SÜNEN EBU DAVUD
SAVM BAHSİ
55. Haram Aylarda Oruç
Mucîbe el-Bâhiliyye’nin babası-veya amcası-[ravi tereddüd etti] ndan rivayet ettiğine göre: O (Bahiliyye’nin babası veya amcası) Rasûlullah (s.a.v.)’e geldi sonra (memleketine) döndü, Adam bir sene sonra hal ve şekli değişmiş bir vaziyette Peygamber (s.a.v.)’e yine gelip: Beni tamyormusun? Ya Rasûlallah? dedi.Nebi (s.a.v.): “Sen kimsin?”
Ben sana geçen sene gelen Bâhiliy’yim. “Seni ne değiştirdi? (Seni bu hale getiren ne?) Halbuki sen güzel görünüşlü idin!” buyurdu.
Senden ayrılalı sadece geceleri yedim (senden ayrıldıktan sonra devamlı oruç tuttum). Rasûlullah (s.a.v.); “Kendine niçin azabettin?” buyurdu ve şöyle devam etti: “Sabır (ramazan) ayı ve her aydan bir gün oruç tut!”Adam: Bana artır çünkü bende (buna) kuvvet var. “(Ramazandan sonra her ay) iki gün tut. “Bana artır. “(Ramazandan sonra her ay) üç gün tut! “Bana artır. Nebi (s.a.v.) üç parmağını yumup açarak işaret edip: “Haram aylardan (bu kadar) tut ve terket, haram aylardan (bu kadar) tut ve terket, haram aylardan (bu kadar) tut ve terk et,” buyurdu.
İzah:
Nesaî, siyam; İbn Mâce, siyam; Ahmed b. Hanbel, V, 28; VI, 383, 384.
Görüldüğü gibi hadisin râvisi Mücîbe el-Bâhilîyye*nin hadisi babasından mı yoksa amcasından mı rivayet ettiği konusunda şüpheye düşülmüştür.
Nesâî’nin rivayetinde Mücîbe’nin amcasından rivayet ettiği belirtilmektedir, İbn Mâce’nin rivayeti ise, aynen Ebû Dâvud’daki gibidir. Ahmed b. Hanberin rivâyetide, “BâhiIeli ihtiyar bir kadın olan Mücîbe, babasından veya amcasından” şeklindedir.
Mücîbe el-Bâhiliyye’nin babası Abdullah b. Haris el-Ensâri’dir. Künyesi Ebû Cehm, veya Ebu Mucîbe’dir. îbn Hıbbân bu zatı, sahâbîler arasında saymış, Ebu Ömer, tanımadığını söylemiştir. îsâbe’de “O Mucibe el-Bahiliyye’nin babasıdır” denilmektedir.
Mucibe’nin amcasının kim olduğu ise, tespit edilememiştir.
Hadisten anlaşıldığına göre, Mücîbe el-Bâhiliyye’nin babası veya amcası bir sene Hz. Peygamber’e gelmiş, onunla görüştükten sonra memleketine geri dönmüş. Ertesi yıl aynı zat yine Peygamberimiz’e gelmiş fakat, Rasûlullah kendisini tanıyamamıştır. Buna sebeb adamın bir önceki seneye nisbetle oldukça zayıflamış ve benzinin solmuş olmasıdır. Hz. Peygamber bu kadar zayıflamasına sebebin ne olduğunu sorunca adam: Rasûlul-lah’ın yanından ayrılalı devamlı oruç tuttuğunu söylemiş, Efendimiz de bunu tasvib etmeyerek; “Nefsine niçin azâb ettin?” buyurmuştur. Daha sonra da adama yol göstermek üzere ramazan aylarında ve buna ilâveten her ayda bir gün oruç tutmasının yeterli olduğunu söylemiştir. Fakat adam kendisinin daha çok oruç tutmaya muktedir olduğunu, onun için orucu artırmasını isteyince ramazandan başka aylarda ikişer gün tutmasını söylemiştir. Ama adam bununla da yetinmemiş daha fazla oruç tutmak istediğini söylemiştir. Bu sefer Hz. Peygamber, üç parmağını açıp yummak suretiyle işaret ederek, haram aylarda, “bu kadar tut, bu kadar tutma” buyurmuştur. Bu, “Eğer daha fazla oruç tutmak istiyorsan, haram aylarda üç gün oruç tut, üç gün tutma sonra tekrar üç gün tut ve üç gün terket. Bu hal üzere haram ayların yarısını oruçla geçir” demektir.
Peygamber (s.â.)’m bu son sözüne göre bir yıl içerisinde tutulacak olan nafile oruçların son haddi 81 gün olmuş olmaktadır. Haram, ayların her birinde 15 gün olma küzere tamamında 60 gün, geri kalan yedi aydan her birinde de üçer günden 21 gün daha eklenince tamamı 81 gün etmiş olur.
Hz. Peygamber’in üç parmağını yumup açarak; “Haram aylardan bu kadar tut, sonra terket” şeklindeki sözünü, “Haram ayların ilk üçü olan Zülka’de, Zülhicce ve Muharrem’in tamamında tut, sonra terk et” manasında anlayanlar da olmuştur. Aynı sözü izah için başka ihtimaller üzerinde durulmuşsa da kayda değer görülmemiştir.
Hadis-i şerifte, Hz. Peygamber ramazan ayı için “sabır ayı” tabirini kullanmıştır. Çünkü insan, ramazanda yemeyi içmeyi terketmek üzere nefsin isteklerini hapsetmekte, bu istekler karşısında sabır göstermektedir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar