Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

TALAK BAHSİ

DEVAM: 7. Nikahtan Önce Talak(In Hükmü)

(Önceki 2190. hadis) Amr b. Şuayb’dan aynı sened ve ma’na ile rivayet olundu. (Ancak Amr b. Şuayb bu hadise şu sözleri de) ilâve etti; “Kim bir günah işlemek üzere yemin ederse onun (edilmiş) bir yemini yoktur. (Sıla-i) rahmi kesmek üzere yemin edenin de (edilmiş) bir yemini yoktur.”

İzah:

Tirmizî, talak; İbn Mâce, talak; Ahmed b. Hanbel II, 190; Darekutnî, Sünen, IV, 15.

Bir önceki hadis, senedinin Amr b. Şuayb’dan önceki kısmı değişmeksizin aynı manada rivayet olunmuştur. Ancak bu rivayette mânâ bakımından önceki hadisten fazla olarak akrabala­rını ziyaret etmemek üzere yemin eden bir kimsenin bu yeminine uyarak akrabaları ziyareti kesmesi gerekmediği, bilakis Allah’ın emri olan sıla-i rahim görevini yerine getirmesi ve yeminine riâyet edemediği için de keffâret vermesi icabettiği ifadesi bulunmaktadır. Aslında sıla-ı rahmi kesmekle ilgili olan bu cümlenin hükmü, metinde geçen “Kim bir günah işlemek üze­re yemin ederse onun (edilmiş) bir yemini yoktur” cümlesinin genel kapsa­mı içine girmekle beraber, özel olarak bir daha zikredilerek sıla-i rahmin önemi vurgulanmak istenmiştir.

Esasen bu cümlenin şu iki mânâya ihtimali vardır:

1. Nebi (s.a.v.) bu cümlede geçen “yemin” kelimesiyle mutlak mânâda bildiğimiz yemini kastetmiş olabilir bu ihtimale göre söz konusu cümle şu mânâya gelir: “Kim akraba ziyaretini kesmek üzere yemin eder­se bu yeminini yerine getirmesin. Bilakis o yeminin aksine hareket etsin fakat yemini bozduğu için de keffarelini versin.”

Nitekim imam Ahmed’le Müslim ve Tirmizî’nin rivayet etitği şu hadis-i şerif bu ihtimali kuvvetlendirmektedir: “Kim bir işi yapmaya yemin eder de onun aksine hareket etmenin daha hayırlı olduğunu anlarsa, hayırlı olanı yapsın ve yeminin de keffâretini versin”[Müriâvi, Feyzü’l-Kadir VI, 118, {hadis No: 8641).]

2. Nebi s.a.v.’in metinde geçen yemin kelimesiyle “adak” mânâ­sını kastetmiş olması da mümkündür. Bu ihtimale göre ise, cümlenin ma­nası şudur: “bir kimse “şu işim böyle olursa, çocuğumu kesmek üzerime vacib olsun” gibi bir nezirde bulunursa, bu yemin hükümsüz kalır. Yerine getirmek gerekmediği gibi yerine getirilmediğinden dolayı keffâret de, fid­ye de gerekmez.[Hattabî, Meâlimü’s-sünen, III, 242]

4. Hz. Âişe’nin rivayet ettiği “Günah işlemek üzere adakta bulunmak caiz değildir. Böyle bir adağın keffâreti yemin keffâretidir’ ‘anlamındaki 3290 numaralı hadisdir.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD