SÜNEN EBU DAVUD
MENASİK BAHSİ
DEVAM: 63. Arafat’tan (Müzdelîfe’ye) Hareket
Abdullah b. Abbas’ın azatlısı Kureyb, Usâme b. Zeyd’i şöyle derken işitmiştir: Resulullah (S.A.V.) Arafat’tan (Miizdelife’ye) hareket etti. Dağ yoluna varınca inip küçük abdestini bozdu ve hafif bir abdest aldı. Ben kendisine, Namaz (kılacak mısın?) dedim.
“Namaz ilerdedir (namaza daha var)” buyurdu ve hemen hayvanına bindi. Müzdelife’ye gelince inip güzelce bir abdest aldı. Sonra namaz (için) ikâmet edildi. Hemen arkasından akşam namazını eda etti. (Namazdan) sonra herkes devesini olduğu yere çökertti. Sonra yatsı namazı (için) ikâmet edildi. Hemen arkasından yatsıyı edâ etti. Bu iki namaz arasında başka bir namaz kılmadı.
İzah: DİKKAT İZAH’TAN SONRA BİR HADİS DAHA VAR!
1921 numaralı hadis-i şerifin şerhinde de açıkladığımız gibi Resul-i Ekrem’in ‘hafif bir abdest almasından mak-
sad abdestli bulunmak gayesiyle abdest organlarım sadece birer kere yıkayarak abdest almasıdır. Her ne kadar İbn Abdilberr “buradaki hafif abdest almaktan maksad, istilânı mânâda abdest almak değil, sözlük anlamında temizlik yapmak, eli yüzü yıkamaktır,” demişse de, Buhârî’nin rivayet ettiği “küçük abdestini bozdu, sonra ben abdest suyunu döktüm, hafifçe abdest aldı”[Buhârî, hac] anlamındaki hadis-i şerif, Resul-i Ekrem’in dağ yolunda aldığı abdestin, abdest organları birer kere yıkanarak alınan bir abdest olduğunu ve buradaki abdest kelimesinin sözlük anlamında değil, istilânı anlamda kullanıldığını ifâde eder.
“Namaz ileridedir” sözü, “namazı Müzdelife’de kılacağım” demektir. Akşam namazı kıldıktan sonra halkın develerini çöktürmeleri daha önce de ifâde ettiğimiz gibi hayvanlara olan merhametlerinden ileri gelmiştir. Bu da gösteriyor ki, Müzdelife’de akşam namazıyla yatsı namazını birleştirerek kılarken iki namaz arasında kısa süreli olmak şartıyla bir işle meşgûlı olmak söz konusu namazların sıhhatine zarar vermez. 1921 numaralı hadis~i şerifte “halkın develerini çöktürmesinden sonra yatsı namazına durulup namazdan sonra develerin yüklerini indirilmesi’nden bahsedil-memesinde Rasûl-i Ekrem’in bu namazlarda kıraati kısa kestiğine bir işaret vardır. Çünkü ashabın develere olan merhameti develerin.namaz süresince ayakta durmalarına dahi müsaade etmediğine göre bu merhametin, develerin uzunca sürecek olan bir namaz boyunca yük altında kalmalarına asla müsaade edemeyeceği aşikârdır. Ancak kıraatin çok kısa olacağını ve dolayısıyla namazın kısa süreceğini bildikleri için develerin namaz bitinceye kadar yük altında kalmalarında bir sakınca görmemişlerdir.
İki namaz arasında başka bir namazın kılınmadığından bahsedilesi, bu namazları sanki bir namaz gibi arka arkaya ve ara vermeden kılmanın vâcib olduğunu gösterir. Çünkü eğer bu iki namaz arasında başka bir namaz kılmak bu namazların sıhhatine zarar vermeseydi, Resul-i Ekrem müekked olan sünnetleri iki namaz arasında kılmayı terk etmezdi.
Yâkub b. Asım b. Urve, eş-Şerîd (r.a.)’ı şöyle derken işitmiştir: Ben (Arafat’tan Müzdelife’ye) Resûlullah (S.A.V.) ile birlikte gittim. Müzdelife’ye varıncaya kadar ayağı hiç yere değmedi.
Diğer tahric: Ahmed b. Hanbel, IV, 389.
İzah:
Ebû Dâvûd nüshalarının pek çoğunda bulunmayan bu hadis Resul-i Ekrem’in Müzdelife’ye varıncaya kadar hiç hayvandan inmediğini ifâde ediyor.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar