SÜNEN EBU DAVUD
EYMAN VE’N-NUZUR BAHSİ
11. Bir Yemeği Yemeyeceğine Yemin Eden Kimsenin Durumu
Abdurrahman b. Ebî Bekir (r.a.) şöyle demiştir: Bize misafirlerimiz geldi. Ebû Bekir (babam) geceleyin Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında konuşuyordu. Bana “Sen bunların ziyafetini tamamlayıncaya kadar yanına dönmeyeceğim” dedi. Misafirlerin yemeklerini getirdim. Onlar; Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz, dediler. Nihayet Ebû Bekir: geldi ve; Misafirleriniz ne yaptı? Yemeklerini yedirdiniz mi? dedi. Misafirler; Hayır, dediler. Ben; Onlara yemeklerini getirdim, yemediler, “Vallahi Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz” dediler, dedim.Onlar da: Doğru söyledi, bize yemeği getirdi ama biz sen gelinceye kadar yemek istemedik. Ebû Bekir: Sizi yemekten men eden ne? (Niçin yemediniz?).
Senin mevkiin, (Nebi’in katındaki derecen). Vallahi, bu gece ben o yemeği yemeyeceğim. Vallahi, sen yemedikçe biz de yemeyeceğiz. Bunun üzerine Ebû Bekir: Vallahi bu geceki kadar kötü bir gece görmedim. Yemeğinizi yaklaştırın, dedi.
Yemekleri yaklaştırıldı, Ebû Bekir “Bismillah” deyip yedi, onlar da yediler. Öğrendim ki; Ebû Bekir, sabahleyin Hz. Nebi (s.a.v.)’e gidip, kendisinin ve misafirlerin yaptıklarını haber vermiş. Efendimiz de; “İyi etmişsin, sen yeminine onlardan daha itaatli ve daha sadıksın” buyurmuş.
İzah:
Buhari, mevakît, menâkıb, edeb; Müslim, eşribe
Hadisin Buharî’nin Kitabu’l-Edeb bahsinde, buradakinden hayli farklı iki rivayeti vardır:
Bunlardan birisi, “Misafirin yanında öfkelenmek ve sabırsızlanmak mekruhtur” bahsindedir. Buradaki rivayete göre; Hz. Ebû Bekir, misafirlerin yemeği yemediklerini görünce sinirlenmiş, oğlu Abdurrahman’a bağırmış ve ö yemeği yemeyeceğine yemin etmiş. Misafirler de, Ebû Bekir yemedikçe yememeye yemin edince, “Bismillah ilki şeytan içindir” diyerek yemiş, misafirler de yemişlerdir.
Buharî’nin diğer rivayeti ise; “Müsafirin ev sahibine sen yemedikçe vallahi ben de yemem, demesi” adındaki bâbdir. Bu babdaki rivayet de oldukça farklıdır. Bu rivayette Hz. Ebû Bekir’in konuşması oğlu ile değil, hanımı ile olmuştur. Yine bu rivayette; yeminden sonra yemeye başladıklarında lokmaların çoğaldığı belirtilir. Aynı hadis, Buharî’nin Kitabu’l-Evkât ve Me-nâkıb bahislerinde de geçmiştir.
Ebû Davud’un rivayetinde bahsi geçen misafirler Suffa ashabından üç kişi idiler. Buharî’nin Mevâkıt’deki rivayetinde beyan edildiğine göre; Suffa ashabı fakir insanlardı. Hz. Nebi (s.a.v.), sahâbîleri bunları yemeğe götürmeye teşvik eder, “Yanında iki kişilik yemek olan üçüncü birini, dört kişilik yemek olan da beşinci ve altıncı kişiyi götürsün” buyururmuş. Hz. Ebû Bekir ise üç kişiyi götürmüş.
Hadisten anlaşıldığı üzere misafirler, Hz. Ebû Bekir’in Rasûlullah’ın katındaki mevkiinden veya evin reisi olmasından dolayı, o olmadan yemekten kaçınmışlar; Hz. Ebû Bekir de kendisinin yüzünden müsafirlerinin gece geç vakitlere kadar aç kalmalarına üzülmüş ve o yemekten yememeye yemin etmiş. Ancak, misafirlerin, o yemedikçe kendilerinin de yememeye yemin etmeleri üzerine, misafirleri aç koymamayı yeminine riayete tercih etmiş ve yeminini bozarak yemeği yemiştir. Tabiatıyla misafirlerin, yemek için koştukları şart gerçekleştiği için onların yeminleri bozulmamıştır.
Hz. Ebû Bekir, sabah olup da hâdiseyi Hz. Nebi (s.a.v.)’e aktarınca, Efendimiz onun yaptığını beğenmiş, yeminini bozma pahasına da olsa misafirine ikramını takdir etmiştir. Hatta onun yaptığının; misafirlerinin yeminlerine sadakat konusundaki yaptıklarından daha iyi olduğunu ifade buyurmuştur.
Bu rivayette Hz. Ebû Bekir’in, yeminini bozmaktan dolayı keffaret ödeyip ödemediği konusunda bir kayıt mevcut değildir. Bundan sonra gelecek olan rivayette de Muhammed b. el-Müsennâ, Sâlim’in; “Bana keffaret (Ebû Bekir’in keffareti ödediğine dair bir bilgi) ulaşmadı” dediğini kaydeder.
Bu söz, bir maslahata mebnî olarak bozulan yeminlerde keffaretin gerekmediğine delâlet etmez. Nevevî; bu durumda keffaretin gerekli olduğu konusunda hiç bir ihtilâf bulunmadığını söyler. Çünkü Hz. Nebi (s.a.v.) bir hadisinde: “Bir şey üzerine yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı gören kimse, hayırlı olanı yapsın, yemini için de keffaret ödesin” buyurmuştur. Hz. Ebu Bekir’in yaptığı da işte bunun aynısıdır. Ayrıca yemim munakide ile ilgili olan âyet de buna delâlet eder.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar