SÜNEN EBU DAVUD
NİKAH BAHSİ
8. Büyük Adamın Süt Emmesinin Hükmü
Âişe (r.anhâ)’dan rivayet olunduğuna göre, Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Hz. Âişe’nin) yanına gelmiş, onun yanında bir adam varmış. Bu (durum Resül-i Ekrem’in) hoşuna gitmediği için yüzü değişmiş, (Bu hadisin buraya kadar olan kısmını Hafs ile Muammed b. Kesîr Ebu Davud’a aynı mânâya gelen değişik sözlerle rivayet etmişlerken hadisin bundan sonraki kısmını naklederken hem söz hem de mânâ bakımından) ittifakla şöyle rivayet ettiler. Bunun üzerine (Hz. Âişe;) Ya Resûlallah, bu (zât)’benim süt kardeşimdir, dedi. (Hz. Peygamber de); “Süt kardeşlerinize iyi dikkât ediniz. Çünkü süt hükmü ancak açlıktan dolayı sabit olur” buyurmuştur.
İzah:
Buhârî, şehâdet, nikâh; Müslim, redâ’; Nesâî, nikâh; Dârimî, nikâh
İbn Hacer’in beyânına göre, Resûl-i Ekrem geldiği zaman Hz. Âişe’nin yanında bulunan kimsenin Ebu’l-Kuays’ın oğlu olma ihtimali kuvvetlidir. Bazıları o kimsenin Hz. Âişe’nin süt kardeşi Abdullah b. Yezid olduğunu söylemişlerse de bu doğru değildir. Çünkü Abdullah’ın sahâbî olmayıp tabiî olduğunda ittifak vardır. Abdullah’ın annesi Hz. Âişe’yi emzirmiş Abdullah’ı da Hz. Peygamber’in vefatından sonra dünyaya getirmiştir.[Fethu’l-bârî, XI, 50.]
Metinde geçen açlıktan maksat, gıdası süt olan, sütle doyabilen çocuğun açlığıdır. Çünkü süt çağındaki bir çocuğun midesi çok küçük ve zayıf olduğundan sütle doyabilir. Etleri ve kemikleri de bu sütle beslenir ve gelişir. Neticede bu çocuğun vücudu süt anneden alınmış gıda ile beslenip büyür. Öz çocuklarda da bu durum söz konusudur. Bu bakımdan süt çocuk da nikâh bakımından süt annenin öz çocuklarından birisi gibi olur.
Hattâbî’nin beyânına göre metinde geçen “süt hükmü” kelimesinde maksat, evlenmeyi haram kılan ‘süt, çocuğun küçükken emdiği kendisine kuvvet veren ve açlığını gideren süttür. Bir başka deyişle sütün yemek yerine geçtiği çağda emilen süttür. Fakat ekmek ve et gibi yiyecek maddeleriyle doyabilen, sütle doyamayacak çağa gelen kimseleri emdiği sütten dolayı süt akrabalığı meydana gelmez. 2060 numaralı hadisin şerhinde bu konuya tekrar değineceğiz; inşallah.
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar