SÜNEN EBU DAVUD
SALATU’T-TATAVVU BAHSİ
DEVAM: 5. Sabah Namazının Sünnetini Kılmadan İmama Yetişen Kişi (Ne Yapar?)
Ebû Hureyre (r.a.) demiştirki; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Namaza ikâmet getirildiği vakit, farzdan başka namaz yoktur. “
İzah:
Buhârî, ezan; Müslim, müsâfirîn; Tirmizî, salât; Nesaî, imame; İbn Mâce, ikame; Dârimî,.salât; Ahmed b. Hanbel, II, 331, 455, 517, 531.
Hadiste geçen “farzdan başka namaz yoktur” sözüne hadis ulemâsı iki ayrı mânâ vermişlerdir:
1. Farz için kamet getirildiği zaman mescidi içerisinde herhangi bir nafile kılmaya izin yoktur.Ancak “amellerinizi bozmayınız”[Muhammed 33] emr-i ilâhisi gereğince kametten önce başlanmış olan nafileler bu hükme tabî değildir.
2. Farz için ikâmet getirildiği zaman imama uyarak farz kılmakta olan cemaatin teşkil ettiği saflar arasına girerek nafile kılmaya izin yoktur.
Birinci mânâya göre, henüz sünneti kılmamış olan bir kimse, farz için kamet getirildiği bir anda mescidin dışında herhangi bir yerde kılabileceği gibi mescit kapısının önünde bulunan son cemaat mahallinde de kılabilir. Fakat kapıdan içeri girdikten sonra hiçbir nafile kılamaz.
İkinci mânâya göre ise, saflara girmemek şartıyla mescid içerisinde herhangi bir direğin arkasında nafile kılmak caizdir. Bu mevzuyu bir önceki hadisin şerhinde açıkladık. “Farzdan başka namazın olmaması” iki ayrı şekilde yorumlanmıştır:
1. Farz namaz için kamete başlandıktan sonra kılınacak nafile namazlar sahih değildir, fasittir.
2. Kamete başlandıktan sonra kılınacak nafile namazlar sahihdir. Fakat sevab bakımından kâmil değildir. Buhârî’nin Tarih’inde, Bezzâr’ın Müsned’inde” Enes’den rivayet ettikleri merfû1 hadis bu görüşü desteklemektedir.[Fethu’I-Bârî, II, 289.]
Zahiriye ulemâsı bu mânâlardan birincisini, ulemânın büyük çoğunluğu da ikincisini benimsemiştir. Şevkânî’nin beyânına göre sahabe, tabiûn ve daha sonra gelen ilim adamlarından bu konuda dokuz görüş nakledilmiştir:
1. Namaz için kamet getirilmeye başlandığı zaman, gerek o vaktin sünneti ve gerekse nafile olsun başka namaz kıüûiak mckiuîtfur Sahabe Ömer b. el-Hattâb, ihtilaflı bir rivayete göre Abdullah b. Ömer ve Ebû Hureyre’nin, tabiînden Urve b. Zübeyr, Muhammed b. Şîrîn, İbrahim en-Nehâî, Atâ b. Ebî Rebâh, Tâvûs, Müslim b. Akîl ve Saîd b. Cübeyr’in, imamlardan Süfyân es-Sevrî, İbnu’l-Mübârek, Şafiî, Ahmed, İshâk, Ebü Sevr ve Muhammed b. Cerîr’in görüşü budur. Tirmizî, Süfyân es-Sevrî’nin mutlak olarak bu görüşte olduğunu kaydetmişse de İbn Abdilberrve Nevevî,es-Sevrî’nin görüşünü şöyle izah ediyorlar: “Birinci rekatı geçirmekten korkarsa sabahın sünnetini terk edecek onlarla birlikte namaza girer. Fakat birinci rekata yetişeceğine kanaat getirirse, önce sünneti kılar ve sonra imama tabi olur.”
2. Ibn Abdilberr, “et-Temhîd”de şöyle diyor: “Farz namaz için kamet getirilmeye başlandığı zaman nafile namazlardan hiçbiri caiz değildir.”
3. İmam farzı kıldırırken sabah namazının sünnetini kılmakta beis yoktur. İbnu’I-Münzir bu görüşü İbn Mes’ûd, Mesrûk, Hasan el-Basrî, Mücâhid, Mekhûl ve Hammad b. Ebî Süleyman’a izafe edilmektedir. Hasan b. Hayy’in kavli de budur. Bunlar sabahın sünneti ile diğer namazların sünnetleri arasında ayırım yapmaktadırlar. Bu hususta el-Beyhakî’nin Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet ettiği şu hadis ile istidlal ediyorlar: Nebi (s.a.v.) buyurdu ki: “Namaz için kaamet getirildiği zaman farzdan başka namaz yoktur. Ancak sabahın iki rekat (sünnetti müstesnadır/’ Fakat bu hadisin istidlal için elverişli olmadığı ve hatta el-Beyhakî’nin Ebû Hüreyre’den bu istisnayı nakzeden bir hadis de rivayet etmiş olduğu ileri sürülüyor. Her ne kadar bu hadisin metni ve râvîleri yine el-Beyhakî tarafından tenkid edilmişse de Hanefî ulemâsından Aynî, bu ravîlerin hadis âlimleri tarafından tezkiye edildiklerini ve metnin de başka yollardan takviye edildiğini beyân etmektedirler.
4. Bu kavle göre mescidin içinde veya dışında olmak ve aynı zamanda birinci rekate yetişip yetişememek arasında ayırım yapılmaktadır.Bu kavi Klâlik’indir. Şöyle diyor: “Mescide girmiş ise, imama tabi olsun ve sünneti -sabahın sünnetini kasdediyor- kılmasın. Eğer mescide girmemişse, birinci re-kati geçirme endişesi yoksa, mescidin dışında sünneti kılsın, varsa kılmadan mescide girerek imama tabî olsun.”
5. İlk rekatı kaçırmak ve ikinci rekatın rükû’unda imama ulaşamamaktan endişe ederse imama uyar. Yoksa mescidin dışında sabahın sünnetini kıldıktan sonra imama tâbi olur. Bu kavi, İbn AbdPlberr’in naklettiğine göre, İmam Ebû Hanîfe ve arkadaşlarının görüşüdür. Hattâbî ise, imam Ebû Hanife’nin İmam Mâlik’in görüşünde olduğunu rivayet etmiştir. Bu rivayet imam A’zam’ın arkadaşlarının rivayetine muvafıktır. Bu arada en-Nevevî imam Ebû Hanife’nin el-Evzâî’nin aşağıda gelecek olan görüşünde olduğunu ileri sürmüştür. Kıymetli âlimlerimizden M. Zihnî Efendi Hanefî mezhebinin bu konudaki görüşünü şöyle anlatmaktadır: Camide kamet edilmek üzere iken sünnete durmanın kerahetinden sabah namazının sünneti müstesnadır ki, onu evde kılmadan camiye gelen kimse imamı farza durmuş bile bulsa, tahiyyata olsun yetişecek olacağını bilse, cemaat sevabını kaçırmamak üzere saflardan uzak bir yerde önce sünneti kılar, sonra imama iktidâ eder. (Sünneti saf arkasında veya duvar arkasında yer olduğu halde cami içinde kılmak kerahettir.)
Camide sabah namazının sünnetini kılması halinde cemaate hiç yetişemeyeceğinden korkarsa sünnete başlamayıp imama iktida eder. Eğer sünnete durduktan sonra yetişemeyeceğini anlarsa sünneti tamamlamadıkça artık namazdan çıkamaz. İsterse tamamen cemaati kaçıracak olsun. Fakat tehiyyata erişebileceğini tahmin etse, sünneti terk etmez, ve tehiyyâta erişmekle de cemaaat sevabını mutlaka almış olur.[M. Zihnî, Nimet-i İslâm, 406.]
6. Son rekata yetişememek endişesi yoksa sabah namazının sünnetini mescidin içinde de kılar. Birinci rekatı geçirecek olsa bile, sünneti kılmalıdır. el-Evzaî ve Said b. Abdulazîz’in görüşü budur. Nevevî İmam Ebû Hanife ve arkadaşlarının da bu görüşte olduklarım rivayet etmektedir.
7. Birinci rekatı kaçırma endişesi yoksa, sabah namazının sünnetini mescidin içinde de kılar. Süfyan es-Sevrî’nin görüşü budur. îbn Abdilberr’in rivayet ettiği bu görüş, Tirmizî’nin Süfyân es-Sevrî’den rivayet ettiği görüşe muhaliftir.
8. Vakit geniş ise, imamın namazını kaçırsa bile sabahın sünnetini kılar. M âli kilerden İbn el-Cellâb’ın görüşü budur.
9. Kameti işitince gerek sabah namazının sünnetine ve gerekse başka bir nafile namaza girmesi, mescidin ister içinde olsun ister dışında, caiz değildir. Şayet bunu yaparsa asî olmuş olur. Zahirîlerin görüşü budur. İbn Hazm, Şafiî’nin ve selefin tjumhûrunun bu görüşte olduklarını nakletmektedir. Hadiste varid olan “ikâmet” lafzından murad, müezzinin farz namazlar için getirdiği kaamet ise, -ki bilinen ve kabul edilen mânâ budur- bu kavi, hadisin zahir mânâsına daha uygundur… el-Irakî bu hadisten zihne tebâdür eden mânânın bu olduğunu söylüyor. Şayet “ikâmet” lafzından namaz kılmak mânâsı kasd ediliyorsa, -ki kelimenin gerçek mânâsı budur- bu durumda, kamet esnasında nafile namaz kılmakta kerahet yoktur. Maamafıh Nebi (s.a.v.)’den gelen diğer rivayetlerde, birinci mânânın kast edildiği açıkça belirtilmiştir. Şöyle ki, İbn Hıbbân’ın rivayetinde “Müezzin ikâmete başladığı zaman” denmektedir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar