SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
DEVAM: 242-245. Bayram (Namazların)da Tekbir Almak
Ebû Hureyre’nin meclis arkadaşı Ebû Aişe’nin dediğine göre; Said b. el-As, Ebû Mûsâ el-Eş’arî ve Huzeyfe b. el-Yemân’a, Resûlullah (s.a.v.)’in kurban ve ramazan bayramlarında nasıl tekbir aldığını sordu. Ebû Musâ şu cevabı verdi: Cenaze namazmdaki tekbir gibi dört defa tekbir alırdı. Bunun üzerine Huzeyfe: (Ebû Mûsâ) doğru söyledi, dedi.
Bunun üzerine Ebü Mûsâ şöyle dedi: “Ben Basra’da (vali) iken aynen bu şekilde tekbir alırdım.”
Ebû Âişe, “Bu (bu konuşma olurken) ben de Said b. el-As’ın yanında idim” der.
İzah:
Bu hadis-i şerif, bayram namazlarındaki zaid tekbirlerin, her iki rekatte üçerden altı olduğunu söyleyen Hanefîlerin delilleri arasındadır. Daha evvel de işaret edildiği gibi, bu adede birinci rekatta iftitab, ikincisinde de rükû tekbirleri ilâve edilerek tekbir sayısının dörder olduğu söylenir. îbn Mes’ûd, Ebû Mûsâ el-Eş’arî, Ebû Mes’ûd el-Ensârî ve es-Sevrî bu görüştedirler.
Hanefîîere karşı görüşte olanlar senetteki Abdurrahmân b. Sevbân’ın zayıf, Ebû Âişe’nin de mechûl olduğunu söyleyerek bu hadisin hüccet olamayacağını söylerler. Yahya b. Ma’în ve Ahmed b. Hanbel Abdurrahmân b. Sevbân’ın zayıf olduğunu söyleyenlerdendir.
Buna mukabil Hanefîler, adı geçen zatın birçok âlim tarafından tezkiye edildiğini, dolayısıyla rivayetinin hüccet olmasına mani bir durum olmadığını söylerler. Bu mezhep sâliklerinin, Abdurrahman hakkında söyledikleri şudur; “İbn Main’in onun hakkındaki sözü istikrarlı değildir. Bazan “zayıf” bazan da “sâlih” der. Ali b. el-Medinî’nin kendisi hakkındaki görüşü iyidir. Amr b. Ali, “bir kişi hâriç Şamlıların hadisi zayıftır” derken, Abdur-rahman’ı istisna etmiştir. Osman ed-Dârimî: “Aslında sika, fakat kadere kurban gitmiş”, Ebû Hatim de “sika fakat kadere karıştı. Hadisi doğru, ömrünün sonunda aklı değişti” derler. Ebû Dâvûd onun “selim” olduğunu söylemiş Buharî’de kendisinden Edebü’I-Müfred’de hadis rivayet etmiştir.
1151. Hadisin açıklamasında işaret edilen Abdurrezzak ve Beyhakî’nin İbn Mes’ûd’dan yaptıkları rivayete ilâveten İbn Ebî Şeybe’nin yine Abdullah’tan tekbirlerin ilk rekatte beş, ikincide dört olmak üzere dokuz olduğunu bildiren rivayeti ve Abdurrezzak’ın İbn Abbâs’tan rivayet ettiği aynı manadaki haberi de Hanefîlerin görüşünü te’yid etmektedir. Bu rivayete göre iftitah ve rükû tekbirleri, bayram tekbirleri arasında sayılmaktadır.
Hanefîler, görüşlerine uygun düşmeyen yukarıdaki hadisleri şu bilgilere dayanarak zayıf olduklarını söylerler:
(1149 no’lu) Hz. Âişe hadisi hakkında Şevkanî isnadında İbn Lehi’a olduğu için zayıf der. Ebû Hatim hatâ olduğunu söylerken Tirnıizî İlel’de, Bu-hârî’nin bu hadisi zayıf saydığını nakleder.
Amr b. Şuayb’in (1151.) hadisi hakkında da Irakî, “isnadı sahih” demiş, Tirmizî ve Buhârî’nin bunu sahih saydığını söylemişse de, onu tenkid edenler de olmuştur. Nasbu’r-râye’de İbnü’l-Kattân’m (mezkûr hadisin râ-vilerinden) Tâifî için, “Bir cemaat bunu zayıf kabul etti” demiştir. Zehebî, Mizanü’l-İtidâl’de, “İbn Maîn onun için bir kere biraz sahih başka bir seferde de zayıf dedi” demekledir. Ayrıca Nesâî de “kuvvetli değil” tabirini kullanmıştır.
Görüldüğü gibi bu ifâdeler hadis-i şerifde bir za’f eserinin olduğunu gösterir.
Bu babın hadislerinden çıkan netice bayram tekbirlerinin adedi hakkı-da iki ayrı rivayet vardır. Bunlardan birine göre ilk rekatte yedi ikincide beş tekbir vardır. Cumhur bu hadisleri esas almıştır. Mâlik, Ahmed b. Hanbel ve Müzenî’nin iftitâh tekbirini yedi adedine dahil saydıklarını Şafiî ve Evzâ-î’ye göre ise, dahi! olmadığını 1149 no’lu hadisin açıklamasında belirtmiştik. Diğer rivayete göre her iki rekatte de dörder tekbir vardır. Yukarıda da işaret edildiği gibi Hanefîler de bu rivayeti delil kabul etmişlerdir.
Ancak bayram tekbirleri konusunda yapılan farklı rivayetler bunlardan ibaret değildir. Şevkânî yukarıdakilere ilâveten yedi ayrı görüş daha nakletmiştir.
Bunlar:
1. Bayram tekbirleri her iki rekatta yedişer defadır. Bu, Enes b. Mâlik, Muğîre b. Şu’be, İbn Abbâs, Saîd b. el-Müseyyeb ve Nehaf den rivayet edilmiştir.
2. İlk rekatte iftitâh tekbirinden başka ve kıraatten önce altı, ikinci rekatte ise, kıraatten sonra beş tekbir vardır. Ahmed b. HanbePin iki görüşünden biri böyledir. Bahr sahibi, îmam Mâlik’in de aynı fikirde olduğunu söyler.
3. İlk rekatte iftitah tekbirinden ayrı dört, ikincide de dört tekbir vardır. Muhammed b. Sîrîn’in mezhebi budur. Bu ayrıca Hasen, Mesrûk, Es-ved ve Şa’bî’den de rivayet edilmiştir. Bahr sahibi aynı görüşü Ibn Mes’ud, Huzeyfe ve Said b. el-As’dan da nakletmiştir.
4. İlk rek’atte yedi, ikincide beş tekbir vardır. Ancak cumhurun görüşünden farkh olarak, birinci rekatte kıraat tekbirlerden sonra, ikincide ise öncedir. Halbuki ilk görüşe göre, her iki rekatte de tekbirler kıraatten öncedir.
5. Ramazan ve kurban bayramlarının tekbir adedleri farklıdır. Ramazan bayramında ilk rekatte altı, ikincide beş olmak üzere on bir tekbir vardır. Kurban bayramının tüm tekbir sayısı ise, beştir. Bunların üçü birinci ikisi de ikinci rekattedir. Bu görüş, Ali b. Ebî Tâlib’den nakledilmiştir.
6. Bayramlar birbirinden farklıdır. Ancak önceki maddeden farklı olarak Ramazan bayramında on bir, kurban bayramında dokuz tekbir vardır. Bu, Yahya b. Ya’mur’un görüşü olarak nakledilir.
7. Tekbirler, yedi + beş olmak üzere on ikidir. Fakat her iki rekatte de kıraatten sonradır. Müeyyed -billah ve Ebû Tâlib bu görüştedir.
Şevkânî bu görüşleri verdikten sonra her birinin delillerini ele alır. Bunlardan kimini tenkid ederken kiminin sıhhatine hükmeder.
Fukaha bayram tekbirlerinde ellerin kaldırılıp kaldınlmayacağı konusunda ihtilâf halindedir:
Ebû Hanife, Muhammed, Şafiî ve Hanbelîler, Atâ, Evzâî, İbnu’l-Münzir ve Davud’a göre her tekbirde eller kaldırılır. Vâil b. Hucr’dan Resûlullah (s.a.v.)’in her tekbirde ellerini kaldırdığına dair yapılan rivayet bu görüş sa-hiblerinin delilidir.
Ebû Yûsuf, İbn Ebî Leylâ ve Sevrî’ye göre eller sadece iftitâh tekbirinde kaldırılır, diğerlerinde kaldırılmaz. Bu görüş aynı zamanda İmam Mâ-Hk’ten de nakledilmiştir. Mutarrıf ve İbn Kinâne’nin rivayetlerine göre ise, İmâm Mâlik tüm tekbirlerde elleri kaldırmanın müstehab olduğu görüşündedir.
Bayram tekbirlerinin cumhura göre sünnet* Hanefîlere göre vâcib olduğunu daha önce belirtmiştik.
Unutarak tekbirlerin tamamını veya bir kısmını terk eden kimsenin yapması gereken şey de âlimler arasında ihtilâf konusu olmuştur:
Şafiî ve Hanbelîlere göre kıraati bitirinceye kadar tekbirler unutulursa artık tekbir alınmaz, sehv secdesi de gerekmez.
Mâlikîlere göre, imam rükû’dan önce tekbir almadığını hatırlarsa geri döner. Tekbirleri alıp kıraati tekrar eder. Sonunda da sehv secdesi yapar. Rüku’a vardıktan sonra hatırlarsa, namaza devam eder. Sonunda sehv secdesi yapar.
Hanefîlere göre, rükû’dan kalkılmadan önce tekbir alınmadığı hatırlanırsa, tekbirler alınır; rükû’dan kalkıldıktan sonra hatırlanırsa, alınmaz, sonunda sehv secdesi yapılır. Çünkü vâcib sehven terk edilmiştir.
Bayramlarda namaz haricînde getirilen tekbirler de vardır. Bunlar her iki bayramda da mezheplere göre farklılık arz eder.
Kurban bayramında, Hanefî, Şafiî ve Hanbelîlere göre, arafe gününün sabah namazında başlar, teşrik günlerinin sonuncusunun (4. bayram günü) ikindi namazında sona erer. Hanefîlerin mezhebi Ebû Yûsuf ve Muhammed’in görüşüdür. İmam-ı A’zam tekbirlerin, birinci günün ikindi namazında kesileceğini söyler. Şafiî ve Mâlikîlerin bu görüşü de ihramda olmayanlar içindir. İhramda olanlar tekbirlere birinci bayram günü öğle namazını müteakib başlarlar, dördüncü günün ikindisinde son verirler.
Mâlikîlere göre, birinci bayram gününün öğle namazında başlanıp dördüncü bayram gününün sabahında son verilmek üzere on beş vaktin sonunda tekbir getirilir.
Ramazan bayramında cumhura göre namaza giderken tekbir getirilir. Ali, İbn Ömer, Ebû Ümâme, İbn Ebî Leylâ, Saîd b. Cübeyr, Ömer b. Abdi-laziz, el-Hakem, Hammâd, Mâlik, îshâk, Ebû Sevr ve Hanefiler bu görüştedirler. Dârekutnî’nin İbn Ömer’den rivayet ettiği “Resulü Hah (s.a.v.) ramazan bayramı günü evinden çıkınca musallaya kadar tekbir getirirdi’* mealindeki hadis bu görüş sahiblerinin delilidir.
Şafiî ve Hanbelîlere göre bayram gecesinde güneş batınca tekbire başlanır. Bu aynı zamanda Said b. el-Müseyyeb, Ebû Seleme, Urve ve Zeyd b. Eslem’in de görüşüdür.
Ramazan bayramı günü getirilen tekbirlere Mâlikîlere ve Şâfiîlerden bir kavle göre imam namaz için kalkınca son verilir.
Hanbelîler, İmam hutbeyi bitirinceye kadar tekbirlere devam edileceği görüşündedirler. Hanefîlerden iki ayrı rivayet vardır: Birisine göre musallaya varınca son verilir; ikincisine göre ise, imam namaza duruncaya kadar tekbire devam edilir. Şâfiîlerin esah kavli de bu merkezdedir.
Ulemânın çoğunluğu bu tekbirlerin müstehab olduğu görüşündedir. Kurban bayramında getirilen teşrik tekbirleri Hanefî mezhebinde vâcibtir.
Nevevî, Said b. el-Müseyyeb, Urve b. ez-Zübeyr ve Dâvûd’dan kurban bayramında getirilen tekbirlerin müstehab; Ramazan bayramında getirilenin ise vâcib olduğunun nakledildiğini kaydeder.
Teşrik tekbirlerinin nasıl getirileceğine dair çeşitli rivayetler vardır. Bunlar:
1. Dârekutnî’nin Câbir (r.a.)’den naklettiğine göre, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) arefe günü sabah namazını kılınca ashabına dönüb yerinizden ayrılmayın buyurur ve derdi.
2. Abdurrezzak’ın sahih bir senetle Selmân’dan nakline göre bunun için Sübülü’s-sclâm’da “rivayetlerin en sahihi” denilmektedir.
3. Dârekutnî’nin Said b. Ebî Hind’den nakline göre tekbirin metni şudur:
Îbnu’l-Münzir, Ömer ve İbn Mes’üd’dan tekbirin lâfızlarının olarak nakleder. Sevrî, Ebû Hanîfe,Muhammed, Ahmed b. Hanbel ve İshâk da bu görüştedirler.
Hakem ve Hammad, bu konuda belli bir şeyin nakledilmediğini söylerler. Sübülü’s-selâm’da ise, bu konudaki değişik rivayetler hatırlatılarak belirli bir kalıbın şart olmadığına işaret edilmektedir.
Fukâhanın çoğuna göre, tekbirlerin sesli alınması müstehabtır. Dârekutnî’nin Nâfi’ vasıtasıyla İbn Ömer’in bayram namazına giderken tekbiri sesli getirdiğine dair yaptığı rivayet, bu görüşün delilidir.
Imam-ı A’zam’a göre bu tekbirlerin gizli olması uygundur. Çünkü bunlar zikirdir. Zikrin gizli olması efdaldır “Rabbini içinden yalvararak ve korkarak an”[A’râf 205] âyet-i kerimesi ve Resûlullah’ın seslice dua eden bir gruba: “Siz sağıra veya gaibe yakarmıyorsunuz” tarzındaki tarizi İmam-ı A’zam’m görüşüne delildir.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar