SÜNEN EBU DAVUD
SALATU’T-TATAVVU BAHSİ
DEVAM: 25. Gece Namazında Yüksek Sesle Okumak
Ebû Katâde (r.a.)’den rivayet olunmuştur: Nebi (s.a.v.) bir gece (dışarı) çıktı. (Yolu) kısık bir sesle namaz kılmakta olan Ebû Bekr’e uğrayıverdi.
(Ebû Katâde) dedi ki: Bir de Ömer b. Hattab’a uğradı. O da namazı yüksek sesle kılmakta idi. İkisi de Peygamber (s.a.v.)’in yanında bir araya gelince, Nebi (s.a.v.): “Ey Ebâ Bekr, ben sana uğradım, sen sesini kısarak namaz kılıyordun (niçin böyle yapıyorsun?)” buyurdu. O da: Ey Allah’ın Resulü, ben (sesimi) kendisine münâcâtta bulunduğum zâta işittiriyorum, diye cevab verdi. (Resûl-i Ekrem) Ömer’e de (şöyle) buyurdu: “Sana uğramıştım. Sen de yüksek sesle namaz kılıyordun! Niçin böyle yapıyorsun?” O da (şöyle) cevab verdi: Uyuklamakta olan kimseyi uyandırmak ve şeytanı kovmak için (böyle yapıyorum).
(Râvi) el-Hasen hadise (şunları da) ilâve etti: Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Ebû Bekir’e; “Ey Ebâ Bekr, sesini biraz yükselt!” buyurdu. Ömer’e de: “Sesini biraz kıs” dedi.
İzah:
Tirmizî, mevâkît; Ahmed b. Hanbel I, 109.
Hz. Ebu Bekr’de Allah’tan başka bütün mevcudatı yokluk vadisine atan bir tevhîd mizacı gâlib bulunduğu için gerek namaz içerisinde gerekse namaz hâricinde Kur’ân okurken vâcibü’I-vücûd olan Allah Teâlâ hazretlerinden başka herhangi bir varlığın bulunduğunu hesaba katmamıştır. Bunun sonucu olarak da Kur’ân okurken sesini yükseltmeye lüzum görmemiştir. İşte Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e verdiği cevapta “Ey Allah’ın Resulü, sesimi kendisine münâcâtta bulunduğum zâta (Allah Teâlâ Hazretlerine) işittirdim” demesi, bahis konusu mizacının bir neticesidir. Kalplerin tabibi olan Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona etrafında bulunan kimseleri de hesaba katarak okuduğu Kur’ân’dan onların da istifâde edebileceği bir şekilde sesini yükselterek okumasını tavsiye etmiştir.
Avnü’I-Mâbûd sahibi Şemsü’1-Hakk el-Azîm-âbâdî’ye göre Hz. Ebû Bekr “cem”‘ makâmında,Hz. Ömer ise “Fark” makımanda idi. Bu iki makamın üzerinde ise, “cemü’1-cem” makamı vardır. Bu iki makamı Abdül-Kerim b. Havâzin el-Kuşeyrî tasavvufa dâir yazmış olduğu “er-Rîsâle” isimli meşhur eserinde şöyle tarif ediyor: Tefrika: Ağyarı Allah için görmektir. “Cem”‘ ağyarı Allah ile görmektir: “Cemü’1-cem” ise, tamamen yok olup hakîkatin galebesiyle Allah’tan başka bir şey görmemektir.
Kul için hem cem’ hem de fark lâzımdır. Çünkü farkı olmayanın kulluğu olmaz, cem’i olmayanın da marifeti olmaz” = Ancak sana ibâdet ederiz” âyet-i kerimesi farka = Ancak senden yardım isteriz” âyet-i kerimesi de cem’a işarettir. Kul kendinde olduğu zaman farkta, kendinden habersiz olduğu zaman cem’dedir.”[er-Risâle, I, 207.]
Fahr-i Kâinat Efendimiz her ikisine de vermiş olduğu cevabla muhatablarını hadd-i i’tidale davet etmiş ve geceleyin namaz kılarken ifrat ve tefrit arasında bir muvâzene kurarak orta yükseklikte bir sesle okumalarını tavsiye etmiştir. Nitekim Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri Kur’an-ı Kerîm’in-de şöyle buyurmaktadır: “Namazında pek bağırma, sesini o kadar da kısma, ikisinin arası bir yol tut.”[İsrâ 110]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar