SÜNEN EBU DAVUD
NİKAH BAHSİ
DEVAM: 14. Değiş-Tokuş (Takas-Trampa) Yoluyla Mehirsiz Evlenme
Abdurrahman b. Hürmüz el-A’rac dedi ki; el-Abbas b. Abdullah b. el-Abbas, kızını Abdurrahman b. el-Hakîm’e; Abdurrahman da kızını Abbas’a nikahladı. İkisi de mehir verdiler. Bunun üzerine Muaviye Mervan’a mektup yazıp onları ayırmasını emretti ve mektubunda “işte bu Resulullah (s.a.v.)’in yasakladığı şigardır” dedi.
İzah:
Ahmed b. Hanbel, IV, 49; Beyhaki, es-Sünenü’1-kübrâ, VII, 200.
Metinde geçen cümlesindeki fiilinin birinci mef’ûlu mahzuf (zikredilmemiş)tur.Biz bu meFûlti takdir edip cümleyi “her ikisi de zevcelerine mehr verdiler” anlamına gelecek şekilde tamamlarsak o zaman Hz. Muaviye’nin burada kasdettiği şiğâr nikahının bir önceki hadis-i şerifte açıklanan gerçek şiğâr nikahına uymadığı anlaşılır.
Meseleye bu açıdan bakınca Hz. Muaviye’ye göre şiğâr nikahı iki kişinin birbirlerine kızlarını veya velisi oldukları kadınları herbiri diğerinin mehri olmak üzere mehirsiz olarak nikahlamaları değildir.Ona göre şiğâr, mehİrlerini vermiş büe olsalar, iki kişinin birbirlerinin kızlarını veya velisi oldukları kadınları değiş-tokuş yoluyla almalarıdır. Fakat mahzuf olan bu mef’ûl cümle, “Her ikisi de (velisi olduğu kadını diğerine)- nikahlamayı (-alacağı kadının) mehr)ine) saydılar” anlamına gelecek şekilde takdir edilirse; o zaman Hz. Muâviye’nin de şiğâr nikahım bir önceki hadis-i şerifin ifâdesine uygun olarak “iki erkeğin birbirlerine kızlarım veya velisi oldukları kadınları herbiri diğerinin mehri olmak üzere nikahlamaları” olarak anladığı ortaya çıkar. Nitekim “Münteka’l-ahbâr isimli eserde ihtilâf konusu olan cümlesi, birinci mef’ûlü mezkûr olarak ve şeklinde rivayet edilmiştir.[Neylü’l-Evtâr VI, 159.] Burada birinci mef’ûl olarak zikredilen “hû” zamirinin “nikahlama” kelimesine döndüğü düşünülürse, o zaman bu cümle “her ikisi de kızlarını diğerine nikahlama işini mehir kabul ettiler” mânâsına gelir ve bir Önceki hadis-i şerife uygun düşer. Dolayısıyla Hz. Muâviye’nin şiğâr nikahı anlayışının da bir önceki hadise uygun olduğu anlaşılır.
Şevkânî’ye göre ise, iki çeşit şiğâr nikahı vardır:
1. İki kişinin birbirlerinin kızlarını bir diğerinin mehri olmak üzere, yani mehirsiz olarak almalarıdır.
2. Değiş-tokuş şartıyla fakat mehirlerden hiç bahsetmeyerek iki kişinin birbirlerinin kızlarıyla evlenmesidir.
Ulemâdan bazılarına göre, islâmiyette yasaklanmış olan şiğâr nikahı’ birinci kısma giren nikah şeklidir. Bunlara göre bu nikahı bâtıl ve hükümsüz kılan husus, nikahın mehirsiz olarak kıyılmış olması değil, kadınların cinsel organlarının mehir sayılmış olmasıdır. Aslında mehirsiz nikah sahih olduğu için mehirsiz olarak kıyılan bir nikah bâtıl sayılamaz.[Şevkâni, Neylu’l-evtar, VI, 160.]
Mehirden hiç bahsedilmeden iki kişinin değiş-tokuş şartıyla birbirlerinin velisi olduğu kızlarla evlenmesine gelince sözü geçen ulemâ yanında en sıhhatli olan görüşe göre bu nikah sahihdir.
İmam Şafiî ise, aksi görüştedir. Hz. İmamın beyânına göre iki adamın kızlarım veya velisi bulunduğu kadınları herbirinin cinsel organı diğerinin mehri sayılmak üzere nikahlamalarına veya iki erkeğin mihri hiç söz konusu etmeksizin değiş-tokuş şartıyla birbirlerinin velisi oldukları kız veya kadınlarla evlentnelerine “şiğâr nikahı” denir. Resûl-i Ekrem’in yasakladığı bu nikah kıyıldığı andan itibaren münfesih ve hükümsüzdür.
Fakat iki kişinin meşru’ bir mehirden bahsetmek sizin birbirlerinin velisi oldukları kadınlarla evlenmelerine gelince her ne kadar “el-İmlâ” da Şafiî’nin bu nikahın bâtıl olduğunu savunduğu kaydediliyorsa da Mü-zenî’nin Muhtasar’ında ve el-Ümm’de Şafiî’nin bu nikahı tecviz ettiği açıkça ifâde ediliyor.[eş-Şâfiî, el-Ümm (ve bihamişihi muhtasarü’I-Müzenî), III, 294, el-Ümm, V, 68.]
el-Kaffâl’e göre, şiğâr nikahının bâtıl oluşunun illeti iki kadından birinin nikahının kıyılması öbürünün nikahının kıyılması şartına ve onun nikâhı zamanına bağlanmasıdır. Sanki her iki veliden herbiri diğerine “sen kızını bana nikahlamadıkça ben de sana kızımı nikahlamam” demiş oluyor.
Hattâbî’nin beyânına göre ise, İbn Ebî Hüreyre bunu bir kadınla onun bir organını istisna ederek evlenen adamın nikahına benzetmektedir. Böyle bir nikâhın fâsid olduğunda ittifak vardır. Gerçekten böyle bir nikahla kızım evlendiren kimse, velisi bulunduğu kızın tenasül organını diğer kadının mehri saydığı için o kızın tenasül organını istisna ederek evlendirmiş demektir.[İbn Hacer Fcthü’l-Bârî II, 67; Şevkânî, Neylü’I-evtâr, VI, 160.]
Bütün bu durumlar gösteriyor ki, metinde geçen Abbas b. Abdullah’ın, kızını Abdurrahman b. el-Hakîm’e; onun kızını almak şartıyla vermesi, Resûl-i Ekrem’in yasaklamış olduğu şiğâr nikahı değildir. Çünkü bunlar kızlarının tenasül organlarını mehir saymadıkları gibi ayrıca meşru şekilde mehir de vermişlerdir. Binaenaleyh şiğâr-nikâhım meydana getiren şartlar bu nikahta bulunmamaktadır. Bütün mezheplerce haram sayılan şekliyle, şiğâr nikahının gerçekleşebilmesi için:
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar