SÜNEN EBU DAVUD
SUNNE BAHSİ
27,28. (Sahabilerin) Haricilere Karşı (Yaptıkları) Savaş
Abîde (es-Selmanî) den (rivayet edildiğine göre) Ali (r.a.) Nehravan (da karargah kuran Harici) cemaatinden bahsetmiş de (şöyle) demiş: “Onların arasında kolları doğuştan çok kısa olan bir adam vardır. Eğer şımarmayacağınızı bilseydim Allah’ın onlara karşı savaşanlar için Muhammed (s.a.v.)’in diliyle yaptığı va’di size haber verirdim.”
(Abîde rivayetine devam ederek) dedi ki: (Bunun üzerine) ben (Hz. Ali’ye): “Sen (gerçekten Allah’ın verdiği) bu va’di Hz. Nebi’den (kulağınla) işittin mi?” dedim de; “Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki evet (işittim)” cevabını verdi.
İzah:
Müslim, zekat; İbn Mace, mukaddime; hudud; Ahmed, I, 88, 95, 108.
Nehrevân: Bağdad ile Vâsit arasında bir yerin adı olup h 3g (M 658) yılmda hahfe Ali ile Hariciler arasında vukua gelen muharebe sebebi ile meşhur olmuştur.[Bk. İslam Ansiklopedisi, IX, 191, 192.]
Hariciler: Sıffîn savaşındaki Hakem olayından sonra, Hz. Ali’ye isyan ederek ondan ayrılan ve Abdullah b. Vehb er-Rasbi’ye bey’at eden, onu imam tanıyan bir topluluktur. Bilindiği gibi Haricilik İslam tarihinde tekfir mekanizmasını ilk işleten mezheb olmuştur. Hariciler başta Hz. Osman ve Hz. Ali olmak üzere sahabenin ileri gelen şahsiyetlerini tekfir etmişlerdir. Bu sebeple kelamcılardan bir grup, ayet ve hadislerde Allah’ın ve Nebiin övgüsüne mazhar olmuş, hatta hayatlarında iken cennetle müjdelenme şerefine erişmiş kişileri kâfir saydıkları için Haricilerin küfre düştüklerini, çünkü sahabiyi tekfirin Allah rasulünü yalanlamak olduğunu söylemişlerdir. Ancak, fıkıhçilarla hadisçilerin büyük çoğunluğu bu görüşte değildir. Bir sonraki hadis ile 4770 no’lu hadisin açıklamasında bu hususa bir daha değinilecektir.
Mevzûmuzu teşkil eden bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki daha Hariciler çıkmadan önce, Hz. Ali, Hz. Nebiden; zamanla İslam aleminde okun fırlayıp yaydan çıktığı gibi dinden çıkan bir toplumun zuhur edip fitne ateşini tutuşturacaklarını ve sabır ve ihlasla onların karşısına çıkacak bir cemaatin onlara karşı verdikleri savaştan dolayı çok büyük ecir ve makamlara erişeceklerini işittiğini, üstü kapalı bir şekilde ifade etmiş, fakat onlarla savaşanlara, bu savaştan dolayı kazandıkları mükâfatı ve fazileti haber vermenin kendilerini şımartacağından korktuğu için bunu açıklamaktan kaçınmıştır.
Haricilere karşı savaşan kimselerin Allah katındaki makamları ne kadar yüksek olursa olsun faziletlerini duymaları neticesinde tekebbüre kapılmaları mümkün olduğundan, Hz. Ali onların Haricilerle savaşmaları neticesinde Allah katında erişecekleri makamı Hz. Nebiden duyarak öğrendiği halde açıklamaktan kaçınmıştır. Gerçekten de Hz. Nebiin istikbale ait verdiği bu haber, aynen haber verildiği şekilde çıkıyor. Bu bakımdan mevzûmuzu teşkil eden bu hadis, Hz. Nebiin mucizelerinden biridir.
BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar