SÜNEN EBU DAVUD
ZEKAT BAHSİ
DEVAM: 45. Sıla-i Rahm
Ebû Hureyre’den; demiştir ki: Nebi (s.a.v.) sadaka verilmesini emretti de bir adam: Ya Resûlsllah, yanımda bir dinar var, dedi. Resûlullah (s.a.v.): “Onu kendine tasadduk et (harca)” dedi. Adam: Yanımda bir dinar daha var, dedi. Resûlullah (s.a.v.): “Onu da çocuğuna tasadduk et (harca)” dedi. Adam: Yanımda bir dinar daha var, dedi. Resûlullah (s.a.v.): “Onu da hanımına tasadduk et (harca)” dedi. Adam: Yanımda bir dinar daha var, dedi. Resûlullah (s.a.v.): “Onu da hizmetçine tasadduk et” dedi. Adam: Yanımda bir dinar daha1 var, dedi. Resûlullah (s.a.v.): “(Sadaka verme usûlünü sana açıkladıktan sonra) sen (durumunu) daha iyi bilirsin.” buyurdu.
İzah:
Nesai, zekât; Dârimî, rikâk; Ahmed b. Hanbel, III, 251, 471.
Resûlullah (s.a.v.) tasadduk konusunda önce kişinin kendi nefsini zikretmiştir. Çünkü insana en yakın yine kendisidir ve kendi ihtiyacı başkalarınınkinden önce gelir. Diğer akrabaya nisbetle babaya en yakın olduğu ve nafakaya şiddetli ihtiyacı bulunduğu için ikinci sırada çocuğu zikretti. Daha sonra zevce ve hizmetçi zikredilmiştir. Bu hadis kendi ihtiyacından ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin nafakasından artan maldan sadaka vermeye teşvik etmektedir. Ayrıca çocuğun nafakasının zevceden önce, zevcenin nafakasının da hizmetçinin nafakasından önce geldiğine ve yakınların kendi aralarındaki derecelere göre sadakaya başkalarından daha lâyık olduklarına delâlet eder.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar