SÜNEN EBU DAVUD
CİHAD BAHSİ
DEVAM: 114. Esir Zincir Ve Bukağılarla Bağlanabilir
Cündûb b. Mekis’den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.), Abdullah b. Gâlib el-Leysî’yi bir seriyye ile (savaşa) göndermişti. Seriyye de ben de vardım. (Seriyyeyi oluşturan) askerlere el-Kedîd (denilen yer) de bulunan el-Mülevveh oğullarına ayrı ayrı kollardan baskın yapmalarını emretti. (Yola) çıktım. el-Kedîd (denilen yer)e varınca el-Haris b. el-Bersa el-Leysi’yle karşılaştık ve onu yakaladık.
Ben (buraya) sadece İslam’ı isteyerek geldim ve ancak Rasûlullah (s.a.v.)’e (varmak) için (yol’a) çıktım, dedi. Biz de; Eğer sen (gerçekten) müslüman isen bizim seni bir gün ve bir gece bağlamamız sana zarar vermez. Eğer bunun aksine ise biz de seni bağlıyoruz, dedik ve o’nu sıkıca bağladık.
İzah:
Ahmed b. Hanbel III, 468.
Bezlu’l-mechûd yazan, Eş-Şeyh Halil Ahmed es-Sehârenfûrî’nin ifadesine göre, Rasûl-i zîşân efendimizin sözü geçen seriyyenin başına kumandan olarak tayin ettiği kişinin adı metinde geçtiği gibi Abdullah b. Galib değil, Galib b. Abdillah’dır. Her ne kadar, bazı kayıtlarda bu kişinin ismi mevzumuzu. teşkil eden hadiste olduğu gibi Abdullah b. Gâlib şeklinde geçiyorsa da kayıtlara bir yanlışlık eseri olarak böyle geçmiştir. Doğrusu Gâlib b. Abdillah’dır. Siyer ulemâsının verdiği bilgilere göre mevzumuzu teşkîl eden hadîs-i şerifte anlatılan hadise hicretin beşinci yılında vuku bulmuş ve seriyye onbeş kişiden ibaretmiş.
Hattâbi’nin de ifade ettiği gibi bu hadis-i şerif, kâfir olan bir esîri, bukağı ve kelepçelerle bağlamanın caiz olduğuna delâlet etmektedir. Serbest bırakıldığı takdirde şerrinden emin olunamayan veya kaçmasından korkulan tüm esir, cani ve mahbuslar da bu hükme girerler.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar