SÜNEN EBU DAVUD
VİTR BAHSİ
28. Nebi (s.a.v.)’den Başkasına Salevât Getirmek
Cabir b. Abdillah (r.a.)’den; rivayet edildiğine göre, Bir kadın Resulullah (s.a.v.)’e, ben ve kocama dua et dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.); “Sallallahu aleyki ve alâ zevciki: Allah sana ve kocana salat (merhamet) etsin” buyurdu.
İzah:
Darimî, mukaddime; Ahmed b. Hanbel, III, 303, 398;,Beyhakî, es-Sünenü’1-kübrâ, II, 153.
Hadis-i şerifin zahiri Peygamberlerden başkasına duâ ederken “Allahümme salli ala fülânın: Allahım filana salat et” demenin caiz olduğuna delâlet etmektedir. Ahmed b. Hanbel ve bir grup âlim, üzerinde durduğumuz hadis-i şerif ve ” = onlara dua et, senin duan onlar için güvendir”[Tevbe 103] âyetine dayanarak Peygamberlerden başkaları için müstakılen dua edilirken salat sözünü anarak dua etmenin caiz olduğunu söylerler. 1590 numarada gelecek olan, “Allahım, Ebû Evfâ ailesine salat (merhamet) et” mânâsındaki hadis de bu görüş sahiplerinin delilleri arasındadır.
Diğer mezheblere göre, müstakülen, yani peygamberlerle birlikte olmadan “Allahım, filana salât et” diyerek Peygamberlerden başkası için sale-vât getirmek caiz değildir. Ama peygamberlerle birlikte anılarak meselâ, “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ fülamn…” gibi bir ifâde kullanılması caizdir. Çünkü salevât, dua edilen zatı tazim için söylenilir. Tazim ve tazize lâyık olanlar da sadece Peygamberlerdir. Onun için Peygamberlerden başkaları kendi başlarına salevâta konu olamazlar.
Bu görüş sahihleri Peygamberler dışındaki insanlara salevâtın cevazına işaret eden bu ve benzeri hadislerdeki “salât”in dua mânâsında olduğunu söylemişlerdir.
Hattâbî 1590 numarada gelecek olan hadisi şerhederken şöyle der:
“Bu hadis dua ve tebrik mânâsında olan “salat”in, Peygamberlerden başkaları için kullanılmasının caiz olduğuna delildir. Ama Resulüllah (s.a.v.)’in zikrini selamlamak olan salevât tazim ve tekrim manasınadır. O sadece Hz. Peygambere hastır. O’nun âlinden başkası buna ortak edilemez. ” =Peygamberin çağrısını kendi aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi yapmayınız”[Nur 63.] âyeti de cumhurun görüşüne delildir. Bu âyete göre Hz. Peygamber için yapılan duanın insanların birbirleri için yaptıkları duadan farklı olması gerekir.
Kadı Iyaz şöyle der: “Muhakkîk âlimlerin görüşü Mâlik ve Süfyân’ın İbn Abbas’tan naklettikleri görüştür ki, benim meylim de onadır. Fukaha ve kelamcıların çoğu tarafından tercih edilen bu görüşe göre, Peygamberlerden başka hiç bir kimseye salevât getirilmez. Nasıl ki tenzih ve takdis sadece Allah için söylenirse, saîevât da sadece Peygamberlere hastır. Ashab, tabiûn veya müctehid imamlar anıldığında onlar için, “Radıyellahü anh” veya “Gaferelehullah” denilebilir. Allahü Teala “ = ” Rabbimiz bizi ve bizden önceki inanmış olan kardeşlerimizi bağışla…”[Haşr 10.] derler, buyurur. Bir başkaâyet-i kerimede şöyle denilir: “Onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnud olmuştur. Onlar da ASlah’dan hoşnuddurlar.”[Tevbe 100.]
Zaten müstakil olarak Peygamberler’den başkaları için salat ve selâm getirmek İslâmın ilk devirlerinde bilinmiyordu. Bunu Râfizî ve Şiîler bazı imamları için ihdas ettiler. Meselâ Ali (r.a.) için “Ali aleyhissalatü vesselam” diyerek onu Resulüllah’la aynı seviyede tutarlar. Ehl-i bid’ate benzemek yasak olduğu için de onların yaptıklarına muhalefet bizim için vâcibtir.
Kâcjı İyaz’dan özet olarak aktardığımız bu ifadeler İslam ulemasının cumhuru (büyük çoğunluğu)nun görüşüdür.
Beyhakî Şuabu’l-İmân’da ve Saîd b. Mensur da Sünen’inde İbn Abbas (r.anhüma)’ın, “Bizim Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)’den başka Peygamber için salat ve selam getirmek caiz değildir” dediğini rivayet etmişlerdir.
Aüyyü’l-Kaarî, İbn Abbas’dan nakledilen bu sözü izah ederken şöyle der: “Her halde İbn Abbas (r.a.) bu sözünü Cenab-ı Hakk’ın Peygamberler hakkında buyurduğu = âlemlerin içinde Nuh’a selâm olsun.”[Saffât 79.] ” = İbrahim’e selam olsun”[Saffât 109.] “ = Musa ve Harun’a selâm olsun”[Saffât 120.] ” = Peygamberlere selâm olsun”[426] âyetlerinin zahirinden ve ” = ey iman edenler, siz de ona (Re-sulullaha) salat ve selam getirin”[Ahzâb 56.] âyetinin mefhumundan istifâde ederek söylemiştir. Çünkü bu âyet-i kerimelerden salât ve selâmın (ikisi birden) sadece Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında söylenebileceği anlaşılmaktadır.”
îbn Hacer el-Askalânî Muhammed (s.a.v.)’den başkalarına salât getirmenin hükmünde ihtilâf edildiğini belirttikten sonra, kullanış biçimlerine göre farklı hükümleri zikreder.
îbn Melek de dua ve teberrük mânâsında olmak üzere Hz. Peygamberden başkalarına salât getirmenin caiz olduğunu söyler.
Durru’l-Muhtâr’ın metninde “Peygamberlerin ve meleklerin dışındakilere salevât ancak tebeiyyet yoluyla olabilir” denilmektedir. İbn Abidîn bu hükmün illetine işaret ettikten sonra Peygamberler ve meleklerin dışındakilere salevât getirmenin tahrimen mekruh mu, tenzihen mekruh mu, yoksa evlânın hilafı mı olduğu konusunda ihtilaf olduğunu, Nevevî’nin Ezkâr’da ikinci görüşü benimsediğini söyler.”[îbn Abidin, Reddu’l-Muhtâr, Vl, 753.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar