SÜNEN EBU DAVUD
SUNNE BAHSİ
DEVAM: 18. Cehmiyye
(Cübeyr İbn Muhammed İbn Cübeyr İbn Mut’im’in) dedesinden (Cübeyr İbn Mut’im’den) rivayet edilmiştir, dedi ki: Nebi s.a.v.’in huzuruna bir çöl arabı gelip: “Ey Allah’ın Rasulü, canlar son derece sıkıntıya girdi, çocuklar can verdi, mallar azaldı, hayvanlar helak oldu. Bizim için Allah’dan yağmur iste. Biz (yağmurumuzun yağdırılması için) seni Allah’a şefaatçi kılıyoruz. Allah’ı da sana şefaatçi kılıyoruz” dedi. Rasûlullah (s.a.v.) de !
“Vay, yazık sana! Sen ne dediğini biliyor musun?” buyurdu. Sonra: “Sübhanallah” dedi ve “sübhanallah” demeye devam etti. Nihayet (Hz. Nebi’in öfkesinin, gazab-ı ilahinin nüzulüne sebep olabileceğinden endişe edildiği için) bu (öfkeden duyulan endişenin izleri orada bulunan) sahabilerinin yüzünde de belirmeye başladı. Sonra (tekrar):
“vay sana!: (şunu iyi bil ki) Allah yarattıklarından hiçbirisi için aracı kılınamaz. Allah’ın şanı bundan yücedir. Vay sana! Sen Allah kimdir biliyor musun? Onun Arşı semâvâtı üzerinde şu şekildedir” buyurdu ve parmak (lany) la (el boşluğu) üzerinde kubbe gibi bir şekil yaptı ve: “Muhakkak ki Arş Allah'(ın azametin) den (dolayı) semerin süvari’nin ağırhğın)dan (dolayı) gıcırdadığı gibi gıcırdar” buyurdu. İbn Beşşar bu hadisi “Allah Arşının üstündedir Arşı da göklerinin üstündedir”diye rivayet etti (ve sonra hadisin geri kalan kısmını) nakletti.
Abdulla’Iâ, İbnu’l Müsennâ ve İbn Beşşâr; “Ya’kub b. Utbe ile Cubeyr b. Muhammed b. Cûbeyr’den, o babasından, o dedesinden” diyerek aynı hadisi naklettiler.
(Ebû Dâvûd dedi ki): Hadisin Ahmed b. Said’in isnadı (ile gelen rivayeti) sahih olandır. Aralarında Yahya b. Main ile Ali b. el-Medîm nin de bulunduğu bir topluluk, bu hususta ona muvafakat etmişlerdir. Ayrıca bir başka topluluk, bunu, -yine Ahmed’in dediği şekilde- “İbn İshak’tan” (diyerek) rivayet etmişlerdir. Bana ulaştığına göre, Ahdula’lâ, İbnu ‘l-Müsennâ ile İbn Beşşâr’in semalan (hocalarından hadis dinlemeleri) aynı nüshadan imiş.
İzah:
Hadis-i şerif, Hz. Nebiin yüzü suyu hürmeti- ne Allah’dan bir şey istemenin caiz olduğunu, fakat kullardan bir şey istemek için Allah’ı aracı kılmaya kalkmanın haram olduğunu ifade etmektedir.
Nitekim Hanefi ulemasından el-MevsıIî de bu mevzuda şöyle diyor: “Allah’tan, başkaları hakkı için istekte bulunmak, dua etmek mekruhtur. Çünkü hiçbir yaratığın Allah üzerinde hakkı yoktur. Allah’dan ancak Allah hakkı için istenir.[Bak eI-Mevsıli, el-îhtiyar, IV, 164.] Fakat salih bir kulu aracı kılarak Allah’dan onun yüzüsuyu hürmetine bir şey istemek böyle değildir. Ehl-i sünnet ulemasının bu mevzudaki görüşü şöyledir: Allah’dan istenecek bir şeyin ölü veya diri bir kimseden istenmesi caiz değildir. Fakat hakkında Hüsn-ü zan beslenen, salih bilinen diri veya ölü bir kimseyi aracı kılarak Allah’a yalvarmak, ondan arzuların ihsanını dinlemek, bunun için Nebilerin ve salih kulların kabirlerini ziyaret etmek caizdir. Ayrıca bu ziyaretten manevi feyiz ve bereket de hasıl olur.
Cumhuru ulemânın bu konudaki delillerini şöylece özetlemek mümkündür:
1- “Ey iman edenler! Allah’a karşı vazifelerinize dikkat edin ve ona yaklaşmanın yolunu arayın…” (el-Mâide, 5/35) âyetinde geçen “vesile”, Allah’a yaklaşma çare ve vasıtası” manasında olup tevessüle de şamildir. Muhaliflere göre vesile” den maksad kulun ibadetleri hayırları iman ve ahlakıdır.
2- Buharinin rivayetine göre Hz. Ömer, bir kuraklık ve kıtlık yılında yağmur duası yaparken Hz. Abbas’ı vasıta kılmış ve şöyle dua etmiştir: “Allah’ım, biz Nebiimizi sana vasıta kılıyorduk (onunla tevessül ediyorduk) da bize yağmur veriyordun; şimdi de Nebiimizin amcasını sana vesile kılıyoruz, bize yağmur ver.” Bu dua üzerine yağmur yağmıştır.[Birbirini destekleyen rivayetler için Bk. Şevkanî, Neylu’l-Evtâr, IV, s. 8 vd.]
Muhalifler bu hadisi kabul ediyor ve: “hayatında Hz. Nebi ile gene sağlıklarında Ehl-i Beyti ile tevessül caizdir, diyorlar.”
3- Hz. Ömer’in hilafeti devrinde Malik b. Iyaz (ed-Dâr) Rasûlullah’m kabrine gelmiş ve: “Ya Rasûlullah ümmetin mahvoluyor onlar için Allah’tan yağmur iste” demiştir.
4- Osman b. Huneyf kendisine Rasûlullah’m öğrettiği bir duada şöyle demiştir. “Allanın rahmet Nebii senin Nebiin Muhammed ile sana yöneliyor ve istiyorum…”[Beyhaki, Tirmizi, İbn Mace.]
5- Fatıma bint Esed hadisinde bizzat Rasûlullah: “Nebiin hakkı için” demişti.[Hâkim, Taberani, Heysemi.]
Bütün bu ve benzeri nasslar hayatta ve vefattan sonra Nebiler ve salih kişiler ile tevessülün caiz olduğuna delâlet etmektedir.
Kevserî, bu naklî deliller dışında Allame Teftazani (v. 793/1391), Fahrüddin er-Razi (v.606/1209) ve Seyyid Şerif el-Cürcani (v.816/1413)nin eserlerinden tevessülün cevazına, enbiya ve evliyanın kabirlerini ziyaretten maddi manevi bir takım faydalar hasıl olmasının mümkün ve vaki olduğuna dair ifadeler nakletmiştir.
Muhaliflere göre nakledilen hadislerin bir kısmı zayıftır, diğerleri ise münakaşa mevzuu ile alakalı değildir.
Netice:
İbn Teymiyye biraz da muasırlarının davranışları sebebiyle bu meselede ifrata düşmüştür.
Tevhid inancını korumak gibi iyi ve yüce bir niyyeti vardır. Bununla me’cur olabilir.
Onun karşısındakiler de zaman zaman sert davranmışlar, neticede İslamın men ettiği tefrika doğmuştur. Şu çizgide birleşmek mümkündür.
“Ölüler ile tevessülün lüzum ve zaruretine dair bir nass yoktur. Bunu inkâr eden ehl-i sünnet camiasından çıkmaz.
Allah’a ortak koşmadan, onun sevdiği bilinen veya zannedilen, ölü yahut diri bir kul vasıta kılınarak Allah’a dua etmek manasında bir tevessülü meneden nass da yoktur; şu halde bunu yapanlar da kınanamaz.
Bu meseleyi bir tefrika mevzuu yapmak ise kınanması gereken davranışların içinde yer alır.[Bk. Karaman Hayreddin, İslam’ın Işığında Günün Meseleleri, I, 101-104.]
Hattabî’nin dediği gibi Allah’ın Arş üzerinde bulunduğunu söylemek zahiren Allah’a mekân ve keyfiyet isnat etmekse de, aslında Hz. Peygamberin sözüyle ve parmaklarıyla yaptığı kubbe şekliyle maksadı, Allah’ın kudret ve saltanatının azametini biraz olsun bedeviye anlatabilmek. Çünkü mücerred kavramlarla ona böyle muğlak bir meseleyi kavratmak mümkün değildir. Arş kelimesinin ifade ettiği manaları 4723 numaralı hadisin şerhinde açıkladığımız için burada tekrara lüzum görmüyoruz.
Bu hadis, Allah’ın saltanatının Arş üzerinde tecelli ettiğini inkâr eden Cehmiyye aleyhine bir delildir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar