SÜNEN EBU DAVUD
SUNNE BAHSİ
DEVAM: 5. Sünnete Sarılmanın Lüzumu
İbn Amr es-Sülemî ile Hucr (un şöyle) dedi (k)ler (i rivayet edilmiştir): Hakkında: “Sen, sizi bindirecek birşey bulamıyorum deyince, harcayacak birşey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak dönen kimselerin aleyhine de bir yol yoktur.”[Tevbe 92] (âyeti) inen el-Irbaz b. Sâriye’nin yanına varmıştık. Selam verdik ve “Seni ziyarete, hastalığın için geçmiş olsun demeye ve (senden) ilim almaya geldik” dedik. Bunun üzerine Irbaz (şöyle) dedi: “Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) bize namaz kıldırdı. Sonra bize dönüp çok tesirli bir va’z etti. Bu va’z’dan dolayı gözler yaşarıp kalpler ürperdi. Derken bir konuşmacı:
“Ey Allah’ın rasulü (senin) bu (va’zın yolculuğa çıkacağı için kalanlara) veda eden bir kimse’nin va’zına benziyor. Binaenaleyh bize neyi tavsiye edersiniz?” (söyleyin de bilelim), dedi. (Fahr-i kainat efendimiz de): “Size Allah’dan korkmanızı (başınızdaki idareciler) Habeşli bir köle olsa bile (onlan) dinleyip, itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra sizden kim yaşarsa o, pek çok (dini) ihtilaflara şahid olacaktır. Binaenaleyh size gereken, sünnetime ve doğru yolum üzerinde bulunan halifelerimin sünnetine sarılınız. Bu sünnetlere (adeta) dişlerinizi (bir daha çıkmamak üzere iyice) batırınız. Sizi (din adına) sonradan ortaya atılan işlerden sakındırırım. Çünkü sonradan ortaya atılan her iş bid’attır ve her bid’at sapıklıktır” buyurdu.
İzah:
Tirmîzî, ilim; îbn Mâce, mukaddime; Ahmed b. Hanbel, IV, 126, 127.
Metinde geçen “Bu sünnetlere dişlerinizi batırıniz>, sözü oıan]ara bütün varlığınızla, olanca gücünüzle ciddi bir şekilde sarılınız” anlamında kullanılmıştır.
Bu hadis-i şerif, ümmet-i Muhammed’in mü’min ve müslüman olarak kalmalarının ancak sünnet çizgisinden ayrılmamaları ile mümkün olacağını, Hz. Nebi’in vefatından sonra (4596 numaralı hadis-i şerifte de ifade edildiği gibi) müslümanlar arasında pek çok dini ihtilaflar doğacağını ve bu fitnelerden korunmanın ancak Hz. Nebiin ve dört halifenin sünnetine sarılmakla mümkün olacağını haber vermektedir. Sözü geçen hadis-i şerifin şerhinde de açıkladığımız gibi, bir kimsenin veya toplumun sünnet üzerinde yürüdüğünü iddia edip kendisinin dışındaki kimselerin sünnetin dışında olduklarını söylemesi Önemli değildir. Önemli olan, Allah’ın ve rasulünün bu hususta koymuş oldukları ölçülere uymaktır, bu ölçüleri bir düstur olarak almak ve onları eksiksiz uygulamaktır.
“Çünkü sürinet-i seniyye gemilerde hatt-i hareketi gösteren kıble nümali bir pusula, hadsiz, zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmündedir.”[Bak. Mirkâtü’s-Sünne, 79.] Hz. Nebiin sünnetine sarılmanın nasıl olacağını yüce Allah şöyle açıklıyor:
“Hayır, rabbına andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan, kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar.”[Nisa 65]
Bu âyet-i kerime’ye göre bir kimsenin mü’min sayılabilmesi için onun bütün ihtilaflarının çözümünde Hz. Nebii hakem tayin etmesi yani Hz. Nebiin sağlığında ortaya çıkan tüm anlaşmazlıkların hall-ü faslında bizzat onun hakemliğine başvurması, vefatından sonra da bu ihtilafın çözümünü onun sünnetinde ve dolayısıyla Allah’ın Kitabında araması ve Hz. Nebiin verdiği hükümden ya da sünnetinin getirdiği çözüm şeklinden dolayı kalbinde en ufak bir sıkıntı veya bir itiraz hissinin doğmaması şarttır.[Bak. Hadimi. Muhammed Ebu Said. Berika I. 74; Karlığa. Dr. Bekir, Hadislerle Kur’ân-ı Kerim Tefsiri, IV, 1751.]
Cenab-ı vacibu’l-vücud hazretleri diğer bir ayet-i kerimesinde de şöyle buyurmuştur. “Kim Allah’a ve Rasul(ün)e itaat ederse işte onlar Allah’ın kendilerine nimet bahşettiği Nebilerle, siddıklarla, şe-hidlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Arkadaş olarak bunlar ne güzeldir!”[Nisa 69]
Bu mevzuda şu iki ayet-i kerimeyi de hatırlamak gerekir: “Kim Nebie itaat ederse o, gerçekten Allah’a itaat etmiş olur…”[Nisa 80]
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Onu (bilhassa) sakınanlara, zekât verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Onlar öyle kimselerdir ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmi Nebi olan Nebie uyarlar ki o Nebi, onlara iyilikle emreder, onları kötülükten meneder, iyi ve temiz olan şeyleri helal, kötü ve zararlı şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini, sırtlarında olan zincirleri indirir.
İşte ona iman edenler, ona saygı gösterip onu İ’zaz edenler, ona yardım edenler ve onunla indirilen nura uyanlar yok mu, onlar felâ-ha kavuşanların ta kendileridir.”[Araf 156-157.]
Metinde geçen “Raşid halifeler” den maksad, Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a.) ile Hz. Ömer İbn Hattab, Hz. Osman ve Hz. Ali (r.anhüm) dür. Hadis-i şerifte bu raşid halifelerin yoluna uymak emredilmiştir. Çünkü bunların hepsi de Hz. Nebiin yolundadırlar.
Fıkıh ve usul alimleri 4657 numaralı hadis-i şerif ve benzerlerine bakarak Hz. Nebiin sahabilerinin tümünün sünnetinin de raşid halifelerin sünnetleri gibi bir delil olduğunu söylemişlerdir.[Bak. Muhammed Ebu Said el-Hadimî, Berika, I, 84.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar