SÜNEN EBU DAVUD
LİBAS BAHSİ
DEVAM: 21. Sarık Hakkında (Gelen Hadisler)
Medineli bir ihtiyar, şöyle demiştir: Ben Abdurrahman b. Avf’ı; “Resulullah (s.a.v) bana sarık sardı. Uçlarının birini) önüme (diğerini de) arkama sarkıttı” derken işittim.
İzah:
Mevzumuzu teşkil eden 4076 numaralı hadis-i şerifte Hz. Nebidin fetih gününde Mekke’ye başında siyah bir sarıkla girdiği ifade edilmekle beraber, İmam Buhari’nin
Enes b. Malik’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Nebi’in Mekke’ye başında bir miğferle girdiği ifade erilmektedir.
Miğfer diye, zırhdan takke gibi örülmüş tolgaya derler. Bazıları, siyah. sarığın miğfer üstüne sarılmış olabileceğini söyleyerek zahirde farklı gibi görünen bu iki rivayetin arasını telif etmişlerdir. NitekimMoğultayî de iki hadisin arasını telif ederken aynı fikri ileri sürmüştür.
Kadı Iyaz ise bu iki rivayetin arasını şöyle bulmuştur: “O şehre girdiği zaman mübarek başında miğfer vardı, daha sonra siyah sarık sarındı.
Görüldüğü gibi, aslında bu iki rivayet arasında bir fark yoktur. Ancak Hz. Enes, Hz. Nebi’in düşmana karşı korunmak için miğfer giydiğine dikkati çekmek istediği için miğferden bahsetmekle yetinmiş, Hz. Cabir de Hz. Nebi’in fetih günü Mekke’ye girerken ihramsız olduğuna dikkati çekmek istediği için başında sarık olduğunu seylemekle yetinmiş ve miğferden bahsetmeye lüzum görmemiştir.
Mevzumuzu teşkil eden bu babın hadisleri sarığın ucunu ikiomuz arasına sarkıtmanın müstehap olduğuna delalet etmektedir.4077 numaralı hadis-i şerif, Hz. Nebiin cuma günü hutbe okurken başımda ucu iki omuzu arasına sarkan bir sarık bulunduğunu ifade ettiğinden Bezlü’l Mec-hud yazarı cuma günü cuma namazına giderken sarık sarmanın müstehap olduğunu, imamlar içinse kuvvetli bir sünnet olduğunu söylemişlerdir. Nitekim Ebu’d-Derda’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, “Allah cuma günleri sarık sarınan kimseler rahmet eder, melekler de o kimselerin bağışlanmaları için Allah’a yalvarırlar” buyurmaktadır. İbn Ömer (r.a)’den rivayet edilen merfu bir hadis-i şerifte de, “Sarıkla kılınan bir vakit namazın sarıksız kılınan yirmibeş vakit namaza, sarıklı kılınan bir cuma namazının da yetmiş cuma namazına denk dolduğu ifade Duyurulmaktadır. İbn Asâkir’in İbn Ömer’den rivayet ettiği, “Sarıklı olarak kılman farz ya da nafile bir namaz sarıksız kılınan yirmibeş namaza, denktir”[Suyûtî, camiu’s-sağîr II 50.] mealindeki hadis-i şerif de. bu gerçeği teyid etmektedir.
Osmanlı ulemasından Muhammed Mevkûfâti’nin Mülteka üzerine yazmış olduğu meşhur fıkıh kitabında da, “Sünnet olan sarığın bir ucunu iki omuz’arasına sarkıtmaktır”[Muhammed Mevkûfâtî II 204.] denilmektedir.
Her ne kadar İbn Kayyim el-Cevziyye, 4076 numaralı hadis-i şerifte Hz. Nebi’in Mekke’ye girerken başında sarık bulunduğundan bahsedildiği halde sarığın ucunun aşağıya sarkıtıldığından bahsedilmemesini delil göstererek Hz. Nebi’in her zaman sarığının ucunu omuzları arasına sarkıtmadığını söylemişse de bu doğru değildir. Çünkü bu hadis-i şerifte Hz. Nebi’in sarığının ucunu iki omuzu arasına sarkıttığından bahsedilmemesi, gerçekten Hz. Nebi’in o anda sarığının ucu iki omuzu arasında sarkıtmamış olmasını gerektirmez ve Hz. Nebi’in bazen sarığını ucunu omuzları arasına sarkıtmadığı anlamına gelmez.[Mübarek fûri, tuhftelü’l Ahvezî V 413.]
Gerçekten Hz. Nebi’in sarığının ucunu sarkıtmayı hiç terketme-miştir. Bu nedenle Süyûti, “Sarığın ucunu sarkıtmanın sünnet olduğunu bildiği halde onu kasten terkeden kimse günahkar olur. Fakat herhangi bir kasdı olmaksızın sarığı terkeden kimse günahkar olamaz demiştir. Zürkânî, Şerhu’l Mevühibü’l ledünniye V 11.
Hz. Nebi’in sarığının ucunu ne tarafa sarkıttığı konusunda gelen hadisler muhteliftir. Arka tarafına, iki omuzu arasına sarkıttığına dair hadisler olduğu gibi, Hz. Nebi’in Hz. Ali’nin başına sarık sarıp acunu arkasına ve sol omuzu üzerine attığına dair de hadisler vardır.
Taberânî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte ise Hz. Nebi’in kendi sarığımnn ucunu arka tarafına attığı ifade edilirken; Ebu Davud’un rivayet ettiği ve isnadında meçhul bir ravİ bulunan bir hadiste de (yani 4079 numaralı hadiste) Hz. Nebi’in, Abdurrahman b. Avf in başına sarık sardıktan sonra ucunun birini ön tarafa diğerini de arkaya sarkıttığı ifade edilmekledir. Ancak bu mevzuda gelen hadis-i şeriflerin en sahihi Hz. Nebi’in kendi sarığının ucunu arkasına, iki omuzu arasına sarkıttığına dair olan 4077 numaralı Amir rbn-i Hureys hadisidir.[Ez-Zürkânî V412. 413.]
Taberani’nin Mu’cemu’I-Kebir’inde Hz. Pcygamber’in tayin ettiği valileri gönderirken başlarına sarık sarıp, sarığın ucunu sağ tarafına sarkıttığına dair bir hadis-i şerif varsa da bu hadisin senedinde bulunan Cemi b. Sevb zayıftır.[Aynî, umdetü’l kâri XXI 308.]
Hz. Nebi’in Abdurrahman’m başına sardığı sarığın bir ucunu önüne diğer ucunu da arkasına sarkıttığını ifade eden 4079 numaralı hadise gelince; bu hadisin senedi zayıftır. Ayrıca bu hadiste, birisinde sarığın ucu öne diğerinde arkaya sarkıtılan iki ayrı sarık sarma hadisesinden de bahsedilmiş oiabilir. Netice olarak Hz. Pcygamber’in kendi sarığını iki omuzu arasına sarkıttığından bahseden 4077 numara!: hadis bu hususda bizim için en kuvvetli delildir. Bununla beraber bu şekillerin hapsiyle de sünnet yerine getirilmiş olur. Fakat iki omuz arasına sarkıtmanın fazileti daha fazladır.[Ez-rüfkânî, Şerhi Mevahibül-ledünniye V 13.]
Ayrıca Hz. Nebi’in sarığının hangi ucunu sarkıttığına dair gelen rivayetler içerisinde en sağlan olan, sarığın üst ucunu sarığın dolamları altına sokup çıkardıktan sonra onu iki omuzunarasına sartıtığma dair olan rivayettir. Sünnete uygun olan onu bu şekilde sarkıtmaktır.
İbn Kayyim el-Cevziyye, Zadu’I-Mead isimli eserinde. Şeyhülislam ibn Termiye’nin sarığın ucunu sarkıtmanın hikmeti hakkında şöyle bir güzel rhadise anlattığını söylüyor: “Rcsuiullah (s.a.v) Medine’de bir gece rüya görmüştü, hemen rüyanın sabahında sarığının ucunu sarkıttı.” O rüya şöyle anlatılmıştır:
Ulu ve yüce Rabbim bu gece en güzel surette uyku aleminde bana geldi ve: “Ya Muhammed, Mele-i âlâ aralarında neyi konuşuyorlar biliyor musun?” dedi. Ben de “Hayır” dedim. Bunun üzerine elini iki omuzumun arasına koydu ve ben o elin soğukluğunu iki memem arasmda-veya göğsümde- hissettim. Sonra göklerde ve yeryüzünde ne varsa hepsini bildim. Bunun üzerine, “Ey Muhammed. Mele-i âlâ neyi müzakere ediyorlar biliyor musun?” dedi. Ben de. “Evci, keffaretler hakkında (konuşuyorlar). Keffaretler. namazdan sonra mescidde kalmak, cemaatlere yaya olarak yürümek ve güçlüklerde güzelce abdest almaktır. Kim bunu yaparsa hayırla yaşar, hayırlı olur ve hatalarından (sıyrılarak) annesinin kendisini dünyaya getirdiği gibi (tertemiz) olur” dedim. Sonra “Ya Muhammed, namaz kıldığın vakit; “Allah’ım; iyilikleri yapmayı, kötülüklerden el çekmeyi ve yoksulları sevmeyi senden dilerim. Kullarına bir fitne (felaket) muv rad ettiğin zaman beni o fitneye uğramamış olarak yanına al; diye dua et” buyurdu.
Hz. Nebi daha sonra şöyle buyurdu: “Dereceler ise. selamı yaymak, yemek yedirmek ve herkes uykuda iken geceleyin namaz kılmaktır.”[Tirmizî, Sure: Darimî rüya; Ahmed b. Hambel I 368, V 58, 242. 378, IV, 66.]
Her ne kadar 4076 numaralı hadis-i şerifte Hz. Nebi’in Mekke’nin fethi günü başında siyah sarık bulunduğundan bahsedilmekte ise de; beyaz külah ve sarık giydiğine dair hadisler de vardır.[Suyutî, camili’s sağır. II, 126.]
İmam Nevevi’nin açıklamasına göre, Hz. Nebi’in birisi kısa birisi uzun olmak üzere iki sarığı vardı. Kısa sarığı yedi zira uzun olanı da oniki zira idi. Ancak, fazla kısa olan sarık insanın başını yeteri kadar koruyamayacağı, fazla uzunu da insana sıkıntı vereceği muhakkatır. Hz. Nebi’in her işte en Ölçülü ve faydalı olanı tercih etliği düşünülürse yedi ziralık sarığı ölçü olarak almak Hz. Nebi’in sünnetinin ruhuna daha uygun düşmektedir. [Aliyyül-Kari]
Hz. Nebi’in sarığının ucunu omuzları arasına bir karış kadar uzattığı rivayet edildiği gibi, belinin yarısına kadar ve oturduğu zaman yere değecek kadar uzattığına dair rivayetler de vardır.[Aliyyül-Kari, mirkat’ül. mefatih IV. 427.]
4078 numaralı hadisten anlaşıldığına göre sarık müslümaniarla kafirler arasında benzeşmeyi Önleyen bir engeldir. Ve bu sebeple sarık islamm simasıdır.[Aynî. umdetül – kari XXII 308.] Bineaneleyh başa yalnız külah giyip de üzerine sarık sarmamak, kafirlerin kıyafetidir. Külahsız başa sark sarmanın sünnete uygunluğu cihetinden fazileti varsa da cfdal olan sarığı külah üzerine sarıp başa giymektir ve sarıksız külah giymekten son derece kaçınmaktır.
Sözü geçen 4078 numaralı hadis-i şerif rivayet eden Rükâne (r.a) hakkında siyer kitaplarında şu bilgiler veriliyor:
Rükâne Mekke’de tanınmış bir pehlivandı. O kadar cüsseli ve kuvvetli idi ki, yere serilmiş bir inek veya deve derisi üzerine dikildiği zaman birkaç ki.şi deriden tutmak suretiyle onu çekmek istedikleri takdirde deri yırtılıyor, fakat o yerinden kımıldamıyordu.
Bir gün Rükâne koyun sürüsünü otlatırken Hz. Muhammed (s.a.v) ona rastladı. Ve adet edindiği şekilde onu İslama davet etti. Burada iki rivayet var. Bunlar belki de aynı hikayenin iki ayrı bölümüdür.
Rükâne, Nebiliğinin delili olarak ağaçların emrine uyarak yürürümesini Hz. Nebi (s.a.v)’den talep etti. Hz. Muhammed (s.a.v) ona dedi ki: “İşte bir ağaç, oraya git. benim tarafımdan ona öteki ağacın yanına gitmesini söyle.” Ağaçların yürüdüğünü gören Rükâne tatmin olmadı. Kendi mesleğinden emin olduğundan Nebi’i güreşe davet etti. Kendisini yendiği takdirde İslamiyet! kabul edeceğini belirtti. Üç defa sırtı yere geldi ve böylelikle İslâmiyeti kabul etti. Diğer rivayette ise Rü-kâne’nin güreş, teklifine Hz. Muhammed şöyle cevap verdiği anlatılıyor:
Peki ama seni yenersem sürünün üçte birini alırım. Arka arkaya üç güreşte de Rükâne yenilince sürüsünü elinden çıkardığı için ağlamaya başladı. Karısından korkuyordu. Hz. Muhammed (s.a.v) ona dedi ki: “Korkma, ben hem senin ardı ardına yenilmeni, hem de bütün mülkünün elinden gitmesini istemem. Koyunlarını al ve rahatça git. Bu hareket Rii-kâne’ye mucizelerden çok tesir etti ve kendiliğinden haykırdı:
Seni Allah’ın Nebii olarak tanıyorum, ve dinini kabul ediyorum.[Muhammed Hamidullah, İslâm Nebii 1/83.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar