SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
DEVAM: 149-150. Rüku’ Ve Secdede Kalmanın Müddeti
Ebu Hureyre (r.a.), “Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: “Sîzden her kim (Tîn) suresini sonuna kadar …. (ayetiyle beraber) okursa, “evet, kaadirdir ben de buna şahidlik edenlerdenim” desin. Kim de (Kıyame) suresini” …..ayetiyle beraber okursa, “evet” desin. Kim de “Vel mürselati” suresini okurda … ayetinin sonuna kadar gelirse, Allah’a iman ettik” desin.”
(Ravi) İsmail dedi ki: Ben “acaba bu hadisi nakleden kimse yanılmış olabilir mi bir göreyim” diye (bu hadisi o) bedevî adama tekrar okumaya başladım da (bana şöyle) dedi: Ey kardeşimin oğlu, sen benim bu hadisi kafamda tutamadığımı mı zannediyorsun? Vallahi ben altmış defa hacca gittim, üzerinde hacca gittiğim her deveyi bile bilmekteyim.”
Diğer tahric: Tırmizi, tefsiru sure
AÇIKLAMA:
Bu hadis-i şerifte söz konusu edilen A’rabî’nin is-mi açıklanmıyorsa da Nevevî Takrîb isimli eserinde onun isminin Yezîd b. İyaz Ebu’1-Yesa’ olduğunu ve kimliği bilinmeyen, sözüne itibar edilmeyen bir kimse olduğunu ifade etmektedir.(et-Tin (95), 8)ayeti, “Ey Muhammed ( Sallallahu aleyhi ve Sellem ) seni yalanlamak suretiyle kendi insanlık şerefini düşüren kimselerle senin aranda en adaletli hükmü verecek olan Allah’dır,” mealindedir.
ayet-i kerimesi ise, “Bütün bunları yapan Allah ölüleri tekrar diriltmeye kadir değil midir, elbette kadirdir” mealindedir. Hadis-i şerifin zahirî manasına bakılırsa Tîn Süresi’-ni 8. ayetiyle beraber okuyan kimsenin “Evet kaa-dirdir, ben de buna şahidlik edenlerdenim” demesi, müstehabdır. “Ben şahidim” denilmeyip “ben şahidlik edenlerdenim” denmesinde faziletli kişilerin arasında bulunmanın önemine işaret vardır. Çünkü faziletli kişilerin arasında bulunan kişi onlarda bulunan fazilete ortaktır. Bu hadis-i şerifin ifadesinden, suresinin son ayeti olan ayetiyle beraber okuyan kimsenin “Bela evet” demesi ve “Ve’l-Mürselati” suresini “Ar-tık bundan sonra hangi söze inanacak onlar?” ayetiyle beraber okuyup bitiren kimsenin de, “Amenna billahi = Biz Allah’a iman ettik” demesi müstehabtır. Ayetin manasına göre, “Amenna bi’1-Kur’an” denilmesi gerekirken bunun yerine “Amenna billahi” denilmesi, Allah’a imanın Kur’an’a imanı icab ettirmesindendir. Çünkü Kur’an, Allah’ın sıfatlarından olan kelam sıfatının tecellisinden başka bir şey değildir.
Sözü geçen surelerin sonundaki ayet-i kerimeleri okuyan bir kimsenin hadis-i şerifte öğretildiği şekilde mukabelede bulunması müstehabdır. Ancak namaz içinde bu ayetler okunduğu zaman bu şekilde mukabele etmenin hükmü ilim adamları arasında ihtilaflıdır. İmam Nevevî’ye ve İbn Abbas’a göre namaz içerisinde bu ayetleri okuyan kimse ister imam, ister cemaat olsun bu şekilde mukabele edebilirse, de bazı ulemaya göre bu şekilde mukabelede bulunmak namazı ifsad eder. Nitekim merhum Ömer Na-suhi Bilmen Efendi bu mevzuda şunları söylemektedir: “Farz namazlarda okunacak ayetler münasebetiyle namaz kılanın “ya Rabbi beni ateşten sakla”. diye istiazede bulunması, veya Allah Teala’dan rahmet ve mağfiret dilemesi mekruhtur. Yalnız başına nafile kılan kimsenin bu şekilde dua etmesinde bir sakınca görülmemektedir.”[Büyük İslam İlmihali, 217.] Bazı hadis alimi erine göre bu hadisin bu konuyla hiçbir ilgisi yoktur. Aslında bu hadis bir önceki baba konulması gerekirken yanlışlıkla katibler tarafından bu baba yerleştirilmiştir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar