SÜNEN EBU DAVUD
HARAC – İMARA – FEY’ BAHSİ
DEVAM: 21-22. Yahudilerin Medine’den Çıkarılması Nasıl Olmuştur?
İbn Abbâs’dan demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) Bedir (savaşı) günü Kureyş’i hezimete uğratıp Medine’ye gelince, Yahudileri Kaynuka oğullan çarşısında toplayıp “Ey yahudi cemaatı Kureyş’in başına gelenler sizin de başınıza gelmeden önce müslüman olunuz!’* dedi. (Onlar ise): “Ey Muhammed ! Kureyş’ten savaş bilmeyen tecrübesiz bir toplumla savaşman seni aldatmasın. Eğer sen bizimle savaşsaydın, Bizim nasıl yiğit bir topluluk olduğumuzu ve bizim gibi bir cemaatle hiç karşılaşmamış olduğunu anlayacaktın.” dediler. Bunun üzerine yüce Allah “înkâr edenlere de ki yenileceksiniz…”[Al-i İmrân 12] (âyet-i kerimesini) indirdi.
Râvi Musarraf (bu hadisi rivayet ederken sözü geçen âyeti) -Bedir’de- “…bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki de inkarcı…” (idi) âyetine kadar okudu.
İzah:
Hadis-i Şeriften anlaşıldığına göre yahudilerin, Bedir savaşından sonra Rasûlü Zişân Efendimizin davetine karşı küstahça bir tavır almaları ve “biz Kureyşlilere benzemeyiz” gibi sözler sarf etmeleri üzerine yüce Allah Ali îmran sûresinin onikinci ve onüçüncü âyetini indirmiştir. Bu âyetlerin tamamı mealen şöyledir. “İnkâr edenlere söyle: “Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir döşektir!” (Bedir’de karşılaşan şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki de inkarcı (idi ki) bunlar (müslümanlar)ı açıkça, gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyle destekler. Elbette gözleri olanlar için bunda bir ibret vardır.”
Diğer bir rivayete göre, Medine Yahudileri, Bedir olayından sonra ner-deyse müslüman olacaklardı: “Bu kitabımızda gördüğümüz, sancağı geri çevrilmeyecek olan Nebidir.” dediler. Bir kısmı da: “Hele acele etmeyin, bekleyin bir vak’asını daha görün” dediler. Uhud Savaşı olunca şüpheye düştüler. “Bu o değil” dediler ve Hz. Nebi’le aralarındaki andlaşmayı bozdular. Ka’b b. Eşref altmış kişi ile Mekke’ye gitti, “söz birliği edelim” dedi. İşte bu âyetler, onlar hakkında indi. İbn Abbas’a ve Dahhak’a nisbet edilen üçüncü bir görüşe göre, bu âyetler, Bedir vak’asından Önce, Kureyş müşrikleri hakkında inmiştir. Diğer bir görüşe göre de âyetler belli bir topluluğa değil, bütün kâfirleri, bütün inkarcıları kasdetmektedir. Belli bir toplum hakkında indiğine dair bir delil yoktur. Tüm inkâr edenlere hitâb edilmektedir.
Bu son görüş doğru olmakla beraber, âyetlerin Yahudiler hakkında indiği rivayeti daha kuvvetlidir. Fakat sebebin hususiyeti, genel olan hükmü tahsis etmez. Âyet, bütün inkarcılara hitabetmektedir. Bütün inkarcılar, Kur’-ânla savaşa giren tüm kâfirler yenilmeye mahkûmdur. Ali İmran sûresinin 13 ncü âyetinde karşılaşmalarına işaret edilen iki toplumdan biri Allah elçisi kumandasındaki İslâm ordusu, diğeri de müşrik Kureyş ordusudur. Yüce Allah Bedir savaşında müslümanlann gözüne kâfirleri az göstermiş, kâfirlerin gözünde müslümanlan çok göstermiştir ki ezelî buyruğu yerine gelsin, Hak bâtılı ezsin. Abdullah Ibn Mes’ud şöyle diyor:
“Biz ilk önce müşriklere baktığımız zaman onları bizden kat kat fazla görmüştük. Fakat savaş başladığı zaman onlara baktık, onları da bizim kadar gördük, gözümüze bizden bir kişi daha fazla gelmediler.” Ondan gelen bir rivayete göre îbn Mes’ud şöyle devam etmiş: “Yanımdaki adama “Acaba şunlar yetmiş kişi var mı diye sordum” “yüz kişi kadar var herhalde” dedi. Sonra onlardan bir adamı esir aldık, ne kadar olduklarını sorduk. Bin kişi olduklarını söyledi.” Bir başka rivayete göre, müşrikler de müslüman-lardan kaç kişi olduklarım sormuşlar. Müslümanlar, üçyüz on üç kişi olduklarını söyleyince müşrik-(esir)ler hayret etmişler: “Biz sizi, bizden kat kat fazla görüyorduk” demişler.
Esasen Hz. Nebile yahudiler arasında bu konuşma geçmeden önce onlar, müslümanların Bedir’deki zaferini hazmedemedikleri için işi çığırından çıkarmışlar. Kaynuka oğullarından birinin kuyumcu dükkanına giren müslüman bir kadının yüzünü zorla açmak istemişlerdi. Kadının feryadı neticesinde müslümanlarla yahudiler arasında çıkan bir kavga yahudilerden birinin öldürülmesi, bir müslümanın da şehid olmasıyla neticelendi. Bu hareketleriyle yahudiler bir önceki hadisi şerifin şerhinde açıkladığımız müslümanlarla imzalamış oldukları sulhnâmeyi bozmuş oldukları gibi, Hz. Peygamberin kendilerine yapmış olduğu İslama girme davetini de küstahça karşılamışlardı.
Nihayet, “müabede yapan bir kavmin hainliğini ahdine sadakatsizliğini görüp endişeye düşersen hak ve adalet üzere keyfiyeti kendilerine bildir ve ahi ti erin i üzerlerine at çünkü Allah hainleri sevmez!”[Enfâl 58] âyetini indirdi.
Bunun üzerine Nebiimiz şevval ayının ortalarına doğru Kaynuka oğulları üzerine yürüdü on beş gece süren sıkı bir kuşatmadan sonra onları teslim aldı. Ve kendilerini Medine’den sürüp çıkardı.[Koksal M. Asım, İslâm Tarihi II, 196-197.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar