Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SALAT BAHSİ

DEVAM: ( Teşehüdden Kalkarken Ellerin Kulak Hizasına Kaldırılması)

Abdullah (b. Mesud ) dan ; demiştir ki: Nebi ( Sallallahu aleyhi ve Sellem ) bize namazı (şöyle) öğretti: Tekbir aldı ve ellerini kaldırdı. Rüku’a varınca ellerini dizlerinin arasına soktu.

( Ravi Osman b. Ebî Şeybe ) dedi ki: Bu haber Sa’d (b. Ebî Vakkas )’a ulaştığı zaman (şöyle) dedi: “Kardeşim (Abdullah) doğru söylemiştir. Rükuda bunu (yani elleri dizlerin arasına sokmayı) biz de böyle yapardık, sonra dizleri tutmakla emrolunduk .”

Diğer tahric : Buharî , ezan 118; Tirmizî , salat; Nesaî , tatbîk, tbn Mace , ikame; Ahmed b. Hanbel , I, 378, 414, 418, 426, 459, II, 78 ;, 81, IV, 422; V, 3.

AÇIKLAMA: Bu mevzu ile ilgili rivayet Buharî’de şöyle geçmektedir: Musab dedi ki, ” rüku esnasında iki avucumu üst üste koyduktan sonra ellerimi iki uyluğumun arasına koydum. Babam beni bundan nehyedip “(gerçi) biz bunu önceleri yapardık, (fakat sonra bundan) nehy olun­duk. Ve ellerimizi dizlerimizin üzerine koymakla emr olunduk” dedi. [ Ahmed Naim, Tecrid Tercemesi , II, 791-792 (hadis no: 440).]

Görülüyor ki ellerin üst üste konularak rüku esnasında uylukların arasına uzatılması bidayet-i İslamda uygulanmıştır. Sonraları ise Resul-i Ekrem ta­rafından bu uygulama neshedilerek rüku esnasında ellerin dizlerin üzerine konulması emredilmiştir. [bk. Koçkuzu , Ali Osman; Hadîste Nasih – Mensuh , s. 250-251 ]

Her ne kadar “biz böyle yapardık sonradan nehyedildik ” gibi ifadeler hadisin ilk kaynağının sahabî olduğu ve dolayısıyla mevkuf olduğu kanaati­ni veriyorsa da aslında nehyedenin Resul-i Ekrem ( Sallallahu aleyhi ve Sellem ) olduğu düşünülür­se, hadisin ilk kaynağının Resul-i Ekrem ( Sallallahu aleyhi ve Sellem ) olduğu ve dolayisıyle merfu ‘ bir hadis olduğu kolayca anlaşılır.

Sahih-i Müslim’de muttasıl bir sened ile İbrahim en- Nehaî tarafından rivayet edilen hadis şu mealdedir: ” Alkame ile Esved , Abdullah b. Mesud’un yanına girmişler. Abdullah (onlara); “Arkanızdakiler namaz kıldı mı?” diye sormuş; onlar: “Evet” demişler. Bunun üzerine Abdullah, Alkame ile Esevd’in aralarına durmuş (kendileri diyorlar ki:) “Sonra rüku’a vardık ve ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk. Abdullah bizim ellerimize vurdu. Sonra ellerini bir biri üzerine kapadı ve onları uyluklarının arasına soktu.” [Müslim, mesacid ]

Müslim’in rivayet ettiği bu hadis Abdullah b. Mesud ile Alkame ve Es- ved’in bu mevzudaki görüşlerini ortaya koymaktadır. Onlara göre rüku’da avuçları birleştirerek bacakların arasına koymak sünnettir. Halbuki bunla­rın dışında kalan ulemanın tümüne göre rüku’da elleri dizlerin üzerine koy­mak sünnettir. İbn Mes’ud (r.a.) hazretlerinin uyguladığı şekle “tatbik”, diğer ulemanın uyguladığı şekle de ” tefrîc ” denir. Bazı ulema îbn Mesud (r.a.)’un böyle yapmasının sebebini neshin kendisine ulaşmamasına bağlamışlardır.

İbn Münzir de İbn Ömer (r.a.)’in; “Tatbiki Resul-i Ekrem ( Sallallahu aleyhi ve Sellem ) haya­tında bir kere uygulamıştır” dediğini kuvvetlibir senetle rivayet etmiştir.

Abdurrezzak’ın Musannef inde de şu rivayet vardır: “Abdullah b. Mes’ud ile Alkame ve Esved namaz kılmışlar, Abdullah (r.a.) tatbik yapmış, sonra bir de Ömer (r.a.) ile tatbik yaparak namaz kıl­mışlar. Fakat Ömer (r.a.): “Bu vaktiyle yaptığımız bir şeydi. Sonradan terk olundu. Dizleri tut­mak sünnettir” demiş.

Tatbikin hükmü ile ilgili olarak Ahmed Naim Efendi şunları söylemek­tedir: ” İbn Huzeyme tatbikin caiz olmadığı kanaatindedir. Halbuki bura­daki yasağın kerahet-i tenzihiyye ifade etmiş olması da mümkündür. Çünkü Ömer ile Sa’d (r.a.) tatbik’den nehyettikleri halde namazın iadesini emr et­memişlerdir. İbn Ebî Şeybe’nin hasen bir senetle Ali (r.a.)’den şu rivayeti bu görüşü desteklemektedir: ” Rüku’a vardığında ister şöyle yapar, yani el­lerini dizlerinin üstüne korsun; ister tatbik edersin” Her halde tatbik, terki evla olmakla beraber haram değildir.

Tefrîcin yani elleri diz kapakları üstüne koymanın tatbike tercihindeki hikmeti Ümmü’l – Mü’minin Aişe (r. anha ) şöyle izah ediyor: “Tatbîk Yahu­dilerin fiillerinden olduğu için Nebiyy -i Ekrem (s.a.v.) ondan nehyetmiştir . Hak­kında nehy nazil olmayan hususlarda Ehl -i Kitaba uymak, Nebiimizin (s.a.v.) hoşuna giderdi. Sonraları onlara muhalefet etmek kendisine emroIundu .” [bk. Tecrîd Tercemesi , II, 793 – 794 ( hds . no : 441)]

Nitekim bu mevzu merhum Ömer Nasuhi Bilmen Efendi tarafından da namazın sünnetleri kısmında şöyle ifade edilmiştir: ” Rüku halinde erkekle­rin elleriyle parmakları arası açık olarak dizlerini tutmaları sünnettir. Ka­dınlar bu halde parmaklarını açıkça bırakmazlar ve dizlerini tutmazlar elleri dizleri üzerine koymakla yetinirler. [Büyük İslam İlmihali, s.135]

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD