SÜNEN EBU DAVUD
CENAİZ BAHSİ
DEVAM: 54-56. Cenazeye Dua Etmek
Vasile b. el-Eskâ’dan; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) bize müslümanlardan bir adam’ın cenaze namazını kıldırdı da onu (şu şekilde) dua ederken işittim: “Ey Allâh’ım! Falan’ın oğlu falan senin emanetindedir. Onu kabir sıkıntısından koru.”
(Bu son cümleyi) Abdurrahman (Musannif Ebû Davud’a şu lafızlarla) rivayet etti: “Senin himayendedir ve selâmete götüren ipine sarılmıştır. Onu kabir sıkıntısından ve cehennem azabından koru, sen sözünü yerine getiren ve hainde lâyık olansın. Onu bağışla, ona acı. Çünkü sen affedici ve merhametlisin.”
Diğer tahric: İbn Mâce, cenâiz
AÇIKLAMA:
Metinde 2eçen “zimmet” kelimesi, emniyet, hıfz ve himaye manalarına gelir.
Habl kelimesiyle Kur’ân-ı Kerim kasdedilmiştir. Nitekim Hâkim’in Miis-tedrek’inde “Kur’ân, Allah’ın sağlam ipidir” mealinde bir hadis-i şerif vardır. “Civar” kelimesi ise, emniyet, “güven” anlamına gelir. Bu bakımdan tamlamasını “senin güvenli ipin” şeklinde tercüme etmek mümkündür. Cümlenin topluca anlamı da şöyledir: “Falanın oğlu senin himayendedir. (çünkü o) senin güvenli ipin Kur’ân’a sarılmıştır.”
Habl kelimesinin burada istiare yoluyla and manâsında kullanılmış olduğunu söyleyenler de vardır. O zaman terkibi kendisinden önceki kelimesinin tefsiri olur. İbn-ül Esir Ennihâye isimli eserinde “Arap kabileleri yolculuğa çıkacakları zaman düşmanlarının şerrinden emin olmak için her kabilenin reisinden bir ahid-nâme alırlar, bu sayede emniyet içinde yolculuklarını sürdürürlerdi. îşte burada habl-û’1-civâr kelimesi ile kastedilen bu ahidnamedir” demekle civar kelimesinin ahd manâsına geldiğini bu şekilde bir ahidnâmesi olan kimsenin emniyette olduğunu ifâde etmek istemiştir.
Hz. Nebiin, sözü geçen duasındaki kabir sıkıntısı Buhârî’nin sahih’inde şöyle anlatılıyor: “Mü’min kul kabrine konulup ashâb ve yaram geri dönüp gittiklerinde -ki meyyit bunlar yürürken ayakkabılarının sesini bile muhakkak işitir- ona (münker-nekir adlı) iki melek gelir. Bunlar meyyiti oturturlar ve ona;
Hâ! Şu Muhammed (s.a.v.) denilen kimse hakkında (ki kanaatin nedir?) Ne dersin? diye sorarlar. O mü’min de: (samimi olarak) “Bildiğim ve size de bildirirfek istediğim şudur ki, Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve Allah’ın Rasûlüdür” diye cevap verir. Bunun üzerine melekler tarafından:
Ey mü’min! Cehennemdeki yerine bak! Allah Teâlâ bu azab yerini senin için cennetten (yüce) bir makama tebdil eyledi denilir. Nebi (s.a.v.) “O mü’min cehennem ve cennetteki iki makamını birden görür.” buyurmuştur. Fakat kâfir ve yahut münafık olan meyyit (meleklerin bu sualine karşı):
Muhammed hakkında bir şey bilmiyorum. Halkın ona (Nebi) dedikleri bir sözü (işitmiş) ben de halka uyup söylerdim, diye cevap verir. Bu iki melek tarafından bu kâfir veya münafığa:
Hay sen anlamaz ve uymaz olaydın? denilir. Sonra bu kâfir veya münafığın iki kulağı arasına demirden bir topuzla vurulur. O topuzu yiyen kâfir veya münafık şiddetli bir sesle öyle bir bağırır ki, bu feryadı ins ve cinden başka bir ölüye yakın olan herşey işitir.”[Buhârî, cenâiz; Kamil Miras, Tecrid-i Sarih Tercemesi, IV, 633 (Hadis no. 658).]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar