SÜNEN EBU DAVUD
EDEB BAHSİ
DEVAM: 100-101. Kişi Sabahladığı Zaman Hangi Duayı Okur?
(Müslim b. el-Haris b. Müslim et-Temimi’nin) babasından (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) (bir önceki 5079. hadisin) bir benzerini: “Ondan kurtuluş (beratı yazılır)” sözüne kadar söylemiş; şu farkla; ki (akşam namazını bitirince cümlesi ile sabah namazını bkirince anlamındaki) iki cümlenin başında (bir de) “Hiçbir kimse ile konuşmadan” sözüne ilave etmiştir.
(Bu hadisi Musannif Ebû Davud’a rivayet eden) Ali Ibn Sehl bu hadisi “Haris b. Müslim’in babası, Haris’e haber verdi ki…” sözleriyle rivayet etti.
Ali (b. Sehl) ile (Muhammed) b. el-Musaffa (Haris b. Müslim’in) şöyle dediğini rivayet ettiler: “”Rasûlullah (s.a.v.) bizi bir seriyye ile birlikte göndermişti. Baskın yapılacak yere yaklaşınca ben atımı (olanca hızıyla) koşturup arkadaşlarımı geçtim. Bunun (üzerine yaptığımız baskını gören) düşman askerleri, beni feryat sesleri ile karşıladılar. Ben de onlara “Lâ ilahe illallah sözüyle korununuz” dedim. Onlar da (hepsi) bu kelimeyi söylediler (ve dolayısıyla müslümari oldular. Müslüman oldukları içinde hem canlarını hem de mallarını kurtarmış oldular). Bunun üzerine arkadaşlarım: Bizi ganimetten mahrum ettin, diye beni kına(maya başla)dılar. Rasûlullah (s.a.v.)’in huzuruna gelince benim yaptığım bu işi kendisine anlattılar, Rasûlullah (s.a.v.) beni çağırdı ve yaptığım işi (çok) beğendi. “Şunu unutma ki (yüce) Allah (bu yaptığın işten dolayı) sana (müslüman olan) o kimselerden her birine karşılık şu kadar (sevap) yazmıştır” dedi.
(Ravi) Abdurrahman da bu hadisi, (Hz. Nebi’in bahsetmiş olduğu bu sevabıfn miktarını) unuttum-, şeklinde rivayet etti. (Bu hadisi Ebu Davud’a aktaran Şeyh Ali b. Sehl rivayetine devam ederek el-Haris b. Müslim’in sözlerine şöyle devam ettiğini söyledi): “Sonra Rasûlullah (s.a.v.) (bana)
Sana benden sonra (yapmaya devam edeceğin) bir vasiyet yazacağım, dedi ve (dediğini) yaptı. (Vasiyyetin) üzerini mühürIeyip bana verdi ve bana dedi ki: (Hadisin bundan sonraki kısmında Ali b. Sehl, Ebû Davud’un diğer Şeyhlerinin bir önceki hadiste geçen: Ey Allahım, beni cehennem ateşinden kurtar- anlamındaki dua ile ilgili) hadislerinin manasını rivayet etti. (Muhammed) b. el-Musaffa ise ravi Abdurrahman İbn Hassân’ın şöyle dediğini rivayet etti: “Ben el-Haris b. Müslim b. el-Haris el-Temimi’yi babasından hadis rivayet ederken işittim.”
İzah:
Bilindiği gibi bir önceki hadis-i şerifte akşam ve sabah namazlarından sonra: “Allahümme ecirnî minennar (: Ey Allah’ım! Beni cehennem azabından kurtar)” anlamındaki duanın yedi defa okunması tavsiye edilmiştir. Fakat sözü geçen hadis-i şerifte bu duanın sözü geçejı namazlardan sonra hiçbir kimse ile konuşmadan yapılması şartından söz edilmemektedir. Mevzumuzu teşkil eden bu hadis-i şerifte ise va’dedilen saadete erişmek için söz konusu duanın sözü geçen namazların sonunda hiç dünya kelamı konuşmadan yapılması şart koşulmaktadır.
Binaenaleyh bu duadan yararlanabilmek için bu şarta uyularak yapılması gerekmektedir.
Diğer râviler bu hadisin “Müslim el-Haris’in babasından rivayet edilmiştir” şeklinde muanan olarak rivayet ederken, Ali b. Sehl rivayet bakımından daha muteber ve makbul olan tahdis yoluyla yani “babası ona haber verdi ki” şeklinde rivayet etmiştir. Bilindiği gibi tahdis sigasiyle rivayet edilen hadisler “an” kelimesiyle yani “muanan” olarak rivayet edilen hadislerden daha makbuldür. Binanenaleyh Ali b. Sehl’in rivayeti Ebu Davud’un diğer şeyhlerinin rivayetinden daha sağlam ve makbuldür.
Hadis-i şerifte izaha muhtaç olan hususlardan biri de Haris b. Müslim’in bir akıncı birliği ile üzerlerine baskın yaptığı düşman birliğine kendilerini kurtarmaları için kelime-i tevhid okumalarını telkin etmesi üzerine, düşman askerlerinin bu teklife uyarak şehadet getirmeleriyle müslüman akıncı birliğinin onların mallarına ve canlarına dokunamamaları ve bu yüzden de akıncı müslüman askerleri: “Bizim elde edeceğimiz ganimete engel oldun” diyerek el-Haris’e çıkışmalarıdır.
Bilindiği gibi “Lâ ilahe ilallah Muhammedür Rasûlullah: diyen kimsenin canı da malı da taarruzdan korunmuştur.
Buhârî liân, i’tisam; Müslim, iman; Tirmizî, İman; Tefsiri Sure; Nesaî.cihad, tahrim; İbn Maca fiten; Ahmed b. Hanbel III, 19,36.48. II,314.377.423.439.475, 482,502.528,111. 295, 300, 332, 394. V, 246.
Bu kelimeyi söyleyen kimse harp meydanında bile olsa canını ve malını müslümanların taarruzlarından kurtarmış olur. Onun canına taarruz edilemediği gibi esir de edilemez. Mallan da ganimet olarak alınan işte bu sebepledir ki, müslüman akıncılar tevhid kelimesini söyleyen düşman askerlerinin canlarına dokunamadıkları gibi mallarına da dokunamamışlar ve onlardan ellerine geçecek olan ganimet mallarından mahrum kalmışlardır.
İşte bu yüzden arkadaşları ona çıkışmışlardır. Hz. Haris onların müslüman olarak gerçek hayata kavuşmalarını istediği için böyle hareket etmiştir. Niyeti gayet halistir. Aslında ona çıkışan arkadaşlarının niyetleri de onunki kadar halistir. Onların niyeti düşmana sessizce baskın yaparak onları esir edip mallarını ele geçirmek ve müslümanlara ganimet kazandırmak ve bu sayede aynı zamanda bu esirleri zamanla müslümanlaştırarak esas gayeye ermektir. Çünkü onların kanaatine göre müslümanların eline geçen esirler zamanla İslamiyeti tanıyacakları için ergeç müslüman olacaklardır.
Hadis-i şerifte, Hz. Nebiin Hz. Haris’e bu hareketinden dolayı müslüman olan her asker karşılığında pek çok sevap verileceğinden bahsedilmekle, beraber bu sevabın miktarı açık olarak ifade edilmemektedir.
Fakat “… kim de onu dir,. bırakırsa sanki bütün insanları diriltmiş gibidir.”[Mâide 3] âyet-i kerimesi bu sevabın derece ve miktarını anlamak için yeterlidir.
Hz. Nebiin Hz. Haris’e yazdığı vasiyyet bir önceki hadis-i şerifte, akşam ve sabah namazlarından sonra 7 defa okunması tavsiye edilen “Ey Allahım, beni cehennem ateşinden kurtar” mealindeki duadır. Ancak Hafız İbn Hacer İsabe’de bu vas’yyetin valilere hitaben yazılmış Hz. Haris’in lehine bir vasiyet olduğunu söylemektedir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar