SÜNEN EBU DAVUD
CİHAD BAHSİ
41. Atların Yele Ve Kuyruklarını Kesmenin Kerahati
Utbe b. Abd es-Sülemî’den rivayet olunduğuna göre, Kendisi Rasûlullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işitmiştir: “Atların alın(larındaki saç)lannı, yelelerini ve kuyruklarını kırkmayınız. Çünkü kuyruğu onun yelpazesidir, yelesi elbisesidir, alınlannda ise, hayırlar düğümlenmiştir.”
İzah:
Ahmed b. Hanbel, IV, 184; Beyhâkî, es-Sünenu’I-kübrâ, VI, 331.
Atların alınlarından sarkan perçemlerim kesmek doğru değildir.Çünkü cihad için beslenen atlar sahiplerinin devamlı olarak cihad sevabı kazanmalarına ve ganimetler elde etmelerine vesile olan hayırlı yaratıklardır. Atların alınlarında hayırların toplanmasından maksat, onlar vasıtasıyla elde edilen sevaplar ve ganimetlerdir. Nitekim “Birinize ölüm geldiği zaman mal bırakırsa…”[Bakara 180] âyet-i kerimesinde de “hayr” kelimesi, mal anlamında kullanılmıştır. İşte böyle hayırlı olan bu hayvanların en şerefli organları alınları olduğu için alınlarında bulunan perçemlerini kesmek uygun görülmemiştir.
Atın alnından murad alnına sarkan yelesidir. Hattâbî ve diğer bazı âlimler alın kelimesiyle atın bütününün kastedildiğini söylemişlerdir. “Hayır düğümlenmiştir” cümlesinden murad, hayr düğümlenmiş gibi onlardan ayrılmaz demektir. Burada bir istiâre-i mekniyye vardır. Çünkü hayır maddi şeylerden değildir ki, alnının üzerine düğümlensin. Lâkin burada aklî olan şey, maddi gibi tasavvur edilmiş ve mübalağa yolu ile maddeye verilen hüküm ona da verilmiştir. Alım zikretmek istiareyi tecrit içindir. Ayrıca onları soğuktan ve sıcaktan koruyan yeleleri ile, kendilerini rahatsız eden zararlı böcekleri kovalamalarına yarayan kuyruklarını kesmek de hoş karşılanmamıştır. Bu hadisin senedinde kendisinden, “bir adam” diye bahsedilen râvinin kimliği meçhuldür. Fakat bu hadis diğer hadislerle takviye edilmiştir. Bu hadis-i şerif ile, Buhfiif de geçen; “uğursuzluk (telakkisi adet olarak) ancak üç şeyde; atta, kadında, evde hâsıl olur.”[bk. Miras Kâmil, Tecrid Tercemesi, VIII, 360.] mealindeki hadis-i şerifin arasında bir çelişki bulunduğu söylenemez. Çünkü Buhârî’deki hadis, câhiliyye dönemindeki arapların uğursuzluk telakkilerini belirtmek için söylenmiştir. Islâmiyette ise, bu sayılan şeylerde uğursuzluk söz konusu değildir. Nitekim Tahâvî*nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bildirdiğine göre, uğursuzluk konusunda Hz. Âişe’ye bir soru sorulmuş da Hz. Âişe buna şöyle cevap vermiştir; “Kur’ân’ı Muhammed’e gönderen Allah’a yemin ederim ki, katiyyen Rasûlullah (s.a.v.) böyle bir şey söylememiştir. O yalnız câhiliyye halkının kadınla, evle ve atla teşe’üm ettiklerini bildirmiştir.”[bk. Miras Kâmil, Tecrid Tercemesi, V, 361.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar