SÜNEN EBU DAVUD
NİKAH BAHSİ
DEVAM: 6. “Soy Akrabalığından Dolayı Haram Olanlar, Emzirmeden Dolayı Da Haram Olur”
Ümmü Seleme (r.anhâ)’dan rivayet olunduğuna göre Ümmü Habibe; Ya Resûlullah, sende kız kardeşime karşı bir evlenme arzu(su) var mı dedi. (Resûl-i Ekrem de:) “Ne yapacakmışım?” diye sordu (Ümmü Habîbe de:) Onunla evlenirsin, diye cevap verdi. (Hz. Peygamber de:) “Kız kardeşinle mi?” deyince o: Evet, diye karşılık verdi. (Resûlullah:) “Sen bunu (gerçekten) arzu ediyor musun?” dedi. (Ümmü Habîbe:) Ben seninle (evli olan) tek kişi değilim ve bana hayırda ortak olmasını en çok arzu ettiğim kimse kız kardeşimdir, diye karşılık verdi. (Hz. Peygamber:) “(Bu olamaz), Çünkü o bana helâl değildir!” (Ümmü Habîbe:)
Allah’a yemin olsun ki bana anlatıldığına göre, sen Ebû Seleme’nin kızı Dürre’ye yahut Zerre’ye (bu kızın isminin Zerre mi, Düremi olduğunda râvi) Züheyr şüphe etti- dünürlük yapıyormuşsun? dedi. (Hz. Peygamber:) “Ümmü Seleme’nin kızına mı?” diye sordu (Ümmü Habîbe:) Evet, diye cevap verdi. (Resûl-i Ekrem de):
“Şunu iyi bil ki , (o kız) benim terbiyem altında üvey kızım olmasaydı bile, (yine de) bana helâl olmazdı. Çünkü o benim süt biraderimin kızıdır. Süveybe beni O’nun babasıyla beraber emzird. Binaenaleyh kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi bana teklif etmeyiniz” buyurdu.
Diğer tahric: Buharî, nikah, nefekat; Müslim, reda’; İbni Mace, nikah 1939; Nesaî, nikah; Ahmed b. Hanbel VI, 309, 423.
AÇIKLAMA:
Hz. Ümmü Habîbe validemiz, ResûU Ekrem’e kız kardeşi ile evlenmesini teklif edince Resûl-i Ekrem bu teklifi reddetmiştir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ “iki kız kardeşi bir arada almanız size haram kılındı”[Nisâ 23] buyurarak bir kimsenin iki kız kardeşle birden evlenmesinin haram olduğunu bildirmiştir. Bununla beraber Hz. Ümüm Habibe’nin Hz. Peygamber’e böyle bir teklifte bulunması ona dörtten fazla kadınla evlenme izni gibi özel olarak iki kız kardeşle birlikte evlenme izninin de verilmiş olabileceğini zannetmesinden ileri gelmiş olabilir.
Hz. Ümmü Habîbe’nin Hz. Peygamber’in evleneceğini duyduğu kızın isminde râvi Züheyr tereddüt etmiş, Dürre bint Ebî Seleme mi, yoksa Zerre bint Ebî Seleme mi olduğunu iyice kestirememiştir.
Metinde geçen “hicr” kelimesi, elbisenin ön tarafı mânâsına gelir. Burada ev, terbiye ve himaye anlamında kullanılmıştır. “Hacr” şeklinde okumak da caizdir.
Aslında üvey kızın üvey babasına haram olması için onun terbiye ve himâyesi altında bulunması şart değildir. Fakat âyet-i kerimede; “Birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız.”[Nisâ 23] buyurulduğu için Resul-i Ekrem de âyet-i kerimeye riâyet ederek; “terbiyem altında bulunan üvey kızım olmasaydı” demek suretiyle “üvey kızım” sözünü “fî hicrî: evimde” kelimesiyle kayıtlamıştır. Esasen usulde bilindiği üzere bu çeşit kaydlara kayd-ı ihtirazı değil, kayd-ı ekserî denir, ki hükmü kayıtlayıcı olmaktan uzaktır. Hükme konu olan meselenin genellikle içinde bulunduğu hali belirtmek için kullanılır.[A.K. Zeydan el-Vecîz, 236.]
Bir başka ifadeyle üvey kızın üvey babasına haram olması için onun himayesinde bulunması şart değildir. Fakat üvey kızlar genellikle üvey babalarının yanında bulundukları için bu kayıt getirilmiştir.
Resûl-i Ekrem’in ifâdesinden anlaşıldığına göre Ümmü Seleme’nin kız kardeşi Dürre (yahud Zerre) kendisine iki cihetten haramdır:
a. Üvey kızı olduğu için,
b. Süt kardeşinin kızı olduğu için.
Çünkü Ebû Leheb’in azatlı kölesi Süveybe hem bu kızın babası Ebû Seleme’yi, hem de Resûl-i Ekrem’i emzirmiştîr. Rivayet edildiğine göre hz. Süveybe Ebü Leheb’in cariyesi idi. Resûl-i Ekrem dünyaya geldiği gün doğum haberini Ebû Leheb’e eriştirdiği için Ebû Leheb bu müjdenin mükafatı olarak onu hürriyetine kavuşturdu. Hz. Hâlime’ye verilmeclen önce de onu bir süre emzirtti. Buhârî’nin rivayeti de böyledir.[Buhârî, nikâh] Bazı siyer kitaplarına göre ise, Ebû Leheb, onu Resûl-i Ekrem’i emzirttikten uzun müddet sonra ve hicretten önce hürriyetine kavuşturmuştur. Hz. Süveybe’nin İslâmiyeti kabul edip etmediği ihtilaflıdır. Ebu Nuaym’ın açıklamasına göre, onun müslüman olduğuna dair bir rivayet mevcut değildir. İbn Sa’d’m Tabakât’ında ifâde edildiğine göre hicretten önce Resûl-i Ekrem ve Hatice validemiz onu ziyaret edip izzet-ü ikramda bulunurlardı. Hatta Hz. Hatice bir defasında onu hürriyetine kavuşturmak maksadıyla Ebû Leheb’e gidip Süveybe’yi kendisine satması için rica etmişti. Fakat Ebû Leheb onu satmadı, ancak Resûl-i Ekrem Medine’ye hicret ettikten sonra hürriyetine kavuşturdu. Hz. Peygamber Medine’de iken de ona elbise ve diğer ihtiyaçlarım gönderirdi. Hicretin yedinci senesinde Hayber dönüşünde vefat haberini aldı.
Süheylî’nin Hz. Abbâs’dan rivayetine göre Ebu Leheb öldükten bir sene sonra kardeşi Abbas onu rüyasında çok kötü bir halde görmüş ve ona halini sormuş. Ebû Leheb de şöyle cevap vermiş: Ben sizden ayrıldıktan sonra hiç rahat yüzü görmedim. Ancak pazartesi günleri bana yapılan azab hafifletilmektedir. İbn Abbas’ın ifâdesine göre bu hafi iletilmenin sebebi, pazartesi günü Resûl-i Ekrem’in dünyaya gelişini Hz. Süveybe’nin Ebû Leheb’e müjdelemesi üzerine onun da fevkalâde sevinip Hz. Süveybe’yi hürriyetine kavuşturmasıdır.[İbn Hacer, Fethü’l-bârî, XI, 47.]
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar