SÜNEN EBU DAVUD
EDEB BAHSİ
91. Aksırana Dua Etmek (Teşmit) Hakkında
Hilâl b. Yesaf’dan demiştir ki: (Birgün) Salim b. Ubeyd’le birlikte bulunuyorduk. (Orada bulunan) cemaatten biri aksirdı ve hemen arkasından: “esselamu aleykum” dedi. Bunun üzerine Salim: Sana da, anana da, (selam olsun) diye mukabedele bulundu. (Bu mukabeleden) sonra (adamın bu mukabeleden alındığını hissettiği için) “Her halde sen benim söylediğim (bu söz)den alındın” dedi. (Adam da):
Annemin ismini hayırla da şerle de anmamanı isterdim, karşılığını verdi. (Bunun üzerine Salim) şöyle dedi: Ben sana (bu hususta) sadece Rasûlullah (s.a.v.)’in söylediğini söyledim. Biz (bir gün) Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında bulunuyorduk. Topluluktan birisi aksırmışti da akabinde “Esselâmu aleykum” demişti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) (Ona): “Sana da anana da” diye karşılık vermişti ve sonra (bize hitab ederek): “Sizden biriniz aksırdiğı zaman Allah’a hamdetsin”
(Ravi Hilal, Salim’in Hz. Nebi’den naklettiği hamd şekillerini hafızasında iyice muhafaza edemediği için) bir takım hamdler rivayet etti. Sonra (rivayetine devam ederek, Salim’in Hz. Nebi’den) şu sözleri (naklettiğini) söyledi: “… ve yanında bulunan kimse de ona – Allah sana merhamet etsin desin, (aksıran kimse de) onlara: “Allah bize de size de mağfiret etsin” diye karşılık versin.”
İzah:
Tirmizî edeb
Bu hadis-i şerif aksırınca elhamdülillah dediği için kendisine dua edilen kimsenin “yağfirullahü lenâ ve leküm: (Allah bize de size de mağfiret etsin” diye mukabele etmesi gerektiğini söyleyen Küfe ulemasının delilidir. Nitekim bir önceki hadisin şerhinde ayrıntılı bir şekilde açıklamıştık. Görüldüğü gibi hadis-i şerifte ismi açıklanmayan bir kimse Hz. Nebi’in huzurunda aksırınca “elhamdülillah” demesi gerekirken “esselamü aleyküm” demiş, Hz. Peygamber de ona bu yanlış duayı annesinin Öğretmiş olduğunu tahmin ettiği için hem kendisinin hem de annesinin bu gibi yanlışlıklardan kurtulmak için duaya ihtiyaçları olduğunu düşünerek ona: “Allah’ın selamı senin ve annenin üzerine olsun” diye dua etmiştir. Bu durum gösteriyor ki aksıran bir kimsenin “elhamdülillah” yerine “esselamü aleyküm” demesi kötü bir bid’attir. Sünnete uygun olan aksıran kimsenin “elhamdülillah” demesidir.
İmam Nevevî’nin açıklamasına göre ulema aksıran bir kimsenin aksırmasından sonra “elhamdülillah” demesinin vacib olmayıp müsteheb olduğunda ittifak etmişlerdir. Nitekim bir önceki hadisin şerhinde açıklamıştık. Yine orada açıkladığımız gibi “Elhamdülillahi Rabbil âlemin” demek daha da faziletlidir.
Bu hadis-i şerif, aksırmanın aksıran kimseye Allah’ın büyük bir nimeti olduğuna delildir, Bu da aksırık üzerine terettüb ettirdiği hamdden anlaşılmaktadır.
Ayrıca hadiste Allah’ın kuluna olan fazl-u kereminin büyüklüğüne de işaret vardır. Şöyle ki:
1. Aksırık nimeti sayesinde ondan zararı gidermiştir,
2. Aksırana hamdetmeyi meşru kılmıştır.
3. Hamdedene yanındakilerin dua etmesini meşru kılmıştır.
4. Aksırık sebebiyle, o kimseye bir nimet ve menfaat hasıl olmuştur. Çünkü aksırık olmasa içerideki boğucu gaz ve buharlar dışarıya çıkamaz ve belki de içeride kalmış olsa çeşitli ihtilaflara, güçlüklere sebep olabilir. İşte yerin zelzelesine benzeyen bu beden zelzelesi ile o gaz ve buharlar birden dışarıya atılır. Fakat bu müthiş zelzeleden bedenin tek bir uzvunda en ufak bir arıza vuku bulmaz. Bu cidden şâyan-i şükran bir şeydir. Onun için de aksırıktan sonra hamdetmek meşru olmuştur.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar