SÜNEN EBU DAVUD
ŞEHR-İ REMEDAN BAHSİ
DEVAM: 9. Kur’ânı Hizblere Ayırmak (Günlere yada Saatlere bölerek Okumak)
Evs b. Huzeyfe (r.a.)’den; demiştir ki: Sakîf Heyeti içinde Resûlullah (s.a.v.)’in huzuruna geldik. Ahlâf sülâlesi Mugîre b. Şu’be’ye misâfir oldu. Beni Mâlikileri de Hz. Peygamber kendisine ait bir çadıra aldı. Müsedded; “Evs, Sakîf den Resûlullah’a gelen bir heyetin içinde idi” dedi. [-129-] Efendimiz her gece yatsıdan sonra bize gelir ve -Ebû Said’in dediğine göre- ayak üstü durarak anlatırdı. Hatta uzun süre ayakta kalmaktan dolayı biraz bir ayağı üzerine biraz da diğeri üzerine yaslanırdı. Hz. Nebi’in en çok anlattığı şey, kavmi olan Kureyş’ten gördüğü ezâ ve cefâ idi. Resûlullah şöyle derdi:
“Onlarla biz eşit değildik. Biz zayıf ve zelil idik (onlarsa kuvvetli idiler) -Müsedded Mekke’de der- Medine’ye gelince harb nöbetleri onlarla bizim aramızda devam etti. Kâh biz onlara gâlib geliyoruz kâh onlar bize.” Bir gece Resûl-i Ekrem her zamanki geldiği vakitten geç geldi. Biz, “bu gece geç kaldın?” dedik. “Kur’ân’dan (okuduğum) cüz’üm aklıma geliverdi. Onu tamamlamadan gelmeyi istemedim” buyurdu.
Resûlullah (s.a.v.)’ın ashabına; Kur’ân’ı nasıl hizblere ayırıyorsunuz? diye sordum: Üç, beş, yedi, dokuz, onbir, onüç, mufassalları tek hizb (olarak); cevabını verdiler.
Ebu Davud dediki: Ebu Said’in rivayeti (Müsedded’inkinden) daha tamdır.
İzah:
Müellif bu hadisi iki ayrı hocadan almıştır. Bunlar Müsedded ve Abdullah b. Said’dir. Ebû Davud’un buradaki rivayeti Abdullah b. Said’in naklidir. Musedded’İn ihtilâf ettiği yerlere işaret edilmiştir. Biz o kısımları tire arasına aldık. Burada Abdullah’ın rivâyetinde Evs’in, Taİf hey’etinde bulunduğu bizzat kendisi tarafından beyân edildiği halde, Müsedded’inkinde râvi (Müsedded) tarafından söylenmiştir.
Bu hadisi şunlarda tahric etti:
İbn Mâce, ikame; Ahmed b. Hanbel, IV, 9, 343.
Açıklama:
Ahlâf, Sakîf kabilesinden bir sülâledir. “Yemin edenler” mânâsına gelir. Birbirleriyle yardımlaşmak üzere yemin ettikleri için bu isimle anılmışlardır. Muğîre b. Şu’be bu kabileden olduğu için ona müsafir olmuşlardır.
Benû Mâlik de Sakife mensup başka bir sülâledir. Bunları da Hz. Peygamber Mescidin bir köşesinde kurdurduğu çadıra almıştır. Gelen heyetin tamamı beş kişi idi. Bunların üçü Ahlâf dan ikisi de Benû Mâlik’dendi. bunların gelişi Efendimizin Tebûk seferinden dönüşünü takib eden ramazana rastlıyordu.
Sakîften heyet gelmesi ve onların İslâmı kabulü hadisesinin hulâsası şudur:
Hz. Nebi sakiflilerden ayrılınca Urve b. Mesûd peşine takılıp ona yetişir ve İslâmı kabul eder. Bundan sonra tekrar memleketine dönmek ister. Hz. Nebi, kavminin onu öldüreceğini hatırlatarak geri gitmemesini söylerse de o kabilesi arasındaki yerine ve saygınlığına güvenerek döner. Ama Resûlullah’ın dediği olur ve onu öldürürler. Bu hâdisenin üzerinden birkaç ay geçince Sakîfliler zayıf düşer ve kendilerinde komşularıyla harbe-decek güç bulamazlar. Neticede müslüman olmak üzere Medine’ye bir hey’et gönderirler. Bunları yolda deve gütmekte olan Mugîre b. Şu’be görür, Resûlullah’a müjdelemeye gider. Yolda Ebû Bekir’le karşılaşıp ona keyfiyeti arz eder.’Hz. Ebû Bekir, Hz. Nebi’e bu müjdeyi kendisinin vermek istediğini söyler ve gidip haber verir. Bu ara Muğîre gelen SakîflÜeri karşılayıp kendilerine İslâmı selâmı öğretir. Fakat bunlar câhiliye selâmı verirler. Hz. Nebi onlar için mescidde bir çadır kurdurur. Gelen hey’et Efendimizden Lât adındaki putlarına üç yıl dokunmamasını isterler ama kabul edilmez. Bu sefer bir ay bırakmasını isterler, fakat Resulullah buna da müsaade etmez. Daha sonra namazdan muaf tutulmalarını ve putlarını kendi elleriyle kırmamalarını isterler. Hz. Nebi putların kırılması konusundaki isteklerini kabul eder, namaz için ise “Namazı olmayan bir dinde hayır yoktur” buyurur. Daha sonra gelen elçiler müslüman olurlar. Efendimiz kendilerine bir ferman verip en gençleri Osman b. Ebi’1-âs’ı onlara emir tayin eder. Efendimizin bu zatı seçmesine sebeb, onun dinî konulara hepsinden daha çok ilgi duyması idi. Bu hey’et memleketlerine dönerken Hz. Peygamber “Lâı”ı yıkmaları için Ebû Süfyan’la Muğîre b. Şûb’eyi de onlarla birlikte gönderdi. Putu yıkarken herhangi bir saldın olur korkusu ile akrabaları Muğîre’nin etrafını çevirdiler. Muğîre putu yıkmaya başladığı zaman Sakîflilerle alay etmek için bir çığlık kopardı ve bayılmış gibi kendini yere attı.Sonra gülerek kalktı “Ey ahmaklar, maksadım sizinle alay etmekti” dedi ve putu temelinden yıktı.
el-Menhel, VIII, 9.
Bu hadisin Kuranın hiziblere bölünmesi konusuna alınmasındaki mak-sad, Kur’an-ı Kerim’i okumak için bölümlere ayırmanın caiz olduğunu işaret etmektir. Metinde görüldüğü üzere Hz. Nebi (s.a.v.) müslüman olmak maksadıyla Medine’ye gelen Sakîf heyetini her akşam yatsıdan sonra ziyaret eder ve onlarla sohbet edermiş. Bir gün bu gelişi her zamanki vaktinden gecikmiş, bunun sebebi sorulduğunda da Kur’ân-ı Kerim’i hatm için günlere ayırdığı bölümü önceden okuyamadığını, oraya geleceği zamandan önce okumaya başladığını günlük kısmı okumadan gelmeyi uygun görmediği için geciktiğini söylemiştir.
Râvi Evs, Resûl-i Ekrem’in ashabına Kur’an-ı Kerim’i hatmetmek üzere nasıl bölümlere ayırdıklarını sormuş onlar da üç, beş, yedi, dokuz, onbir, onüç ve mufasallar olmak üzere ayırdıklarını söylemişlerdir. Buna göre Kur’an-ı Kerim yedi günde hatmedilmiş oluyordu. Sûrelerin günlere göre dağılışı şöyle idi:
İlk gün: Üç sûre, el-Bakara, ÂI-i İmran, en-Nisâ,
İkinci gün: Beş sûre, el-Mâide, el-En’âm, el-A’râf, el-Enfâl, et-Tevbe.
Üçnücü gün: Yedi sûre: Yûnus, Hûd, Yûsuf, er-Ra’d, İbrahim, el-Hicr, en-Nahl;
Dördüncü gün: Dokuz sûre: el-İsrâ, el-Kehf, meryem, Tâhâ, el-Enbiya, el-Hac, el-Mü’minûn, en-Nûr, el-Furkan.
Beşinci gün: Onbir sûre: eş-Şuarâ, en-Neml, el-Kasas, el-Ankebût, er-Rûm, Lokman, Elif-Lam-Mim, es-Secde, el-Ahzâb, Sebe’, Fatır, Yâsîn.
Altıncı gün: On üç sûre: es-Saffât, Sâd, ez-Zümer, el-Mü’min, Fussi-Iet, eş-Şûrâ, ez-Zühruf, ed-Duhân, el-Câsiye, el-Ahkâf, Muhammed, el-Feth, el-Hucurât.
Yedinci gün: Kaf sûresinden Kur’ân’ın sonuna kadar olan sûreler.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar