SÜNEN EBU DAVUD
CİHAD BAHSİ
69. Bayraklar Ve Sancaklar
Muhammed b. eI-Kâsım*ın azatlı kölesi Yunus b. Ubeyd dedi ki; Muhammed b. el-Kasım Rasûlullah (s.a.v.) bayrağının nasıl olduğunu sormak üzere beni el-Bera b. Âzib’e gönderdi. (el-Bera b. Âzib de), “Bayrak Nemîre kumaşından, siyah renkli ve kare şeklinde idi.” diye cevap verdi.
İzah:
Tirmizi, cihad; Ahmed b. Hanbel, IV, 297.
Aliyyü’l-kâri’nin açıklamasına göre “râye” büyük bayrak demektir.Hz.Nebi’in bayrağının adı “Ukâb” idi. Bir askeri birliğe ait olan âleme “liva” denir, “liva” mızrağın ağaç kısmına sarılan bir bez parçasıdır. “Râye” ise, askeri birliğin alâmeti olup, “ümmü’1-harb” ismiyle künyelendirilir. Livadan daha üstündür. Turbeştî’nin beyânına göre “râye”, harp kumandanını temsil eden bir âlem, liva ise, devlet reisini temsil eden bir alemdir. Binaenaleyh “liva” râye’den üstündür. Müslim şerhinde de “râye” küçük bayrak, “li-va”ise, büyük bayraktır,denilmek suretiyle bu görüş tercih edilmiştir. Nitekim, “Kıyamet gününde livâü’l-hamd benim elimde olacaktır. Hz. Âdem ile ondan sonra dünyaya gelmiş olan kimseler de benim livamın altında toplanmış olacaklardır” mealindeki hadis-i şerif te bu gerçeği te’yid etmektedir.[bk. Aliyyu’l-kâri, Mirkâdı’I-mefâtih IV, 210.] Mütercim Âsim Efendi Kamus tercümesi Okyanus’ta “râye” kelimesinin sancak, “liva” kelimesinin de bayrak anlamına geldiğini ifâde ettikten sonra bu kelimelerden herbirinin diğeri yerinde kulamlageldiğini de söylemiştir. Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözcüğü’nde M.Zeki Pakalın da vak’a-nüvis Vasıf Efendiden naklen şu açıklamaları kaydediyor: “Ulemay-ı luğat beyninde, liva ve râyet bir manadadır. Fakat asrımızın ıstılahına göre liva bayrak ve râyet sancak diye tercüme olunur.”[bk. Tarih Deyimleri ve Terimleri I, 47 (alem maddesi).] Bu mevzuda İmam Muhammed (r.a.) es-Siyer’l-Kebîr isimli meşhur eserinde şunları söylüyor: “Ukab, Nebi (s.a.v.)’in bayrağının ismiydi. Nitekim başka eşyalarının da isini vardı. Sarığının ismi es-Sahab, atının ismi es-Sekb, katırının ismi de Düldül’dür. Liva sultana ait olan ve onun önünde çekilen sancaktır. Râye ise, her komutan ve askeri birliğin ve o birliğin fertlerinin altında toplandıkları bayraktır.[bk. Ayintabi se’yyid Muhammed Münib, Tercümetü’s-siyer’il-kebir, I, 44.]
Asrımızın kıymetli ilim adamlarından Muhammed Hamidullah da bu mevzuda şunları söylemiştir: “Meselenin çözüm yolu olarak şunu düşünüyoruz: Liva müşrik Mekke’de düşmana karşı hücum ve çarpışma esnasında ordunun en kahraman ve yiğit eri tarafından taşınan umumiyetle askeri sancaktır. Halbuki râye ordu kumandanının alâmet veya timsali olan bir bayraktır. Bu iki kelime bazan eşanlamlı olarak da kullanılmıştır. îs-lâm’da ise bu, zıt anlama bürünmüştür…”[M. Hamidullah, İslam Nebii, II, 249.]
“…Görüldüğü gibi aynı şey bazı kaynaklar tarafından liva, diğerleri tarafından da râye olarak adlandırılmaktadır ki bu durum, her iki ıstılahın da esasında eş anlamlı olduğunu ve birbirlerinin yerine kullanılabileceğini ve henüz Hayber devrindeki teknik manayı iktisab etmediğini ve ancak bu Hayber savaşındadır ki ordu kumandanının liva çekme hakkına ve orduya mensub her birliğin de râye sahibi olma hakkına malik olduğunu isbat etmektedir.
Kelime aslı bakımından liva sarılıp dürülen şey’e işaret eder ki, teşhire ihtiyaç duyulmadığı vakit rabtedilmiş bulunduğu bir nevi mızrağın üzerine sarılıp dürülen kumaş parçası manasınadır. Râye kelimesinin kökü görmek’dir ki, kendisinin veya düşman ordusunun merkezini gösteren şeye işaret eder, yani kumandanın itibarî olarak bulunduğu yeri gösterir. Daha sonraki devirlerde Milli varlığı temsil eden sembollere bayrak (râye), askeri birlikleri temsil eden sembollere de (liva = sancak) ismi verilmiştir. Metinde geçen “N emir e” siyah ve beyaz çizgili yün kumaş demektir. Kaplan derisine benzediği için bu kumaşa Kaplan anlamına gelen nemir kelimesinden türetilen “Nem i re” ismi verilmiştir.
Bayrakların siyah olmasının hoş karşılanması savaşçıların siyah rengi seçmelerindendir. Her topluluk kendi bayrağının çevresinde toplanırlar. Siyah renk günün aydınlığında daha iyi ve rahat görünür. Hele tozlu ve dumanlı zamanlarda başka renklerden daha iyi seçilir. Askerler savaş esnasında birbirlerini kaybettikleri zaman siyah bayrakları sayesinde biribirlerini daha rahat bulabilirler. İşte bu yüzden mücâhidler bayrakları için siyah rengi tercih ederler.
Şer’î yönden ise, bayrakların beyaz, sarı yahut kırmızı olmalarında bir sakınca yoktur. Sancaklarda beyazın seçilmesi ise, Rasûlullah (s.a.v.)’ın; “Allah yanında elbisenin en sevimlisi beyaz olanıdır. Canlılarınız beyaz giysin ölülerinizi de onunla kefenleyin’* hadis-i şerlerinden kaynaklanmaktadır ve her orduda ancak bir sancak bulunur.[bk. Seyyid Muhammed Münib, Tercümetü’s-siyeri’l kebir 1, 44.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar