Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SUNNE BAHSİ

20,21. Şefaat

Enes İbn Malik’den (rivayet edildiğine göre); Nebi (s.a.v.): Şefaatim, ümmetimin büyük günah işleyenleri içindir” buyurmuştur.

İzah:

Tirmizî kıyâme; İbn Mâce, zühd; Ahmed b. Hanbel, III, 213.

Bu hadis-i şerif “Büyük günahları işleyerek cehenneme atılmaya müstehak olan mü’minler, Allah’ın izni ve inayeti ve Hz. Nebiin şefaatiyle cehenneme atılmaktan ya da cehenemde uzun süre kalmaktan kurtularak cennete gireceklerdir” di­yen ehl-i sünnet ulemasının lehine; “büyük günahları işleyenlerin, kâfir olduklarını ve cehennemde ebediyyen kalacaklarını” söyleyen Haricilerle,”büyük günahları işleyenler cehennemle cennet arasında bulunan bir yerde kalırlar ve ne cennetlik ne de cehennemlik olurlar” diyen Mutezile-ninse aleyhine bir delildir.

İbn Raslan’ın açıklamasına göre; metinde geçen şefaat kelimesinin Hz. Nebie izafet edilmesiyle belli bir şefaat kasdedilmiştir ki; bu şefaat de yüce Allah’ın Rasulüne vadetmiş olduğu Hz. Peygamoerin de kullanma hakkım kıyamet gününe sakladığı şefaattir.[Bk. Buharî, Dâvât; Müslim, iman; İbn mâce, zühd; Tirmizi, kıyâme]

Bazı ilim adamları mevzumuzu teşkil eden bu hadise “ümmetimin bü­yük günah işlemiş olanlarına şefaat etme hakkı Nebilerden sadece bana verilmiştir. Diğer Nebilere, ümmetlerinin büyük günah işle­yenlerine böyle bir şefaat hakkı verilmiş değildir” manası verirken Tibî (r.a.) de bu hadise “benim helak olanları kurtaracak olan şefaatim büyük günah işleyenler için yapacağım şefaattir” şeklinde bir mana vermiştir.[Bk. Aliyyü’l-Kari, Mirkât V, 277.]

İmam Nevevi’nin açıklamasına göm Kadı Iyaz bu hadis üzerinde yaptığı açık­lamada şöyle demiştir:

Ehl-i sünnet uleması şefaatin aklen caiz olduğuna ve; “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez”[Tâhâ 109] ayet-i kelimesiyle, bu mevzuda gelen sıhhatleri tevatür derecesine ulaşan hadislerin bu­na inanmanın vücubuna delalet ettiğine ittifakla hükmetmişlerdir. Haricilerle Mute­zileden banları ise: “Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez.”[Müddesîr 48] “…. za­limlerin ne bir dostu ne de sözü tutulur bir aracıları vardır”[Mumin 18] ayet-i kerimele­rini te’vil ederek Şefaati inkâr etmişlerdir. Oysa bu ayet-i kerimeler kâfirler hakkın­dadır.

Bu âyet-i kerimelerde yerilen “zulüm” den maksat şirktir. Sözü geçen bu sapık mezheplerin şefaat konusunda gelen hadislerdeki “şefaat” kelimelerini ehl-i cenne­tin derecelerini arttırmak manasına te’vil etmeleri ise tamamen yersiz ve asılsızdır. Çünkü bu onların bu düşüncelerine hiç meydana vermeyecek derecede açıktır.

Bilindiği gibi Hz. Nebiin şefaati beş kısımdır:

1- İnsanların kıyamet gününde arasatta kaldıkları ve akıbetlerinin ne olacağı hu­susunda son derece endişeye ve dehşete düştükleri sırada onların hesaplarının acele olarak görülmesi için yapacağı şefaat[Bk. Buhari, tefsir; Müslim, iman]

2- Kalabalık bir mü’min kitlesinin hesapsız olarak cennete girmesi için yapaca­ğı şefaat

3- Müminlerden cehennemlik oldukları halde cehenneme girmemeleri için ya­pacağı şefaat.

4- Mü’minlerden cehenneme girenler hakkında, cehennemden çıkarılmaları içirt yapacağı şefaat.[Bk. Ebu Davud, 4740 nolu hadis.]

5- Cennet ehlinin makamlarının yükselmesi için yapacağı şefaat.[Bak. Aliyyü’I-Kari, Mirkat, V, 277-278; Nevevi, Şerhıı Müslim, III, 35-36.]

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD