SÜNEN EBU DAVUD
EYMAN VE’N-NUZUR BAHSİ
DEVAM: 22. Vefa Gösterilmesi Emredilen Adak
Meymûne binti Kerdem’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Hz. Nebi’in (veda) haccında babamla birlikte çıktım. Ra-sûlullah (s.a.v.)’ı gördüm. İnsanların “Rasûlullah” dediklerini duydum. Gözümle o’nu takibe başladım. Babam kendisine yaklaştı. Rasûlullah devesinin üzerinde idi. Elinde öğretmenlerin sopası gibi (ince) bir sopa vardı. Bedevilerin ve insanların “Tab, tab” dediklerini duydum.
Babam o’na (iyice) yaklaştı, ayağını tuttu. Hz. Nebi buna ses çıkarmadı, durup babamı dinledi. Babam:
Ya Rasûlallah, ben bir erkek çocuğum dünyaya gelirse, Büvâne (dağı)’nın tepesinde dik yokuşlu yollarda birkaç koyun kurban etmeyi adadım, dedi. -Abdullah b. Zeyd: “Tam bilmiyorum ama, galiba elli koyun demişti” dedi.- Rasûlullah: “Orada putlardan bir şey var mı?” diye sordu. Babam: Hayır, dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Allah için adadığın şeyi yerine getir” buyurdu.Meymûne devamla şöyle dedi: Babam koyunları toplayıp kesmeye başladı. Koyunlardan biri kurtulup kaçtı. Babam; “Ey Allah’ım, benim adağımı ödet” diyerek o’nu aradı. Buldu ve kesti.
İzah:
İbn Mâce, keffârât (bir bölümü).
Tab tab: Bu sözün iki manaya ihtimali vardır: 1) Hz. Nebi’in elindeki değnekten kinâye-dİr. Çünkü insan onu bir yere vurursa “Tab, tab” diye ses çıkarır. O zaman mana, “Sopadan sakının, sopadan sakının, sopadan sakının” olmuş olur. 2) Ayakların yere değdiğinde çıkardığı sestir.
Nebi s.a.v.’in ayağını tutması: “Babam onun Nebiliğini tasdik etti” şeklinde de olması mümkündür. Avnü’l-Ma’bûd bu manayı; Menhel’in tekmilesi, önceki manayı tercih etmiştir.
Bu hadis, Kitabü’n-Nikah’da 2103 numarada geçmiştir. Ancakj Kerdem’in Hz. Nebi’in ayağını tuttuktan sonra Rasûlullah’la konuşması, buradakinden tamamen farklı olarak takdim edilmiştir.
Bu hadisle, bir önceki hadisteki vakıanın aynı olup, rivayetlerinde bazı farklılıkların bulunması mümkün olduğu gibi, ayrı ayrı hâdiselerle ilgili olmaları da mümkündür.
Adakta bulunan şahsın; dağ tepelerinde, sarp yokuşlarda kurban kesmeyi adaması, adağına kuvvet kazandırmak içindir. Gerçi adaklar bir şeyin olup olmamasına tesir etmez, Allah’ın takdirini değiştirmez. Fakat, anlaşılıyor ki adak sahibi Hz. Nebi’i ilk defa görmüş, onun sohbetinden istifade edememiştir. Onun için, adağın ve adağı zorlaştırmanın takdire tesiri olmayacağını bilmiyordu. Eskiden kalma bilgisine dayanarak, eğer yapılması zor bir şey adarsa arzusuna nail olacağını zannediyordu.
Hadis, bir yerle kayıtlı olan adakların eğer o yerlerde tevhide aykırı bir şey yoksa oralarda eda edileceğine delil gösterilir. Hattâbî şöyle der:
“Hadis; Mekke’de veya başka bir yerde, yemek yedirmeyi ya da kurban kesmeyi adayan kişinin, bu adağını başka yerlerin fakirlerine ifa etmesinin caiz olmadığına delildir. Bu görüş Şafiî mezhebine göredir. Şafiî’den başkaları bu adağın başka yerlerde de eda edilebileceğini söylerler.”
Hadisin, Hattâbî’nin anladığı manaya delâlet etmesi mümkündür. Ama bu kesin değildir. Çünkü Hz. Nebi, bir defa kurbanların orada kesilmesinin şart olduğunu söylememiştir. Ayrıca “Orada putlardan bir şey var mı?” diye sorarken, kurbanın kesilip kesilemeyeceğini değil de adağın sahih olup olmadığını aramış olabilir. Çünkü eğer orada put varsa adağın eski alışkanlıklara binaen, Allah rızasından başka bir şey için olması tehlikesi mevzubahistir. Nitekim Ahmed b. Hanbel ve Beğavî’nin rivayetlerinde İbni Kerdem’in; “Ben cahiliye devrinde iken Büvâne’nin tepesinde birkaç koyun kesmeyi adadım…” dediği belirtilmektedir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar