SÜNEN EBU DAVUD
SALATU’T-TATAVVU BAHSİ
17. Gece Namazı Mükellefiyetinin Kaldırılması
İbn Abbâs (r.a.)’den; demiştir ki: el-Müzzemmil (Sûresin)deki “gecenin birazı hâriç olmak üzere (gecenin) yarısı miktarınca kalk” (yahut; ondan birazını eksilt âyetini yine) [Müzzemmil 2 – 3] o sûredeki; “O bunu sizin sayamayacağınızı bildiği için size ruhsat verdi” Artık Kur’an’dan kolay geleni okuyun”[Müzzemmil 20] âyeti neshetti. gecenin ilk saatleri (demek)dir. [Tefsir-i Îbn Cerîr’de konu ile ilgili çeşitli görüşler yer alır.] (Sahâbe-i kiramın) namazları (bu âyet gereğince) gecenin ilk saatlerinde olurdu. (Bu âyet-i kerime ile Cenab-ı Hak) demek istiyordu ki: (Bu saatler) Allah Teâlâ’nın sizin üzerinize farz kıldığı gece namazını (hakkıyla) yerine getirmeniz için daha elverişlidir. Çünkü insan uyudu mu ne zaman uyanacağını bilemez. (Aynı sûrede geçen) [Müzzemmil 6] sözü(nün mânâsı) “Bu (saatler okunan) Kur’an’ı anlamaya daha elverişlidir” demektir. (İbn Abbâs) diyor ki: âyeti kerimesinin [Müzzemmil 7, 10] manası, = gündüz senin için uzun bir meşguliyet var demektir.
İzah:
Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, II, 500.
“Kur’an’dan kolay geleni okuyun” âyet-i kerimesindeki “Kur’an okumak”tan maksat, mecazen gece namazıdır. Kur’an ile gece namazı arasında cüz’iyyet-külliyet alâkası vardır. Cüz söylenmiş, kül kast edilmiştir. Her ne kadar bu emir farziyyet ifâde ederse de ileride açıklanacağı üzere zamanla Kur’ân okumanın mecazî mânâsı olan gece namazı kılmanın farziyyeti tamamen nesh edilmiştir. Bazılarına göre ise mecazi manası neshedilmiş, gerçek manası bakî kalmıştır. Bazılarına göre de bu emir nedb ifâde eder. Allah Teâlâ ve tekaddes hazretleri gece namazının tümünün terk edilmesine izin verip de biraz Kur’ân okunmasını mendub kılmakla sanki; “Kur’an’dan kolay geleni okuyun”[Müzzemmil 20] “Bu kıraatinize karşılık size gece namazının sevabım vereceğim” demek istemiştir.
Nitekim ileride gelecek olan 1395 numaralı hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: “Kim (geceleyin) on âyet okursa o kimse artık kesinlikle gafiller sınıfına yazılmaktan kurtulur, yüz âyet okuyan itaatkâr kimseler zümresine . kaydolur; bin âyet okuyan kimse ise, bir kınlar tasaddıık eden ve onun sevabına erişen kimseler sınıfına yazılır…” Bu hadis-i şerifi aynı zamanda îbn Huzeyme ile İbn Hıbbân da rivayet etmişlerdir. Ancak İbn Hibbân’ın rivayetinde “bin âyet” yerine “ikiyüz âyet” denilmektedir. Muâz (r.a.)’den; “Bir kıntarın 1200 (bin iki yüz) okka olduğu ve bir okka sevabının da semâvât ile arzda bulunan maddi kıymetlerden daha hayırlı olduğu” rivayet edilmiştir. İbn Abbâs Tefsir’inde beyan olunduğuna göre; “gecenin birazı hâriç olmak üzere kalk”[Müzzemmil 2] âyet-i kerimesi nazil olunca Nebi efendimiz ve sahâbe-i kiram bu emre uyarak geceleyin namaza kalktılar. Ancak yine bu emre uyarak gecenin birazında yatmak istemişlerse de “biraz” kelimesinin miktarını kesin bir şekilde tâyin ve tesbit edemediklerinden bütün geceyi namazla geçirdiler. Bu durum kendilerine çok zor gelmeye başladı. Bunun üzerine Cenabı Hak: “Gecenin yansı miktarında yahut ondan birazını eksilt.”[Müzzemmil 3] ayeti kerimesini indirdi. Fakat ashab-ı kirama bu da zor gelmeye başladı. Çünkü ayaklan şişiyordu. Bir sene bu şekilde gecenin yansım namazla geçirdiler. Nihayet “O bunu sizin sayamayacağınızı (yani gecenin yarısını veya üçte birini kılmaya gücünüzün yetmeyeceğini) bildiği için size karşı (ruhsat cihetine) döndü. (Yani, sizden gecenin yarısında veya üçte birinde kâim olmak farziyyetini kaldırdı) Artık Kur’an’dan kolay geleni okuyun”[Müzzemmil 20] âyet-i kerimesini indirerek gecenin yarısını veya üçte birini namazla geçirme farziyyetini ümmetten kaldırdı. Farz olan gece namazının miktarı en aza indirilmiş oldu ki, iki rekat namaz kılmakla bile bu farizanın ifâ edilmiş sayılacağını bildirdi. Bu durum beş vakit namaz farz kılınmadan önce idi. Ramazan orucunun farz kılınmasıyla diğer oruçların farziyeti; zekâtın farz olunmasıyla sadakanın farziyyeti nasıl neshedildi ise, beş vakit namazın farz kılınmasıyla da gece namazı kılmanın farziyyeti tamamen neshedümiş oldu.
îbn Cevzî de Zadu’l-Mesîr tî ilmi’r-lefsîr isimli eserinde İbn Abbas’a uyarak şunları söylüyor: “Gecenin birazı hâriç olmak üzere kalk, gecenin yansı miktannca, yahut ondan birazını eksilt”[Müzzemmil 2 – 3] âyet-i kerimesi nazil olunca bu âyeti okuyan veya işiten bir kimse gece namazının müddetini tesbîtte hata ederim endişesiyle bütün geceyi uykusuz geçiriyordu. Bu iş müslümanlara ağır gelmeye başladı. Nihayet bir sene sonra “O bunu sizin sayamayacağınızı bildiği için size karşı (ruhsat cihetine) döndü”[Müzzemmil 20] âyetini indirerek gece namazını muayyen bir miktarda kılmanın farziyyetini kaldırdı. Gece namazının farziyyetinin tamamen neshedilmesi ise, bir sene sonra beş vakit namazın farz kılınması ile gerçekleşti. Böylece gecenin uzunca bir kısmını namazla geçirme emriyle gece namazının hafifletilmesine izin verilmesi arasında bir sene geçtiği gibi, gece namazının başlangıcıyla neshedilişi arasında da iki sene geçmiş oldu.”
Netice olarak bu âyet, sûrenin başındaki gece kıyamı emrinin şiddetini, miktarını hafifletmiş beş vakit namaz farz kılındıktan sonra akşam ve yatsı, gece kıyamı cümlesinden kalarak teheccüddün farziyyeti, mendubluğa dönüşmüştür.[Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, VIII, 5439.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar