Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

EDEB BAHSİ

DEVAM: 1. Yumuşak Huyluluk Ve Nebi (S.A.)’In Huyları Hakkında

Hz. Enes’den demiştir ki: Ben çocukken Nebi (s.a.v.)’e Medine’de on yıl hizmet ettim. Her işim efendimizin benden beklediği şekilde değildi. (Buna rağmen) bu süre içerisinde daha bana öf bile demediği gibi; bunu niçin yaptın, ya da bunu niçin yapmadın dahi demedi.

İzah:

Müslim, fedâil; Dârimî, mukaddime

Hilim: İntikam almak kudretine mâlik iken herhangj bir kızgınlığa sebebiyet veren söze tahammül et­mek, kızmamak demektir. Kabahat sahibi, karşısındakini böyle görünce artık taarruza devam etmez. Bu vasıf, en fazla Cenab-ı Hakk’a mahsustur. Hak teala kuvvet ve kudret sahibi olmasına rağmen kullarının nice nice günahlarına göz yummakta, görmezlikten gelmekte, intikam almamakta­dır. Bunun içindir ki, kendisini hilim sıfatı ile vasıflandırmıştır.

Buradan anlaşılıyor ki bu hilim ve tehammül, hak tealanın zaifliğinden ve kudretsizliğinden değildir. Belki onun Gaffârhk sıfatındandır. Nitekim bir âyet-i kerimesinde: “Allah, gafurdur halimdir”[İsrâ 44, Fatır 41] buyurarak bu ger­çeği açıklamıştır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin’de: “Allah herşeyi hakkiyle bilir, hilim ve şefkati galibdir”[Hac 59]; “Allah, alîm ve hakimdir”[Nisa 7, 92, 104; Ahzab I; Fetih 4] “Allah ganî ve halimdir”[Bakara 263] buyurmakla da insanların az bilgili, mahdut ilim sahibi oldukları için, hilim ve tahammül göstermediklerini ortaya koymaktadır.[Eşref edib, Asr-ı Saadet, VI, s. 511-512, Şamil Yayınları.]

Enbiyay-i kiram dahi hilim sıfatı ile vasıflanmışlar. Muhakkak ki hilim sıfatının en fazla tecelli ettiği kul Muhammed Mustafa (s.a.v.)dir. Onun bu meziyeti, Kur’an-ı Kerimde şöyle anlatılır: “O vakit (Uhud savaşında) sen, Aliah’dan gelen bir merhamet sayesindedir ki onlara (ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak on­lar etrafından dağılıp giderlerdi.”[Al-i İmrân 59]

Resul-i zişan efendimizin hilmi öven hadislerinden bazıları şöyledir:

“Hilim (yumuşaklık) öyle bir şeydir ki, bulunduğu her şeyi güzelleştirir.”[Müslim, birr]

“Hak teâlâ yumuşaklığı sever, yumuşaklıkla birçok şeyler elde edi­lir. Sertlikle hiçbir şey elde edilmez.”[Müslim, birr]

“İlmin zineti, ilim sahibinin hilmidir”[Darimî mukaddime]

İmam Buhari de bu mevzûdaki hadisleri ayrı bir bölümde bir araya top­layarak nakletmiş tir. Orada, Hz. Nebiin: “Müslümanlara, hattâ zev­celerine dahi bazan sertlik gösterdiği vakidir” denilmektedir. Hafız İbn Hacer, bu mevzûyu hülâsa ederek şöyle diyor: “İmam-ı Buhari bu babda şu hususlara işaret etmek istemiştir ki; Resulü Ekrem külfetlere sabretmiş-tir. Ancak, bunlar şahsına ait hususlarıdır. Fakat Hak teâlâ’nın hakkı husu­sunda sert davranmışlardır. Allah’ın verdiği hükmü icra etmişlerdir.”[Eşref edib. Asr-ı Saadet.Vİ, 521-522, Şamil Yayınevi.]

Şurasını da unutmamak gerekir ki; her ne kadar hilim, yumuşaklık, yu­muşak huyluluk demekse de bunda fazla ileriye gitmek demek değildir. Kişi hilim sahibi olacağım diye, başkalarına kendi haklarım çiğnetmeme-li, elinden geldiğince bu haklarını, cesaretle korumasını bilmelidir. Bir başka ifadeye hilim, başkalarının fenalıklarına boyun eğmek, acizlik gös­termek demek değildir. Aksine hilim sahipleri güçlü ve kuvvetli olan, fakat intikam peşinde koşmayan, kendi haklarını korumasını bilen hiçbir konuda zillete düşmeyen, bağışlama yolundan da ayrılmayan yüksek ahlâklı kişilerdir.[Turgut Ali. Kur’an-i Kerim’e Göre Ahlâk Esasları s. 101-103.]

Mevzumuzu teşkil eden bu hadisin ravisi Hz. Enes’in künyesi Ebû Hamza, lakabı, Hadim-i Rasûlullah, Neccâr kabilesindendi. Nesebi şöyle­dir: Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram b. Cenb b. Âmir, b. Ganm b. Adiyy b. Neccâr’dır.

Medine’de İslamiyetin doğduğu sırada 8-9 yaşlarında bulunuyordu. Hz. Enes, Rasul-i Ekremin Medine’ye teşriflerinden evvel İslamiyeti ka­bul etmiş bir aile içinde bulunuyor, İslamiyetten başka bir din tanımıyor­du.

Rasuî-i Ekrem’in Medine’ye gelmesi üzerine Hz. Ebu Talha onu ala­rak Rasulü Ekrem’e götürmüş, O’na:

Ya Rasûlullah, bu çocuk size mülazemet etsin, size hizmet etsin, de-miş Rasul-i Ekrem de onu kabul etmişti.

Hz. Enes, Rasul-i Ekremin irtihaline kadar ona hizmet etmiş, her vakit onunla birlikte bulunmuş onun yanından hiçbir vakit ayrılmamıştı.[Eşref edeb, a.g.e., III, 1, 187-189.]

Hz. Enes, Rasul-i Ekremin irtihaline kadar Medine’de on yıl yaşadığı­na göre, Hz. Enes’in Hz. Nebi’e onyıl hizmet etmiş olması gerekir­ken metinde bu hizmetin dokuz yıl olduğundan bahsedilmesi hizmete baş­ladığı yıldaki aylarla, hizmetin sona erdiği ayların hesaba katılmamasın­dan ileri gelmektedir. Münzirî’nin görüşü de budur.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD