SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
DEVAM: 14. Kur’an-ı Kerim Okumanın Sevabı
Sehl b. Muaz el-Cühenî, babası Muaz (r.a.)’den, demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kur’an-ı Kerim’i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı -güneşi evlerinizin içinde farzetseniz- dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O halde Kur’an’ı bizzat öğrenen hakkında ne düşünürüsünüz? (Onun sevabını siz takdir edin).
İzah:
Ahmed b. Hanbel, III, 440; Hakim, el-Müstedrek, I, 567.
Münzirî hadisin râvilerinden Zebbân b. Fâid ve Sehl b. Muaz’ın zayıf olduklarını söyler. Ancak insanları iyi amellere teşvikte bu za’fın önemi büyük değildir. Çünkü içerisinde ahkâma teallük eden bir şey yoktur.
Hadis-i şerifde beyân edilen Kur’an okumaktan maksat, tertîl üzere okumaktır. Çünkü ikrama lâyık olan okuma bu okumadır.”…Kur’an’ı da açık açık tane tânel oku”[Müzemmil 4] ayet-i kerimesi de yukarıda söylediğimize açıkça delâlet etmektedir. Kur’an’ı tertîl üzere değil de aceleyle harfleri yutarak okuyanlar ise, sevaba değil günaha müstehaktırlar. el-Askerî’nin Mevâiz’de Hz. Ali’den tahric ettiğine göre yukarıdaki âyetin mânâsı sorulunca Resûlullah (s.a.v.) şu cevabı vermiştir: “Onu iyice beyân et, katı hurmanın saçıldığı gibi saçma, şiir okur gibi acele etme, hayrete düşüren yerlerde durunuz, onunla kalbleri harekete geçiriniz. Sizden birinizin maksadı (bir an evvel) surenin sonunu getirmek olmasın.”
Metindeki ifâdeden anlaşıldığına göre hadisi şerifteki mükâfata nail olmak için Kur’an-i Kerim’i tertîl üzere okumak da yeterli değildir. İlâve olarak Kur’an-ı Kerim’in içindeki ahlâk, âdâb ve ahkâmın gereğini yerine getirmek, emirlerini kabul ve tatbik edip yasaklarından kaçınmak, va’zlarından ibret almak da lâzımdır.
îşte Kur’an-ı Kerim’i bu şekilde okuyup gereğince amel edenlerin ana ve babalarına kıyamet günü bir tâc giydirilecektir. Tıybî tâç giydirmenin milk ve saadete nail olmaktan kinaye olduğunu söyler ama, ulemânın çoğunluğu ifâdeyi hakiki mânâsında almayı daha münâsib görürler. Zâten cümlenin devamındaki temsil, hakiki mânâya almayı gerektirir.
Fahr-i Kâinât’ın ifâdesine göre bu tâc çok parlak olacaktır. Efendimiz bu parlaklığı şu şekilde temsil buyurmuştur:
“Şayet güneş gökyüzünde değil bir evin içinde olsa, bu tacın ışığı güneşin o eve vereceği ışıktan daha güzel daha aydınlık olacaktır. Taçlar adetâ zümrüt, yakut (vs.) gibi mücevherlerle süslü olacağı için Hz. Peygamber (s.a.v.) bu benzetmeyi yaparken “daha parlak daha aydınlık, daha nurlu” gibi ifâdeler kullanmamıştır. “Daha güzel” sözünü tercih buyurmuştur.
resul-i Ekrem, Kur’an-ı Kerim’i okuyup içindekilerle amel edenin ebeveynine verilecek mükâfatı beyan etmekle birlikte bizzat okuyanın kendisine verilecek mükâfatı açıkça ortaya koymamış sadece “mı işi yapanın kendisi hakkında ne düşünürsünüz? Onun mükâfatını da siz takdir edin” buyurmakla iktifa etmiştir. Bu ifâde Kur’an’ı okuyup Kur’an’Ia amel edene verilecek mükâfatın üstünlüğünü ifâde yönünden mükâfatı ismen söylemekten çok daha beliğdir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar