SÜNEN EBU DAVUD
NİKAH BAHSİ
1. Nikah’a Teşvik
Alkame’den; demiştir ki: Minâ’da Abdullah b. Mes’ûd’la birlikte yürüyordum. Karşısına Osman (b. Affân) çıkıverdi ve Abdullah ile iki ikiye konuşmak istedi. Abdullah (kendisine) Osman’ın bir ihtiyacı olmadığını anlayınca, bana (hitaben): Ey Alkame sen de gel, dedi. Ben de hemen (yanlarına) vardım. Osman O’na; Ey Ebâ Abdurrahman, seni bakire bir hanımla evlendirsek ya! Olur ki nefsinden kaybettiğin bazı şeyler sana döner. Bunun üzerine. (Ebû Abdurrahman):
Sen böyle dedinse de ben Resûlullah (s.a.)’i; “Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin, çünkü evlilik gözü (harama) daha çok kapattırıcı, namusu daha çok koruyucudur. Sizden kimin gücü yetmiyorsa o da oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için hayalarını kesmek (gibi)dir.” buyururken işittim, dedi.
İzah:
Buhârî, savm, nikâh; Müslim, nikâh, Tirmizî, nikâh; Nesâî, nikâh, siyam; İbn Mâce, nikâh; Dârimî, nikâh; Ahmed b. Hanbel, I, 58, 378, 424-425, 432, 447.
Hadis-i şerifin ifâdesine göre Alkame (r.a.) Mina’da Abdullah b. Mesûd’la gezinirken karşılarında Osman b. Affân (r.a.) gelmiş Hz. Osman, Hz. İbn Mesûd’un bakımsız ve perişan halini görünce bekârlığından bu duruma düştüğüne hükmetmiş olsa gerektir ki, ona evlenmesini teklif etmek maksadıyla kendisiyle başbaşa konuşmak istediğini söylemiş. Hz. Ibn Mesûd da O’mm bu teklifini kabul etmiş. Hz. İbn Mesûd, Hz. Osman’la biraz konuştuktan sonra O’nun kendisiyle özel olarak daha fazla konuşma ihtiyacı duymadığını anlayınca biraz ileride beklemekte olan Hz. Alkame’yi de yanlarına çağırmış. Hz. Alkame yanlarına vardığı sırada Hz. Osman konuşmasına devam ederek Hz. İbn Mesûd’a bakire bir kızla evlenmesinin çok uygun olacağını söylemiş. Sözlerini bitirince Hz. İbn Mesûd da ona Resûl-i Ekrem’in bu konudaki sözlerini aktarmıştır.
Buhârî’nin rivayetine göre Hz. Osman, Hz. îbn Mesûd’a evlenmesini teklif ettiği sırada yanlarında Alkame (r.a.) bulunmamıştır. Hz. Alkame, yanlarına gelince sadece Hz. İbn Mesûd Resul-i Ekrem’in hadisini nakletmiştir. Aslında bu iki rivayetin arasında herhangi bir çelişki yoktur. Çünkü Hz. Osman (r.a.) Hz. İbn Mesûd’a yaptığı evlenme teklifini Alkame yanlarına geldikten sonra tekrarlamış olabilir.
Hz. İbn Mesûd’un Hz. Osman’a verdiği cevap şu iki mânâya gelebilir:
1. “Sen doğru söylüyorsun zaten Resûl-i Ekrem de bizleri evlenmeye teşvik etmişti,” manasına gelebilir.
2. “Sen böyle diyorsun ama evlenme teklifi gençlere yapılmalıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem gençleri evlenmeye teşvik ederdi. Fakat benim evlenmeye ihtiyacım yoktur,” anlamına gelir.
Metinde geçen kelimesini dört şekilde okumak mümkündür:
1. “el-Bâetü” şeklinde okunabilir en meşhur ve fasîh okunuş şekli budur.
2. Hemzesiz. olarak “el-bâtü” şeklinde okunabilir.
3. Hemzeli fakat tâ’sız olarak “el-bâu” şeklinde okunabilir.
4. “el-bâhetü” şeklinde okunabilir. Aslında konak yeri anlamına gelen “el-mübâetü” kökünden türetilmiş olan bu kelime cinsî münâsebet anlamına gelmektedir. Daha sonra evlenen bir erkek ailesine bir konak te’min edeceğinden dolayı bukelime nikâh mânâsında kullanılmıştır.
Hadis-i şerîfteki “bâe” kelimesiyle ne kastedildiği, ulemâ arasında tartışmalıdır. Bazılarına göre bundan murad nikâh masrafları, bazılarına göre de cinsel arzu ve kudrettir. Genellikle ulemâ ikinci görüşü daha isabetli bulmuşlardır. Bununla beraber netice itibariyle iki görüş arasında köklü bir ayrılık yoktur. Neticeleri aynıdır. Cümlenin mânâsını aynı hadise istinaden [Bk. Ebu Davud 2046 no’Iu hadis.] şu şekilde ifâde etmek mümkündür: “Ey gençler sizden kim evlenme masraflarına ve cimaya gücü yetiyorsa hemen evlensin, mali imkân olmadığı için evlenemeyen de oruç tutsun. Bu suretle âdeta hayalar çıkarılmış gibi şehveti kırılmış olur.”
Hadis Ansiklopedisi Trke Hadis Kaynaklar