SÜNEN EBU DAVUD
BUYU’ ve İCARE BAHSİ
DEVAM: 65. Satın Alınan Yiyecek Maddesini Teslim Almadan Satmak
İbn Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Biriniz gıda maddesi alırsa, onu kabzetmedikçe (bir başkasına) satmasın.”
Süleyman b. Harb (rivayetinde); “Teslim almadıkça” dedi. Müsedded (rivayetinde) Tâvûs’un; “İbn Abbas: Zannediyorum herşey gıda maddeleri gibidir, dedi.” dediğini ilâve etti.
İzah:
Buhari, buyu’; Müslim, buyu’; Nesâî, buyu’; İbn Mâce, ticârât; Ahmed b. Hanbel, I, 270, 285,368.
Hadis-i şerifi Ebû Davud’a hem Müsedded, hem de Süleyman b. Harb nakletmiştir. Bunların nakilleri arasında da bazı küçük farklar vardır. Müsedded’in rivayetine Rasûlulah’ın “…onu kabzetmedikçe satmasın” buyurduğu bildirildiği halde Süleyman’ın rivayetinde “…onu teslim almadıkça satmasın” buyurduğu ifade edilmektedir. Bu fark mana değil, kelime farkıdır. Ayrıca Müsedded rivayetinde İbn Abbas’ın; “Zannediyorum herşey gıda maddeleri gibidir” dediğini ilâve etmiştir. Bu ilâve Süleyman’ın rivayetinde mevcut değildir.
Müsedded’in rivayetine göre İbn Abbas, kabzedilmeden satılamayacağı konusunda başka malları da gıda maddelerine benzetmiştir. Buna sebep, ya kabzetmediği malı tayin etmesi, ya da kendisine Efendimizin, kişinin riskine katlanmadığı kârdan nehy konusundaki emrinin ulaşmış olmasıdır. Çünkü satılan bir şeyin kabzedilmeden önceki damanı (riski) satıcıyadır. Dolayısıyla müşterinin bu malda kâr sağlaması caiz değildir.
İbn Abbas’ın bu tefsiri; her türlü malın kabzedilmeden satışım caiz görmeyenler için delildir.
Hattâbî’nin belirttiğine göre; gıda maddelerinin dışındaki malların satın alındıkları zaman, kabzedilmeden satışını caiz görenlerin bazıları İbn Ömer’in şu haberini kendilerine delil almışlardır: “Sahâbîler, Rasûlullah devrinde Bakî’da altın para (dinar) karşılığında deve satarlar ve onun yerine dirhem (gümüş para) alırlardı. Taraflar ayrılmadan öence mal ve paranın teslim tesellümü gerçekleşirse Rasûlullah bunu caiz görürdü.” Bu görüşte olanlar; dinar yerine dirhem veya dirhem yerine dinar almayı kabzedilmeden satış sayarlar ve yasağın gıda maddelerine münhasır olduğunu söylerlerdi.
Ancak bu istidlal yerinde görülmemektedir. Çünkü dinar yerine dirhem ödenmesinden maksat, dinarı dirhem karşılığında satmak değil, borç ödemektir. Bunların her İkisi de paradır. Paraların birbirlerinin yerini tutmaları caizdir. Meselâ bir malı telef eden kişiye hâkim isterse dinar, isterse dirhemle tazmin ettirir. Diğer mallar ise böyle değildir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar