SÜNEN EBU DAVUD
ZEKAT BAHSİ
DEVAM: 45. Sıla-i Rahm
Nebi (s.a.v.)’in hanımı Meymûne’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir; Bir cariyem vardı O’nu âzad ettim. Peygamber (s.a.v.) yanıma girdi. O’na bunu haber verdim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Allah sana ecrini versin. Gerçekten sen onu dayılarına verseydin, savabın daha büyük olurdu.”
İzah:
Buhârî, hibe; Müslim, zekât
Hadis-i şerîf akrabaya yapılan hibenin köle âzad etmekten daha efdal olduğuna delâlet eder. Tirraizî, Ahmed b. Hanbel ve Nesâî’nin tahriç ettikleri şu hadis de bu mânâyı te’yid eder:
“Fakire verilen sadaka sadece bir sadakadır. Akrabaya verilen sadaka hem sadaka, hem de akrabayı gözetmedir.”
Ancak bu hüküm mutlak değildir. Peygamber (s.a.v.)’in beyânlarına göre akrabaya yapılan hibenin köle âzad etmekten evlâ olması, akrabanın hizmetçiye muhtaç olmasına bağlıdır.Akrabanın ihtiyacı yoksa köle âzad etmek, akrabaya hibe etmekten daha evlâdır. Çünkü Peygamber (s.a.v.) Tirmizî ve İbn Mâce’nin tahric ettikleri bir hadiste şöyle buyurmuştur: “Kim müslüman bir köleyi âzad ederse Allah cinsiyet uzvuna varıncaya kadar kölenin her uzvuna karşılık onun bir uzvunu cehennemden âzad eder.”
Bu hadis kadının kendi malından kocasının izni olmaksızın infak edebileceğine, akrabalara iyilik yapmanın faziletine, annenin akrabasına saygı gösterip önem vermek gerektiğine delâlet eder.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar