Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

EYMAN VE’N-NUZUR BAHSİ

DEVAM: Günah İşlemeyi Adayana Keffaret Gerekir Diyenler

Ukbe b. Âmir el-Cühenî’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kız kardeşim, Beytullah’a kadar yürümeyi adayıp, benden kendisi adına Hz. Nebi’e danışmamı istedi. Ben de Hz. Nebi’e danıştım. Rasûlullah (s.a.v.): “Hem yürüsün, hem de (bir bineğe) binsin” buyurdu.

İzah:

3293 numaradaki hadisten itibaren yedi. hadiste bahsedilen olay ve olayın kahramanları aynıdır. Yalnız isnadiarda ve me­tinlerdeki bazı farklardan dolayı musanif hadisi tekrarlamıştır. Rivayetlerin bir kısmının ilk ravisi Ukbe b. Âmir, bir kısmınınki de İbn Abbas’tır.

Metinler arasındaki en önemli farklar da; ilk (3293 numaralı) hadiste Ukbe b.Âmir’in kız kardeşinin yalınayak, başı açık haccetmeyi adadığı bil­dirilmektedir. Bu hadiste, kadının başını açmasının da bulunması, adağı, gü­nah olan bir şeyi adama bölümüne sokmuştur. Onun için Hz. Nebi kendisine yemin keffareti emretmiştir. Diğerlerinde ise, anılan kadının sa­dece yürüyerek haca gitmeyi adadığı söz konusu ediliyor. Ayrıca, ilk hadiste Hz. Nebi’in kadına oruç tutmasını emrettiği ifade edildiği halde, di­ğerlerinde bu mevcut değildir. Ancak sonraki bazı hadislerde bir hedy emri yer almaktadır. Bu rivayetlerde, yemin keffareti değil de hedyin emredüme-si, adağın sadece insanın gücünün yetmediği bir şey olmasından dolayıdır.

Hadislerde geçen, Ukbe b. Âmir’in kız kardeşi; Âmir’in kızı Ümmü Hibbân’dır. Hz. Nebi’e biat etmiştir.

Bir rivayette; kadının şişman olduğu, bu yüzden yürümekte zorluk çek­tiği de bildirilmektedir.

3293 numarar1 iki hadis izah edilirken, yaya olarak hacca gitmenin ada­nabileceği, fakat bu adağın bir özre binaen yerine getirilmemesi halinde kef-faret olarak bir hayvan kurban edileceği belirtilmişti.

Hac ve umre kasdı olmadan, yaya olarak Kabe’ye gitmeyi adamanın geçerli olup olmadığında âlimler ihtilâf etmişlerdir. Ebû Hanîfe’den; umre veya hacc niyeti olmadan yapılan adakların muteber olmadığı rivayet edil­miştir. Şafiî de aynı görüştedir.

Mâlikîlerden bir rivayete ve İbn Ömer ile İbn Zübeyr’e göre; yaya ola­rak hacca gitmeyi adayan kişi, bir müddet yürümekten aciz kalır ve binerse, ertesi sene o binekli geçtiği mesafeyi yürüyerek yeniden haccetmesi gerekir. Aczi devamlı olduğu takdirde bir hedy gerekir.

Bu son hadiste Hz. Nebi’in, Ukbe’nin kız kardeşi için; “Hem yü­rüsün, hem binsin.” şeklinde emir buyurduklarını görmekteyiz. Bundan; gücü yettiği nisbette yürüsün, takatsiz kaldığında da binsin manası anlaşılmakta­dır, îbn Hacer ve Nevevî’nin izahları da bu istikamettedir. Bu anlayış; yaya olarak hacca gitmeyi adayana, aciz değilse adağına uyması gerekir tarzında­ki görüşe uygundur. 3301 numarada gelecek olan Eneş hadisinde, yürüme sözkonusu edilmeden, adakta bulunan zatın bir bineğe binmesinin emredil-diği belirtilmektedir. Çünkü o zat yaşlı idi. Aczi belli idi. Onun için Hz. Pey­gamber (s.a.v.), kendisinden yürümesini istememişti.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD