya: Bu mallar elinde olan kimse ile mi? denildi.
Bunu onlara sormazdık, dedi.
İzah:
Buhari, selem
Nebat; aslı arap olup, İran’a yerleşen bir millettir. Dillen ve nesilleri karışmıştır. Bunlara nebat denilmesine sebep; kaynaklardan su çıkarmasını iyi bilmeleridir.
Bir başka görüşe göre bunlar Şam’da yaşayan hristiyan Araplardir. Rum diyarına girmişler ve Şam vadisine yerleşmişlerdir. Neylü’l-Evtâr’da, hadisin bu görüşe delâlet ettiği belirtilir.
Hadisin Buharî’deki rivayeti şu manadadır: “Abdurrahman b. Ebzâ ve Abdullah b. Ebî Evfâ; Biz Rasûlullah’la birlikte ganimet elde ederdik. Şam Nebatlarından bazıları bize gelirler, biz de onlarla tayin edilen bir vadeye kadar buğday, arpa ve kuru üzümde selem yapardık, dediler.
Muhammed b. Ebî Mücâlid der ki: Onların ekinleri var mıydı yok muydu? diye sordum: Bunu onlara sormazdık, dediler.”
Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde de buna benzer bir rivayet vardır.
Hadis-i şerif, selemin sahih olması için, akid anında müslemün fihin, müslemün ileyhin elinde bulunmasının şart olmadığına delildir. İbn Reslân; “Müslemün ileyhin elinde olmayan mal, başkalarının elinde varsa bunda selemin caiz oluşunda ihtilâf yoktur.” der.
Yukarıda’işaret ettiğimiz gibi; Hanefîlerin görüşü, bu haberin ifade ettiği hükme uygun değildir. Çünkü Hanefîlere göre; malın piyasada bulunması gerekir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar