SÜNEN EBU DAVUD
DİYAT BAHSİ
DEVAM: 3. İmam (İdareci) Kanı Affetmeyi Tavsiye Eder
Urve b. Zübeyr, babasından; Musa; ve dedesinden de, ikisi de Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Huneyn gazvesine iştirak ettiler dedi.- Şimdi tekrar Vehb rivayetine dönüyoruz: şöyle rivayet etmiştir: Muhallim b. Cessâme el-Leysî, İslâm döneminde, Eşca’ boyundan bir adam’ı öldürdü. -Bu, Rasûlullah (s.a.v)’in hükmettiği ilk diyettir- -Uyeyne, el-Eşcaî’nin katli konusunda konuştu. Çünkü o, (öldürülen Eşcaî gibi) Gatafan kabilesindendi. Ekra’ b. Habis de Muhallim’in tarafından konuştu. Çünkü o da (Muhallim gibi) Hmdef kabilesindendi. Bu esnada sesler yükseldi, husûmet ve gürültü çoğaldı. Rasûlullah (s.a.v):
“Ya Uyeyne ! Diyeti kabul etmiyor musun?” dedi. Uyeyne: O’nun kadınları benim kadınlarımın düştüğü keder ve sıkıntıya düşünceye kadar, hayır (kabul etmem) vallahi, dedi.
Sonra sesler (yine) yükseldi, husûmet ve gürültü çoğaldı. Rasûlullah (s.a.v) tekrar: “Yâ Uyeyne! diyeti kabul etmiyor musun?” buyurdu. Uyeyne yine önceki söylediğini tekrarladı. Nihayet Beni Leys kabilesinden, üzerinde zırh ve elinde silâh olan Mükeytil adındaki adam ayağa kalkıp: Ya Rasûlullah! Ben bunun, İslâm’ın şu ilk günlerinde yaptığı şeye bir koyun sürüsünden başka bir mesel bulamıyorum; şöyle ki: Sürü suya vardığında öndekiler taşlanırsa arkadakiler kaçar. Bugün (kısas konusundaki) sünnetini işle. istersen yarın değiştir, dedi.
Rasûlullah (s.a.v): “Şimdi hemen elli (deve). Medineye döndüğümüz zaman elli (deve)” buyurdu. Bu olay, Rasûlullah’ın seferlerinden birisinde oldu. Muhallim (katil) uzun boylu esmer bir adamdı. O insanlar tarafından sevilirdi. İnsanlar, o kurtuluncaya kadar (yardım etmeye) devam ettiler. Rasûlullah’ın huzurunda Muhallim’in gözlerinden yaşlar boşanıyordu
“Yâ Rasûlellah! Ben. sana gelen bu işi işledim, Allah’a tevbe ediyorum. Yâ Rasûlullah! Benim için Allah’tan af dile” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Sen onu İslâm’ın daha ilk günlerinde silâhınla öldürdün demek!” Yüksek sesle: “Allah’ım, Muhallim’i bağışlama” dedi.
Ebû Seleme şunu da ilâve etti: “Muhallim, elbisesinin ucu ile gözyaşlarını silerek kalktı.”
İbn İshak şöyle dedi: “Onun kavmi, bundan sonra Rasûlullah’ın onun için bağışlanma dilediğini iddia ettiler.”
Ebû Dâvud şöyle der: Nadr b. Şümeyi: “e!-ğıyer; diyettir” dedi.
İzah:
İbn Mace. diyet
Bu hadisi musannif Ebö Davud’a. Musa b. İsmail, Vehb b. Beyân ve Ahmet b. Sfıid cl-He-medâni haber vermişlerdir. Gelecek metin, Vehb’in rivayetidir. Vehb’in rivayetine göre Urve b. Zübeyr. hadisi baabasindan rivayet etmiştir. Musa b. İsmail ise onun babası ile dedesinden rivayet elliğini ve onların her ikisinin Huneyn gazvesine sahil olduklarını söylemiştir.
Hındef, İiyas b. Müdar’ın hanımıdır Asıl adı Leylâ’dır. İlyas b. Mudar’ınn çocuklun ona nisbet edilmiştir. Hındef onların annesidir.
Hadisin İbn Mâce’deki rivayeti, buradakine nisbeüe oldukça kısadır.
İbn İshak’m rivayetine göre, hâdise Huneyn savaşı günü vuku bulmuştur. Huneyn, Mekke ile Tâif arasında, Mekkeye üç mil mesafede bir vadidir. H. 8. yılda Mekke fethinden sonra, Hevâzin ve Sakif kabileleri 20.000 kişilik bir ordu topladılar. Güçlenip gelişen Müslümanları durdurmak istediler. Huneyn vadisinde pusu kurarak müslümanları beklediler. Müslümanlar Önce yenilgiye uğrayıp, kaçmaya başladılar. Fakat Hz. Peygamber (s.a.v) in sebat ve cesareti sayesinde Allah’ın yardımı ile hezimet zafere dönüştü. Müslümanlar o zamana kadar görülmedik derecede ganimet elde ettiler.
Yine îbn İshak ve İbn Mâce’nin rivayetlerine göre, Rasûlullah (s.a.v) öğle namazını kıldıktan sonra bir ağacın gölgesine oturmuş ve metinde geçen olay o esnada vuku bulmuştur.
Metinde görüldüğü üzere, Hındef kabilesinden Muhallim b. Cessâme adındaki şahıs, Gatafan kabilesinin Eşca’ kolundan birisini öldürmüş ve aynı kabileden Uyeyne (Amir b. el-Ezbat el-Eşca’) adındaki şahıs maktulün velisi sıfatı ile kısas isteğiyle dava etmiş ve Rasûlullah’ın huzurunda davasını savunmuştu. Katilin kabilesinden Akra’ b. Habis de katili müdafaa sadedinde konuştu. Rasûlullah (s.a.v) davacılardan, kısastan vazgeçip, diyete razı olmalarını istedi. Ama Uyeyne buna razı olmayarak kısasta ısrar etmiş ve: “O, bizim kadınlarımızı ağlattı. Onları yoksulluk ve kedere düşürdü. Onun kadınları da keder ve yoksulluğa düşmedikçe dâvamızdan vazgeçmeyiz” dedi. Rasûlullah’ın, diyet konusundaki teklifini tekrarlaması üzerine Uyeyne de cevâbını tekrarladı. O esnada Benû Leys kabilesinden, Mükeytil adındaki zât ayağa kalkarak, Rasûlullahtan katile kısas uygulamasını istedi. Bu isteğini de bir temsille anlattı. İslâmın henüz başlangıcında kısastan taviz verilmesinin zarar doğurabileceğini, suya gelen bir koyun sürüsünün öncülerine taş atılırsa, arkadan gelenlerin hemen döneceğini söyîedi ve Araplar arasında yaygın olan şu darbı meseli hatırlattı: “Usnun el-yevme ve ğayyir ğaden: Bugün bir yol aç (uygulama yap! İstersen) yarın da değiştir.” İbnu’1-Esîr bu darb-ı meseli: “Kısas konusunda koyduğun sünneti uygula. Bundan sonra değiştirmek istersen değiştir.” “Değiştir” ..iye terceme ettiğimiz kelimenin: “‘İstersen diyet al” manâsında olduğu da söylenmiştir, şeklinde açıklanmıştır.[Biz tercemeyi, İbn Esîr’in hu izahını göz önümle bulundurarak yaptık.]
Aynı darb-ı meseli Hailâbi de şöyle izah etmektedir: “Bugün ona kısas uygulamazsan, yarın sünnetini ye kestiremezsin ve hükmünü kendinden sonrasına geçiremezsin. Böyle yapmazsan, katil böyle yâni deme imkânı bulur. Bunun sonunda, sünnetin ve onun ahkâmı değişir.”
Bu cümlenin Sindi tarafından yapılan diğer bir açıklaması da şöyledir:
“Hükmünü bugün yerleştir, istersen yarın değiştir. Yâni eğer kısası nü km olunduğu ilk anda terkeder ve diyetle yetinir, sonra da birisine karşı onu uygularsanız bu az önce söylenilen koyun sürüsü misâline benzer. Hasılı bugün sen onu öldürürsen, misaldeki sürü gibi olur.”
Süyûtî de Mîrkâtü’s-Suûd’da şöyle der:
“Muhallirrfin daha İsİâmın ilk günlerinde adamı öldürüp de kendisine karşılık ktsas edilmemesini, diyet alınmasını istemesi bu koyun sürüsüne ben/er. Yâni eğer, maktulün velîleri ile olan münasebet Muhallim’in istediği gibi olursa, bu insanların İslama girmelerine mâni olur…”
Beni Leys’ten olan şahsın bu sözüne rağmen Rasûlullah (s.a.v) diyette ısrar etmiş ve ellisi peşin, ellisi de Medineye vardıktan sonra Ödenmek üzere y’û/ deve verilmesine hükmetmiştir. Bu. bir can karşıhğındaki diyetin 100 deve olduğuna delildir.
Hadisin konu ile ilgisi, Hz. Nebi (s.a.v) in, maktulün velisine diyeti kabul etmesini teşvik ve tavsiye etmesidir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar