Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD

NİKAH BAHSİ

29-30 Yapılacak Bir İşi Mehir Sayarak Kadını Nikahlamak

Sehl b. Sa’d es-Saidî’den rivayet olunduğuna göre, Bir kadın Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e gelerek; Ya Resulullah ben (benimle evlenmen için) kendi (mehri)mi sana bağışladım, dedi ve uzun süre ayakta dikildi. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp: Ey Allah’ın Resulü! Eğer senin ona ihtiyacın yoksa, onu bana nikâhla! dedi. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de; “Senin yanında ona mehir olarak vere(bile)ceğin birşey var mı?” diye sordu, (o kimse de); Yanımda şu kaftanımdan başka bir şey(im) yok. diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);

“Eğer sen kaftanını (mehir olarak) verirsen, kaftansız kalırsın. Binâenaleyh sen (başka) bir şey ara (bul).” buyurdu. (Adam bir süre sonra geldi ve) Birşey bulamıyorum, dedi. (Resûl-i Ekrem’de); “Demirden bir yüzük olsun ara”(yrp bulmalısın) buyurdu. (Bunun üzerine adam tekrar) aradı (fakat) birşey bulamadı. Resûlullah (s.a.v.) ona: “Ezberinde Kur’an’dan birşey(ler) varmı?” dedi. (Adam) bazı sûrelerin ismini zikrederek; Evet. diye cevâp verdi. Resûlullah (s.a.v.)*de: “-Ben de ezbere bildiğin Kur’an sebebiyle o kadını sana nikahlıyorum.” buyurdu.

Diğer tahric. Buhari, Fedailu’-Kur’an; nikah; libas; Müslim, nikah; Tirmizî, nikah; îbn Mace, nikah (1889) ; Muvatta, nikah, Darimi, nikah

AÇIKLAMA:

Bu hadîs-i şerîf, Müslim’in Sahîh’inde “Ya Resûlullah! kendimi sana hibe etmeye geldim,” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) kadına bakarak onu baştan ayağa süzdü. Sonra başını eğdi. Kadın, kendisi hakkında (Resûl-i Ekrem’in) bir hüküm vermediğini görünce oturdu.[Müslim, nikâh] mânâsına gelen lâfızlarla rivayet edilmiştir.

Buhârî’de ise; bir kadının ayağa kalkıp (kendisini kastederek) “Ya Resûlullah bu (kadın) kendi (mehri)ni sana hibe etmek (suretiyle seninle evlenmek) istiyor. Bu meseledeki görüşünü bana bildir.’* dediği, Resûl-i Ekrem cevâp vermeyince, bu sözünü üç kere tekrarladığı ifâde edilmekte­dir.[Buhârî, nikâh] Her ne kadar Buhârî’nin bu rivayetinde sözü geçen kadın, Resûl-i Ekrem’in huzurunda oturanlar arasında imiş gibi Müslim’in rivayetine ters bir ifâde varsa da aslında bu iki ifâde arasında bir çelişki yoktur. Çünkü bu kadın Resûl-i Ekrem”in huzurunda oturanlar arasında değildi. Oraya başka bir yerden gelerek Resûl-i Ekrem’in karşısına dikildi ve ken­dini Resûl-i Ekrem”e arz etti.[İbn Hacer, Feth-ul-Bârî, XI, 111.]

Hammâd b. Zeyd’in rivayetinde ise, kadın kendisini arz ettikten son­ra Resûl-i Ekrem”in ona “Benim sana bir ihtiyacım yok” dediği kaydedi­liyor. Bu da gösteriyor ki kadın kendisini arz edince, reddedilmiş duruma düşmemek için Resûl-i Ekrem’ sükût etmiş fakat kadın kendini arzetmekte isrâr edince, Resûl-i Ekrem cevâp vermeye mecbur olmuştur.

Kadının kendisini birinci ve ikinci arzedişine Resül-i Ekrem”in, sü-kûtle cevâp vermesini kadına red cevâbı vermekten utanmasıyla açıklamak mümkün olduğu gibi, bu mesele ile ilgili bir vahyin gelmesini beklemiş olmasıyla veya o kadına uygun bir cevâp vermek için düşünmüş olmasıyla da açıklamak mümkündür.[ibn Hacer, Fethu’l-Barî, XI, 111.]

Metinde geçen “Ben de ezbere bildiğin Kur’an sebebiyle o kadını sa­na nikahlıyorum/’ cümlesi, “Ezberinde olan sûreleri bu kadına öğretmek şartıyla onu sana veriyorum.” demektir. Nitekim bir numara sonra gele­cek olan hadîs de bunu ifâde etmektedir.

Check Also

Sünen-i Ebu Davud – SÜNEN EBU DAVUD

SÜNEN EBU DAVUD