SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
239-242. Bayram Günü Hutbesi (Okumak)
Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’den; demiştir ki: Bir bayram günü Mervân minberi (musallaya) çıkarıp (üzerinde) namazdan önce hutbe okumaya başladı. Bir adam kalktı ve; Ey Mervan, sünnet’e muhalefet ettin. Bayram günü minberi çıkardın, halbuki o çıkarılmazdı. Hutbeye de namazdan önce başladın, dedi.
Ebû Saîd el-Hudrî; Bu kim? diye sordu. Falan oğlu falan, dediler.
Bu adam üzerine düşeni yaptı. Ben Resûlullah (s.a.v.)’in, “Bir kötülük gören kimse, eğer onu eli ile değiştirebilirse eli île değiştirsin. Buna gücü yetmezse, dili ile değiştirsin. Onu da yapamazsa, kalbi ile (buğz etsin). Ancak bu, imanın en zayıfıdır*’ buyurduğunu işittim dedi.
İzah:
İbn Mâce, ikâme, fiten; Ahmed b. Hanbel, III, 10, 20.
Buhari’nin aynı konuda yine Ebû Saîd el-Hudrî’den yaptığı bir rivayette Kesir b. es-Salt’ın musallaya kerpiç ve çamurdan bir minber yaptığı, Mervân’ın da bu minbere çıkıp hutbe irad ettiği bildirilmektedir. Bu rivayete göre, Ebû Saîd buna mani olmak istemiş fakat Mervân keadisini dinlememiştir.
Görüldüğü gibi Buhârî’nin rivayetinde musallada inşâ edilmiş bir minber olduğu bildirilirken, Ebû Dâvûd’da minberin çıkarıldığından bahs edilmektedir. Bu hadisler arasında bir ihtilâf olduğu izlenimini vermektedir. Ancak Mervân’ın önceleri minberi dışarıya çıkarttığı halde cemaatin karşı koyması üzerine oraya sabit bir minber inşâ ettirmiş olması mümkündür.
Burada Mervân’ın karşısında kalkıp ona yaptığının yanlış olduğunu söyleyen zatın ismi verilmemiştir. Gerçi Buhârî’deki rivayette bu zâtın bizzat Ebû Saîd el-Hudrî olduğu anlaşılmaktadır. Fakat Ebû Davud’un rivayetinin siyakından adı verilmeyen kişinin Ebû Saîd olduğunu anlamak mümkün değildir. O zaman Buhârî’de bildirilen olay ile üzerinde durduğumuz hadisteki olayın ayrı ayrı zamanlarda vuku bulmuş olduğuna hükmetmek yerinde olacaktır.
Hadiste haber verilen olay, Buhârî’nin rivayetinden anladığımıza göre, Mervân’ın Medine valisi olduğu zaman meydana gelmiştir.
Hadisten anladığımıza göre, Mervân’ın, “Sen sünnete muhalefet ettin” itirazı ile karşı karşıya gelmesine sebep iki hareketidir. Bunlardan birincisi, minberi musallaya çıkarmasıdır. Çünkü daha önceleri bayram namazlarında minber musallaya çıkartılmazdı.
İkincisi de bayram hutbesini namazdan önce irad etmiş olmasıdır. Buradan hutbeyi namazdan önce ilk kez Mervân’ın okuduğu anlaşılmaktadır. Ancak daha önce, Hz. Osman’ın hutbeyi namaza takdim ettiği de söylenmektedir. İbnu’l-Münzir’in Hasen el-Basrî’den yaptığı bir rivayete göre, Hz. Osman b. Affân mûtad olduğu üzere bayram namazını kıldırmış sonra hutbe iradına başlamış, fakat cemaatten bazılarının namaza yetişemediğini görünce, hutbeyi namazdan önce okumaya başlamıştır.
Aynî, Hz. Osman’ın bunu yapmadığını söyler. İmam Şafiî Müsned’in de Abdullah b. Yezid el-Hatmî’den Resûlullah (s.a.v.) Ebû Bekir, Ömer ve Osman (r.anhum)’ın hutbeden önce namaz kıldıklarım, Muâviye gelince, önce hutbe okumaya başladığını rivayet etmiştir. Bu rivayete göre bayram hutbesini namazdan önce ilk okuyan Muâviye olmuştur.
kadı îyaz, “bir zatın Mervân’a karşı kalkıp yaptığının sünnete muhalif olduğunu hatırlatması ve Ebû Said’in, Mervan’ın bu hareketini “münker” olarak değerlendirmesi, Hz. Nebi’in sünnetinin ve halifelerin tatbikatının bunun aksi olduğunu gösterir” der. Bu da namazı hutbeden sonraya ilk bırakanın Hz. Osman olduğunu bildiren görüşlerin tutarsızlığını gösterir. Gerçekten Hz. Osman’ın öyle yaptığı kabul edilse bile, onun yaptığı ile Mervan’ın yaptığı bir tutulamaz. Çünkü Hz. Osman cemaat namaza yetişebilsin diye onların maslahatı için böyle yapmıştır. Mervan ise, konuşmasını dinletmek için önce hutbe okumuştur. Zira insanlar namazı kılınca hutbeyi dinlemeden bırakıp gidiyorlardı. Mervân onun için namazdan önce hutbe okuma yolunu seçmiştir.
Hadiste görüldüğü gibi Ebû Said el-Hudrî adamın Mervân’a karşı çıkışını görünce, “bu adam vazifesini yaptı” demiş ve iyiliği emr edip, kötülükten sakındırma konusunda Hz. Nebi’den duyduğu bir hadisi nakletmiştir. Kötülüğe engel olmayı emreden bu hadis, “Kitâbü’l-Melâhim”in 17. babında “Emir bi’1-ma’rûf ve nehiy an’H-münker” başlığı altında tekrar gelecektir. İnşaallah orada “emir bi’1-ma’ruf ve nehiy ani’l-münker” konusunda geniş olarak bilgi verilecektir, burada şu kadarım söyleyelim, görülen bir kötülüğe engel olma veya insanlara iyiliği emretme farzdır. Bazı âlimler bu farzın, farz-ı kifâye olduğunu; bazıları ise, farz-ı ayn olduğunu söylerler. Sahih olan farz-ı kifâye olduğudur.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar