SÜNEN EBU DAVUD
MEHDİ BAHSİ
DEVAM: MEHDÎ
Bize Müsedded haber verdi, Onlara Ömer b. Abîd haber vermiş. Bize Ebû Bekir, yani İbn-i Ayaş haber verdi. (H),
Bize Müsedded haber verdi, bize Sûfyân’dan Yahya haber verdi (H).
Bize Ahmed b. İbrahim haber verdi. Bize Ubeyduilah b. Musa haber verdi. Bize Zaide haber verdi. (H)
Bize Ahmed b. İbrahim haber verdi, bana Ubeyduilah b. Mûsa Fıtri’dan haber verdi, dedi. (Rivâyetlerdeki) mânâ aynıdır. Bunların hepsi Asım’dan, Asım, Zir’den o da Abdullah (b.Mes’ûd (r.a) vasıtasıyla Rasûfullah (s.a.v.)’den rivayet etmiştir; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Dünyada sadece bir gün kalsa, -Zaîde, hadisinde şöyle dedi – Allah o gün’ü uzatır da – sonra bütün râvîler ittifak ettiler.[şek râvî’dendir,] -O günde Benden veya ehli beytimden, adı adıma, babasının adı da babamın adına uyan bir adam gönderir”
Fitr hadisinde şu ilâve vardır: O şahıs “dünyayı, zulümle dolduğu gibi, adaletle dolduracaktır” Süfyân hadisinde şöyle dedi. , Araplara, adı adıma uyan ehl-i beytimden biri hakim olmadıkça dünya son bulmayacak, – Veya gitmeyecektir -[Şek râvîdendir.]
Ebû Davûd der ki, Ömer ve Ebu Bekr’in (rivayetleri) Süfyân’ın (rivayetinin) aynıdır, (yani son ilâve, bunların rivayetinde de vardır.
İzah:
Tirmizî, Fiten
Tirmizî, hadis-î şerif için “Hasen Sahîh” demiştir.
Dipnotta da işaret edildiği gibi bu hadis, müsannıfa beş ayrı isnâdla gelmiştir. Bu isnâdlardaki rivayetler mânâ itibariyle aynı olmakla birlikte, lâfız olarak aralarına bazı küçük farklar vardır. Metinde bu farklar gösterilmiş, tercemeye de aynen aktarılmıştır. Ancak bu: okuyucu için, hadisin mânâsını anlatmakta, bir güçlük doğurmaktadır. Onun için, hadiste ifâde edilen mânâyı tekrar atkarmak istiyoruz.
Efendimiz’in beyânına göre, dünyanın ömründen sadece bir gün bile kalsa Cenab-ı Allah, o günü uzatacak ve Rasûlullah’in ehl-i beytinden Abdullah oğlu Muhammed isminde bir zat gönederecektir. Bu zat tüm araplara hakim olacak ve daha önce zulümle dolan dünyayı adaletle dolduracaktır.
Ulemanın beyanına göre, Rasûlullah’ın geleceğini haber verdiği bu zat Mehdî’dir. Mehdî’nin, Rasûlullah’ın ehl-i beytinden olduğu, hadisle sabit olmakla beraber, oun Hz. Hasan’m mı yoksa Hz. Hüseyin’in mi soyundan geleceği konusunda bir nâss yoktur. Bu yüzden Ulema bu hususta ihtilâf etmiştir. Aliyyü’l Kârî Mirkat’da, iki nesebin birlikte bulunmasına bir engel olmayacağını, zahire göre Mehdî’nin baba tarafından Hz. Hasan, Anne tarafından Hz. Hüseyin’e mensup olacağını söyler. Bunu söylerken de Hz. İbrahim’in oğullan İsmail ve İshak (s.s)’a kıyas yapar, îsrailoğullarının bütün Nebileri Hz. îshak’m soyundan geldiği halde bizim Nebiimiz (s.a.v.), Hz. İsmail’in soyundan gelmiş ve Öbürlerinin tümü makamına kâîm olmuştur. Aynı şekilde İmamların çoğu ve Ümmetim büyükleri, Hz. Hüseyin’in soyundan gelmiştir. İşte buna karşılık beklenen Mehdî’nin de Hz. Hasan’ın soyundan gelmesi muvafıktır. İşte evliyanın sonuncusu olacak olan bu zat, diğer büyük zevatın yerine ka-îm olacaktır.
Hadisten, gelecek zatın adının Muhammed, babasının adının da Abdullah olacağı bildirilmektedir. Bu, beklenen Mehdî’nin, Samerra’daki bir dehlizde gizli olan Muhammed b. Hasen el – Askerî olduğunu söyleyen Şiâyı reddetmektedir. Çünkü onların iddia ettikleri Mehdî’nin babasının adı Abdullah değil Hasen’dir.
Efendimiz’in bildirdiğine göre, Mehdî geldiğinde yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Kimi alimler bundan maksadın tüm dünya, kimi alimler Arap ülkeleri ve ona tâbi yerler olduğunu söylerler.
Süfyân’ın rivayetine göre, Mehdî tüm Araplara malik olacaktır. Alimler “Araplar”m galibe nazaran zikredildiğini, onun sadece Araplara değil tüm kavimlere mâlik olacağını söylerler. Rasülullah’ın sadece Arapları anması, o zaman Müslümanların araplardan oluşması, ya da diğer halklar müslüman olunca, ilk müslüman olan Araplarla tek millet gibi olmalarıdır. Şüphesiz, doğrusunu Allah bilir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar