SÜNEN EBU DAVUD
SUCUDİ’L-KUR’AN BAHSİ
5. Sâd Suresinde Secde Yapmak
İbn Abbâs (r.a.)’dan; demiştir ki: Sâd süresindeki secde azâim-i sücûd (vazgeçilmeyecek secdeler)den değildir.Ama ben ResuluIIah (s.a.v.)’i o sûrede secde ederken gördüm.
İzah:
Buhârî, sücûdu’l-Kur’ân, enbiyâ; Ahmed b. Hanbel, I, 360; Dârimî, salât
Kelimesi cem’idir. Azimet lügatte; kalbin bir şeye azmetmesi demektir. Fukahâ ise, bu kelimeyi “asaleten sabit olan hüküm” karşılığı olarak ve farzlar ve sünnetler hakkında kullanmışlardır. Farzlar için kullanılması daha fazladır.
Yukarıdaki izahattan anlaşılacağı üzere azâim-i sücûd terkibinin mânâsı, tilâvet secdesini vâcib kabul edenlere göre daki secde vâcib secdelerden değildir,” sünnet olduğunu söyleyenlere göre de, “sünneti müekkede olanlardan değildir” şeklinde olmuş olur.
Bu hadis-i şeriften “Sâd” süresindeki secdenin tilâvet secdesi olmadığını anlamak da mümkündür. Şafiîler ve meşhur rivayetinde îmam Ahmed bu görüştedir. Bunlar bu sûredeki secdenin şükür secdesi olduğunu söylerler. Aynı görüş Atâ ve Alkâme’den de nakledilmiştir. Nesâî’nin İbn Abbâs’-tan rivayet ettiği şu haber de bu görüşün delillerindendir: ResûluIIah (s.a.v.) Sâd Sûresi’nde secde yapıp, “Dâvûd bu secdeyi tevbe için yapmıştır, biz de şükür için yapıyoruz” buyurdu.
Hanefîler, İmam Mâlik, Süfyân es-Sevrî, Îbnu’l-Mübârek, İshâk ve ulemânın çoğunluğuna göre ise, bu süredeki secde tilâvet secdesidir. Tahavî’-nin Ebû Said el-Hudrî’den rivayet ettiği; “ResûluIIah (s.a.v.) Sâd suresinde secde yaptı”[Şerhu’l-Me’âni’I-âsâr, I, 360.] mealindeki hadis, bu görüşün delilidir.
Bu görüş sahipleri, üzerinde durduğumuz rivayetteki “Sâd (süresindeki secde) azâim-i siicûdden değildir” sözünün Hz. Peygamber’e değil, İbn Ab-bâs’a ait olduğunu hatırlatarak, Hz. Peygamberin fiiline mukabil sahâbi sözüne itibar edilemeyeceğini söylerler. Nesaî’nin rivayeti hakkındaki görüşlerini de Tahâvî şöyle ifâde eder: “Bir secdenin tevbe ve şükür için olması, onun tilâvet için olmasına mânı değildir. Çünkü bütün ibâdetler Allah’a şükür içindir. Bundan anlaşılmış oluyor ki, Hz. Peygamber’in yaptığı bu secde mücerred bir şükür secdesinden ibaret değildir. Aksine aynı zamanda hem tilâvet hem de şükür secdesidir. Zira bunlar biri birine aykırı değildirler.”
Ayrıca Beyhakî, Nesaî’nin bu rivayetini zayıf kabul etmiştir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar