SÜNEN EBU DAVUD
SALAT BAHSİ
DEVAM: 115-116- Namaza Başlama (İftitah)
Bu hadis Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den (bir de) Abdu’l-Cebbar b. Vail’in babası tarafından (rivayet edilmiştir. Vail b. Hucr) dedi ki: (Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) secdeye gittiği zaman elleri inmeden önce dizleri yere inerdi. Secdeye vardığı zaman ise alnını elleri arasına koyardı ve (pazularını) karnından uzak tutardı.
Haccac (b. Minhal) dedi ki: Hemmam dedi ki: Şakik bize anlattır Bu hadisin bir benzeri de (yine) Hz. Nebi’den Asim b. Küleyb’in babası tarafından rivayet edilmiştir. (Ravi Haccac dedi ki:) Bu iki hadisin birinde kanaatimce Muhammed b. Cuhade’nin (rivayet ettiği) hadiste (şu cümle bulunmaktadır. “Secdeden kıyama) kalkmak istediği zaman dizleri üzerinde ve (elleriyle) uyluklarına dayanarak kalkardı.”
Sadece Ebu Davud rivayet etmiştir.
AÇIKLAMA: Vail b. Hucr’un rivayetinde Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in secdeye vardığı zaman, alnını iki ellerinin arasına koyduğu ifade edilmektedir. Halbuki (734) no’lu hadis-i şerifte ellerini omuzu hizasına koyduğu ifade edilmişti. Her ne kadar görünüşte bu iki rivayet birbirinden farklı gibiyse de, aslında aralarında her hangi bir tearuz yoktur. Çünkü bu iki rivayet birlikte değerlendirildikleri zaman, Resul-i Zişan’ın secde ederken bazan yüzünü elleri arasına koyduğu bazan da ellerini omuzları hizasına koyarak secde ettiği anlaşılır. Bu farklı uygulama, duruma göre iki şekilde de secde yapılabileceğini ifade eder.
Bu hadis, Haccac’dan gelen şekli ile zayıftır. Hadisi Resul-i Ekrem’den rivayet ettiği söylenen Küleyb, içlerinde Buharî’nin de bulunduğu bir Ulema grubuna göre tabiîdir. Buna göre Küleyb’in bu hadisi Resul-i Ekrem’den değil de, bir sahabiden duymuş olması gerekir. Bilindiği gibi böyle sahibinin atlanarak Resul-i Ekrem’den işitilmiş gibi nakl edilen hadislere “mürsel hadis” denir.
Bu hadislerden anlaşılıyor ki, Resul-i Ekrem (s.a.v.) secdeye varmak istediği zaman yere önce dizlerini, sonra ellerini ve yüzünü koyar, kalkarken de bunun aksini yapardı. Önce yüzünü, sonra ellerini ve daha sonra da dizlerini kaldırırdı. Her ne kadar İmam Malik ile İmam Evzaî önce ellerin, sonra da dizlerin yere konacağını söylemişlerse de, cumhura göre İmam Malik’le Evzaî’nin bu görüşleriyle ilgili uygulama sonradan neshedilmiştir. [Koçkuzu, A. Osman, Hadiste Nasih-Mensuh, s.215 – 216]
Kıyama kalkarken de ellerini uylukları üzerine koyar yere tutunmaktan sakmırdı. Dizleri üzerinde ayağa kalkardı. Nitekim merhum Ö. Nasuhî Bilmen Efendi de bu mevzuda şunları yazmıştır: “Secdeye varılırken evvela dizleri, sonra elleri, sonra yüzü yere koymak secdeden kalkarken de ibtida yüzü, sonra da dizlerin üzerine koyarak elleri yerden kaldırmak sünnettir. Meğer ki buna kudret bulunmasın, o halde el ile yere dayanarak kalkmak caiz olur.” [Bilmen, Ö. Nasuhi, Büyük İslam İlmihali, s.136]
DEVAM
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar