SÜNEN EBU DAVUD
CİHAD BAHSİ
DEVAM: 121. Esirin Mal Karşılığında Serbest Bırakılması (Nın Hükmü)
Urve b. ez-Zübeyr (in) el-Misver b. Mahreme ile Mervan’dan naklettiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.) Hevâzin (kabilesi) elçileri müslümanlığı kabul ederek kendisine gelip de mallarının kendilerine geri verilmesini istedikleri zaman onlara (şöyle) konuştu: Benim yanımda şu gördüğünüz (askerler) vardır.” (onların hepsinin de bu mallarda hakkı vardır) söz (ler)den en hoşuma gideni en doğru olanıdır. (Binaenaleyh) ya esir (leriniz)i tercih ediniz ya da mallarınız)!” Bunun üzerine (Hevazin elçileri);
Biz esir(ler)imizi tercih ediyoruz dediler. Rasûlullah (S.A.V.) de (onlara bir hitabede bulunmak üzere ayağa) kalktı Allah’a (hamd-ü) senada bulunduktan sonra dedi ki: “…Gelelim mevzumuza! Sizin şu (Hevazinli) kardeşleriniz (müslümanlığı kabul edip) tevbe ederek geldiler. Ben onlara esirlerini (karşılıksız olarak) geri vermeyi uygun görüyorum. Sizden kim kendi arzusuyla bunu yapmayı istiyorsa (bunu) yapsın. Kim de bizim kendisine Allah’ın bize vereceği ilk fey’den (biraz mal) vermemize kadar (esirler üzerindeki) hakkını elinde tutmak istiyorsa (o da bunu) yapsın” (orada bulunan) halk;
Ey Allah’ın Rasûlü biz kendi gönlümüzle bu esirleri onlara (karşılıksız olarak) veriyoruz, dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) “Biz (esirleri karşılıksız olarak bırakmamız hususunda bize) izin verenle vermeyeni biribirindcn ayırdedemiyoruz. Gidiniz başkanlarınıza (danışınız) sizin kararınızı bize onlar getirsinler.” dedi. Halk da (başkanlarının yanına) gitti. Başkanları onlarla konuştular ve hepsinin de esirleri karşılıksız olarak bırakmayı gönülden istediklerini ve (buna) izin verdiklerini bildirdiler.
İzah:
Buhârî, el-vekâle, hums, itk, hîbe, meğazi; Ahmed b.Hanbel, IV, 327.
Bu hadis-i şerifte mevzuu bahis edilen olayın özeti şudur: Hz.Peygamber hicretin sekizinci yılında Mekke’yi fethedip de sonra Huneyn üzerine bir sefer düzenlemiş ve neticede Hevazinlerden pek çok kimseyi esir etmişti.[Koksal M.Âsim, islam Tarihi, VIII, 433.] Bu seferi müteakip yapılan Taif gazasından sonra da zilkade ayının altıncı günü Cirâne’ye geldi ve orada on üç gece kaldı. Hevazinden alınan harp esirleriyle ganimet mallan da Cirane’de bulunuyordu. Bir temsilci gelmeyince Hz. Peygamber, Hevazinden alınan ganimetleri mücahitler arasında taksim etti. Nihayet Hevazin temsilcileri peygamberimizin yanına gelip müslüman oldular ve gerilerdeki kavimlerinin de müslüman olduklarını haber verdiler.
Bunlar başlarında Ebu Sured Züheyr b. Sured olmak üzere ondört kişi idiler.
Peygamberimizin süt annesinden amcası olan Ebu Burkan da aralarında bulunuyordu.
evazin Temsilcilerin İsteklerini Dile Getirişleri:
evâzin temsilcileri; Ya Rasûlullah! Biz, köklü bir kabileyiz.
Sana meçhul olmadığı üzre biz bu musibete uğramış bulunuyoruz. Allah’ın sana lutfu ihsanda bulunduğu gibi, sen de bize karşı lutufkâr ol! dediler.
Benî Sa’d b. Bekir oğullarından Ebû Sured Züheyr, ayağa kalktı.
Ya Rasûlallah! Şu gölgeliklerde bulunanlar, senin süt halaların, teyzelerin ve sana süt emdirip bakmış olan kadınlardır. Eğer biz, Şam kralı Haris b. Ebi Şimr’i veya Irak kralı Numan b. Münzir’i emdirmiş ve şimdiki duruma düşüp te kendilerinin şefkat ve ihsanlarını dilemiş olsaydık, bize esirgemezlerdi. Halbuki, sen süt emdirip bakılanların en hayırhsısın! dedi. Bu hususta bir de şiir söyledi.
Hevazin temsilcileri mallarının ve esirlerinin kendilerine geri verilmesini istediler.
Peygamberimizin Hevazin Temsilcilerine Teklif Ve Tavsiyesi:
Peygamberimiz;
“Ben, sîzin için gelmeyeceğinizi sanıncaya kadar -işi bekletmiş- geciktirmiştim. Fakat siz çok geç kaldınız. Esirler bölüşülmüş bulunuyor. Bana sözün en sevimli, en güzel olanı, doğru olanıdır. Görüyorsunuz ki yanımda bunca müslümanlar var onların hepsini haklarından vazgeçirmek zordur. Şimdi siz iki şıkkın birisini; ya esirleri, ya da malları tercih ediniz! Size çocuklarınızla kadınlarınız mı daha sevgilidir, yoksa mallarınız mı?” buyurdu.
Temsilciler, Peygamberimizin ancak ikisinden birisini geri verebileceğini anlayınca,
Ya Rasûlallah! Sen bizi, mallarımızla, çoluk çocuklarımız arasında onlardan birini seçmekte serbest bıraktın. Sen bize kadınlarımızı ve çocuklarımızı geri ver! Çünkü onlar bizim yanımızda maldan daha sevgilidir, dediler. Peygamberimiz:
“Benim hissemi ve Abdulmuttalip oğullarının hisselerine düşenleri size bağışladım. Halka öğle namazını kıldırdığım zaman, sizler ayağa kalkıp:
(“Biz çocuklarımız ve kadınlarımız hakkında Rasûlullah’ın müslüman-lar katında müslümanların da Rasûlullah katında şefaatini diliyoruz”) deyiniz.
Bunun üzerine ben de (bana ve Abdulmuttalip oğullarına düşenleri size bağışladım) derim.
Müslümanlardan da sizin için istekte bulunurum.” buyurdu.
Muhacirlerin Ensar’ın Hisselerini Peygamberimiz İçin Bağışlamaları
Peygamberimiz, müslümanlara öğle namazını kıldırınca, Hevazin temsilcileri Peygamberimizin kendilerine emrettiği üzre ayağa kalktılar;
Biz çocuklarımızla kadınlarımız hakkında Rasûlullah’ın, Müslümanlar katında, Müslümanların da Râsulullah katında şefaatini diliyoruz dediler.
peygamberimiz;
“Benim hisseme ve Abdulmuttalip oğullarının hisselerine düşenler, sizin olsun” buyurdu.
Bunun üzerine, muhacirler;
“Biz de hisselerimize düşenleri, Rasûlullah Aleyhisselam için bağışladık, dediler.
Ensar;
Biz de hisselerimize düşenleri, Rasûlullah Aleyhisselam için bağışladık dediler.
Akra B. Habis, Uyeyne B. Hısn Ve Abbas B. Mirdas’ın Hisselerini Bağışlamaktan Kaçınmaları
Akra b. Habis;
Ben ve kabilem olan Temim oğulları adına hayır, bağışlamayız, dedi. Uyeyne bin Hısn,
Ben ve kabilem olan Fezare oğullan adına hayır, bağışlamayız, dedi. Abbas b. Mirdas ü’s-sülemî;
Ben ve kabilem olan Beni süleymler adına; “hayır, bağışlamayız dedi. Fakat her iki kabile halkı, Akra ile Abbas’ın;
Hayır, bağışlamayız sözleri üzerine onlara;
Hayır, yalan söylüyorsun. Esirler, Rasûlullah Aleyhisselama bağışlanmıştır, dediler. Süleymoğullan; Biz hissemize düşenleri Rasûlullah Aleyhisselama bağışladık.” dedikleri zaman, Abbas b. Mirdas, onlara Siz, beni, zaif ve küçük düşürdünüz, diyerek çıkıştı.[Bak Koksal M.A., İslam Tarihi, V- 485-86.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar